Rotterdam Rijnmond Bölgesi Müslüman Kuruluşlar Üst Platformu (SPIOR) Başkanı Mehmet Akbulut:
“SPIOR, kendisiyle yüzleşmeli, tabanıyla bütünleşmeli ve kendini yeniden yorumlamalıdır”

Mehmet Akbulut Kimdir?
1961 Kayseri doğumlu olan Mehmet Akbulut, ilk, orta ve lise tahsilinin bir bölümünü Türkiye’de tamamlar. 1978 yılında henüz 17 yaşındayken aile birleşimi çerçevesinde Hollanda’ya gelen Akbulut, buradaki yaşamı anlama ve algılamaya çalışmış ve bu süre içerisinde de vasıfsız olarak, temizlik, kaynakçılık, inşaat gibi pek çok sektörde çalışmış. Başta Millî Görüş Teşkilatları Genel Sekreterliği olmak üzere, MÜSİAD kurucu başkanlığı, IOT Sekreterliği, İslam Okulları Platformu’nun (ISBO) sekreterliği ve pek çok cami, cemiyet, dernekte hizmetleri olan Akbulut hâlen SPIOR başkanlığını yürütmekte. Evli, 5 çocuk, 6 torun sahibi
“Müslümanlar her şeyi başkalarından bekleme psikolojisinden kurtulmalı”
Hem bir otobiyografi hem de göç tarihini ele alan ve Hollandaca olarak yayımlanacak olan “Andere Mansland” adlı kitabı yakın bir zamanda okuyucuyla buluşacak olan Mehmet Akbulut’u makamında ziyaret ederek hoş bir sohbet gerçekleşirdik. Onu, sürekli insanlara hizmet ederken bulduk ve hep ön saflarda idi. Müslümanların teşkilatlanmasında, ticaret alanında örgütlenmesinde, eğitim müesseselerinin oluşmasındaki çalışmalarda o hep ön saflarda mücadele etti.
Onun bu ülke ve bu ülke insanları için söyleyeceği çok şey vardı. SPIOR Başkanı olarak 5 ay önce göreve başladı. Büyük bir organizasyon olan SPIOR’u konuştuk. Ama o daha çok Hollanda’daki Müslüman toplumun geleceğine dönük düşüncelerini anlattı. SPIOR için yeni bir yol haritası belirlediklerini ve bu manada toplumu harekete geçireceklerini ifade eden Akbulut, Müslümanların bu ülkeden de cennete gidebileceklerinin altını çiziyor.
Akbulut ile yapılan bu sohbetten keyif alacağınıza ve hayli istifade edeceğinize inanıyor, söyleşiyle sizleri baş başa bırakıyoruz...
İnsanlığa adanan ömür...
1980 yılında Maraşlı Hoca diye bilinen bir âlimin “ben size Kur’an eğitimi verebilirim” demesiyle Millî Görüş hareketiyle tanışan Akbulut, bu tarihten sonra bu hareketin farklı kademelerinde görev alır.
“Gençlik hevesi ve macerası” diye nitelediği bu harekete girişinin daha sonra bir “sevda” ve “dava”ya dönüştüğünü ardından da bir “kimlik” hâlinde yaşamında yer oluşturduğunu ve kendisini o kimlikte bulduğunu ifade eden Akbulut, teşkilatın verdiği bu kimlik ve motivasyon ile pek çok arkadaşıyla birlikte hem bu topluma hem de içerisinde yaşadığı ülkeye pek çok katkıları olduğuna vurgu yapıyor.
Bu durum 1984 yılına kadar sürer. Bu tarihten sonra “Eğitimin neresinde kalmıştır” diyerek tahsil hayatını yeniden başlatır ve 1989 yılında Rotterdam’da bulunan Sosyal Akademi okulundan mezun olur.

Akbulut, bundan sonraki serüvenini şu sözlerle özetliyor:
“Kendisine faydası olmayan insanın topluma katkı sunacağına inanmıyorum. Bunun için de insanın kendini yetiştirmesi, eğitmesi donanımlı hâle gelmesi ve bu toplumla yüzleşebilmesi gerekiyor. Bunu da teşkilat içerisinde verilen kimlik eğitimi ve dışarıda alınan akademik eğitimle bütünleştirerek tamamladım.
Teşkilat bünyesinde hizmet veren Selam GMBH adlı şirkette işletme sorumlusu olarak işe başladım. Benim hedefim sosyo-politik alanda bir mücadele vermekti ama teşkilatın bu manada benden beklentisine müspet cevap vermek maksadıyla böyle bir oluşum içerisinde yer aldım.
Oradan ayrıldıktan sonra bir arkadaşımla 1992 yılında TURNED adlı bir gıda toptancı şirketi kurduk. 1997 yılına kadar süren bu işimizi de sonlandırdıktan sonra İslam ilk ve orta okullarında 10 yıllık bir çalışma geçmişim oldu. Eğitim alanındaki bu uzun soluklu hizmetin ardından 3 yıl gibi Doğuş Media Group’da Halkla İlişkiler Müdürü olarak hizmetimiz oldu. Oradan da ayrıldıktan sonra son üç yıldır danışmanlık ve proje alanında hizmet veren şirketimizin başındayız. Saydığımız alanlar işin profesyonel yanı. Bir de toplumda paylaşılmayan ancak bilinmesinde fayda olan kamu yararına olan işlerle de uğraştım.
SPIOR’un tarihçesi hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?
Rotterdam Rijnmond Bölgesi Müslüman Kuruluşlar Üst Platformu (SPIOR), İslam okullarının kuruluşuyla birlikte 1988 yılında faaliyetlerine başladı. Kuruluş aşamasında Kadir Canatan’la birlikte Ali İhsan Ünal Bey’in başkanlığını yaptığı dönemlerde de bu oluşuma katkılarımız olmuştu. Rotterdam Belediyesinin yoğun bir talebiyle, İslam okullarının açılmasıyla birlikte doğabilecek sorunları ortadan kaldırmak ve din derslerinin tek bir kurum vasıtasıyla verilmesi gayesiyle hayata geçirilmiş bir kurum. Daha sonraları faaliyet alanları genişletilmiş ve bugünkü hâlini almıştır.
SPIOR, Rotterdam Rijnmond bölgesinde, 20’ye yakın farklı milletten, 66 Müslüman kuruluşunu temsil eden bir platform. Daha doğrusu, Rotterdam ve çevresinde Müslümanların büyük bir kısmını temsil eden, onların sorunları ile ilgilenen, onların sorunlarına çözüm bulmaya çalışan, proje üreten ve aynı zamanda Hollandalı kurum ve kuruluşlar ile ortak çalışarak kamuoyu oluşturan bir platform. Bunun yanı sıra, kurumların bulundukları bölgelerdeki merkez veya yerel belediyeler ile iyi ilişkiler içerisinde bulunuyor. Dolayısıyla, bu gibi kurumlarda Müslümanların temsilciliğini yapma gibi bir sorumluluğu bulunuyor.
Aslında SPIOR kurumu, Hollanda’da bir ilk. Başka, bu türde bir yapılanma yok. Farklı ülkelere de örnek gösterilecek bir yapı. Biliyorsunuz, Müslümanlar dünyanın her yerinde ciddi sıkıntılar yaşıyorlar. Daha doğrusu kamplara bölünmüşler, darmadağınlar. Kendi içlerinde, sorunlar yaşıyorlar. Rotterdam çevresindeki Müslümanlar ise bu akışın tam tersine, birlik ve beraberliği sağlama adına bir araya gelmişler. 27 yıldır SPIOR’un bu çalışmaları devam ediyor. Rüştünü ispatlamış olan bir platform. Müslümanların, Hollanda toplumu içerisinde entegrasyonunu, katılımını ve birlikteliğini sağlamak ve en iyi şekilde kendilerini ifade edebilmelerine zemin hazırlamak amacı ile kurulmuş bir platform. Türklerden, Bosnalılardan, Faslılardan, Surinamlılardan, Pakistanlılardan, Hintlilerden ve farklı milletlerden oluşan insanlar, bu platform içerisinde yer alıyorlar. Bu kurumların büyük bir kısmı, birinci nesil tarafından kurulan kurumlardır.
Böyle önemli bir kurumun toplum tarafından tanınmama gerekçesi nedir?
SPIOR, yüzünü daha çok lokal hükümetlere çevirdiği için kendi tabanını çok fazla hareket ettirememiş olması yeterince tanınmama sebebi olabilir. Bir de idari mekanizmadaki hantal ve yanlış yürütme bu noktadaki en büyük etken bence.
Neden böyle bir politika izlenmiş, bu doğru mu?
Hayır, değil. Bunun doğru olmadığını şimdilerde izlenen yerel ve merkezi hükümetlerin politikalarında görmek mümkün. Bu gibi kurumların oluşması için çaba sarf eden üst kurullar, daha sonra bu oluşumların bitirilmesine dönük politikalar uyguluyorlar. Verilen yardımlar kesiliyor zamanla, ya da verdikleri zaman kurumun amacı dışında çalışmalar yapması isteniyor. Veren el sürekli talep edendir. Eğer birilerine bağlı olursanız, sizin kuruluş felsefenize aykırı olan program ve projeleri de hayata geçirmek zorunda kalırsınız. Bundan dolayı SPIOR yeni bir yol haritası belirlemeli ve belediyenin yardımına ihtiyaç duymadan faaliyetlerini sürdürmelidir. Bu bütçe, üyelerin katkılarıyla olabilir, farklı fonların desteğiyle olur ama böyle olmalıdır. Bu böyle olunca, SPIOR üyeleriyle buluşacak, yapılan çalışmalar tabanının görüşüyle örtüşecektir. Elbette bugüne kadar temsil ettiği halkla bütünleşecek pek çok etkinlik yapıldı ancak, bunun daha somut ve yaygın hâle getirilerek tabana yayılmasını istiyorum. Müslüman toplumun gündemine SPIOR’u koymak, bu kurumun varlığını ve önemini hissettirmek, SPIOR’la birlikte hareket etmenin gereğini hatırlatmak için yoğun bir çalışma programı ortaya koyacağız. Bunu fark ettireceğiz ve bunun sonucunda da artı değerler ortaya çıkacaktır.
Müslümanların sorunlarının giderilmesi yönünde ve belediye ile ilişkilerde önemli bir platform olan SPIOR farklı bir misyona sahip. SPIOR ne devlete ne de herhangi bir cemaate bağlı olmayan, bağımsız bir oluşum. Bu platform kendi tabanından çok başkalarının sözcülüğüne soyunmuş olursa, kendi kuruluş felsefesi dışında bir işlev üstlenirse kendisini lağvetmiş olur. Bu lağvediş resmi olmasa da, mantalite ve fikri olarak gerçekleşmiş olur. SPIOR’un ayakta kalmasının ve sürekliliğinin temel şartlarından olmazsa olmazları, kendisiyle yüzleşmesi, tabanıyla bütünleşmesi ve kendini yeniden yorumlamasıdır.
Nasıl bir yorum gerekiyor?
Bir toplumuz birden değiştirmek kolay değil. Bunun için büyük bir emek ve özveri gerekiyor. Yapacağınız çalışmaların bir altyapısı olması ve onun inandırıcı olması lazım. Bu vizyon değişikliğini anlatacak insanın olması lazım. Tabanın sizin yapacağınız işe inanması lazım. SPIOR büyük bir organizasyon ve müthiş bir potansiyel. Ancak üyeler tarafından yeterince kullanılamıyor. Bu yapıyı hantal hâle getiren bir başka durum da, eleman eksikliği bahanesiyle yıllardır orada bulunan elemanlardır. Yeni ve güçlü bir idare oluşturma aşamasındayız. Ondan sonra bu yapıyı hantallıktan kurtaracağız. Biz gönüllüyüz ama profesyonel çalışan elemanların da sevk ve idaresi bizim oluşturacağımız idarenin gücüyle orantılıdır.
Nasıl bir SPIOR var kafanızda?
Bize bu görev 3 yıllığına tevdi edildi. Tüzük gereği ikinci bir seçilme şansı yok. Bu 3 yılı sağ-salim bitirirsek, geride, güçlü bir kurum bırakmak istiyorum. Bunun için de kafamda planladığım ve hayata geçirmek istediğim birkaç hedef var.
Bunlardan birincisi ve en önemlisi SPIOR, tekrar kendi toplum ve tabanıyla buluşmalı, kucaklaşmalıdır. SPIOR’u oluşturan insanların bu kurumla aidiyetleri sağlanmalıdır. Denetleme Kurul toplantısına katılım son derece düşük. Bunu en yüksek seviyeye çıkaracağız. Buna dönük etkinliklerimiz olacaktır. Eğer bir kurumda aksaklıklar, eksiklikler varsa bunu dışarıdan değiştirmek ve düzeltmek mümkün değil. Burası bir platform, gelin, katılın, mevcut idareyi yönlendirin, tavsiyelerinizi ve tekliflerinizi söyleyin ve hep birlikte hem toplumumuzun hem de kurumlarımızın vizyonunu müspet manada değiştirelim.
İkincisi ise, Diyanet camiasını ve onun bağlantılı olduğu dernekleri SPIOR’a dahil etmek, üye yapmaktır. Hollanda’da Müslüman toplumu oluşturan üç önemli damar var. Bunlar, Diyanet, Millî Görüş ve Süleyman Efendi camiası. Geçmişte bazı olumsuzluklar yaşanmış ve Diyanet bu oluşumda yer almamış. Ancak bu, bundan sonra yer almayacak anlamına da gelmez. Diyanet’in bu kurumda temsil edilmemesi bence büyük bir eksiklik. Bu güçlü yapının SPIOR’da olması hem kurumu hem de katılımcıları güçlendirecektir. Bu birlikteliği gerçekleştirmek için girişim ve çalışmalarımız sürüyor. SPIOR, grup, meşrep, tarikatların değil Müslüman toplumun platformu. Herkesin hakkını koruyan bir kurum. Diyanet’in katılımıyla bu eksiklik de tamamlanmış olacaktır. İnşallah bu çağrımıza Diyanet camiamız olumlu cevap verir.
Yapılan tenkitler haksız mı yani?
Doğru olanı var elbette. Ancak uzaktan, “şu şöyle olmalı, bu böyle olmalı” demek yerine, gelip içerden bu işi düzeltmek en doğru olanıdır. Ağzına bir parmak bal sürmedikçe, istediğin kadar balın adını ağzına al, dilin tatlanmaz. Eleştiri ve boş söylem yerine, eylem yapmak lazım. Üye olanın toplantılara eksiksiz katılmaları, üye olmayanların da biran önce bu kuruma üye olarak desteklemeleri ve güçlendirmeleri lazım.
Nasıl bir idare yapılanma var?
Denetleme Kurulu’nda (Raad van Toezicht) üye olan bütün kurumlar birer üyeyle temsil ediliyorlar. Yıllık 3 kez toplantı yapılıyor. Bunlar arasından belirlenen Günlük İdare (Dagelijks Bestuur) 6 kişiden oluşuyor. Ben bu sayının yeterli olmadığı kanaatindeyim. Çalışmalarımız arasında günlük yönetimini 9 ya da 11’e çıkarmak da var. Bir de ofis de çalışan müdür ve 8 kişilik bir personel var. Herkes temsil ediliyor, herkes söz sahibi. Katılım oranında idare belirleniyor. Demokrat bir yapı var. Bu bağlamda SPIOR’u tekrar gün yüzüne çıkarmak ve onu hak ettiği yere getirmek için çalışacağız.
Üye olma şartı nedir?
Tüzüklerinde “İslami” olduğu belirtilen her oluşum SPIOR’a üye olabilir. Hiçbir finansal, aidat sorumluluğu yoktur. Daha fazla hak talep edebilmek, daha fazla bu topluma katkı sunabilmek, okullarda din eğitimini sağlıklı bir şekilde verebilmek için güçlü bir yapı oluşturmak gerek. Eğer SPIOR güçlenirse, dil eğitiminde de bazı talepleri yerine getirebilir. Birlik olursak, kaynak oluşturursak bu sorunları birlikte çözebiliriz. SPIOR’da belirleyici faktör Türk toplumudur. Eğer katılımcı olursak, sorunlarımızın belirleyicisi ve gidericisi de biz oluruz.
Rotterdam’ın 6 kişiden biri Müslüman. 100 bin insan büyük bir sayı. Toplumu meydana getiren sosyal, eğitim, ticaret ve diğer alanlarında çalışmak için bizlere büyük bir görev ve sorumluluk düşüyor. Bunun hakkını vermek gerek. Bu çalışmaları bizim adımıza başka biri yaparsa, bu yukarıdan aşağıya bir dizayn olur ki, bu sağlıklı bir yapılanma olmaz. Bunu biz aşağıdan yukarıya doğru, insanların katılımıyla birlikte yapmalıyız. Bunun için de hem etkinliklerimize hem de yönetime insanlarımızın katılmasını özellikle arzu ediyoruz. Zira bu ülke bizim. Biz buradan cennete gideceğiz.
SPIOR’a neden üye olmak lazım?
SPIOR ilk kurulduğunda bütçesinin tamamı belediye tarafından sübvanse ediliyordu. Şimdi bu oran yüzde 10’lara düştü. Bütçesini, fonlardan ve projelerden karşılıyor. Ben bu durumun iyi tarafının olduğunu da düşünüyorum. Zira, daha bağımsız hareket edebilme imkânın artıyor.
Rotterdam’daki 100 bin Müslümandan bahsediyoruz. Kişi başına günlük 1Euro verilse günde 100 bin Euro’luk bütçe oluşur. Kimseye yalvarmadan Müslüman kendi müesseselerini sübvanse eder, ayakta tutar, yaşatır, hatta ihtiyaç sahiplerini de gözetir, kollar. Her örgütün önceliği farklı olabilir ancak SPIOR olarak Müslüman toplumun yüzünü buraya döndürme gayret içerisinde olacağız. Yatırımlarımızı yapmak için adımlar atacağız, girişimler başlatacağız. Eğitim, evden alınan çocuklar gibi alanlarda bir fon oluşturmalı ve yardımlarımızı bu alana kanalize etmeliyiz. Müslüman, başkalarının eline bakmamalı, başkalarının vereceği yardıma muhtaç olmamalı. Öyle olursa, alan el veren elin sözcüsü ve maşası hâline gelir. Müslüman kendi gücüne inanması lazım. Faslı kardeşler bir cami almışlar. Bizde davetliydik. Onlara “Sakın dışarıdan para toplamaya gitmeyin. Para sizde, güç sizde, yeter ki buna inanın” dedim ve İstanbul’daki ‘Sanki Yedim Camii’nin öyküsünü hatırlattım. Biz geleceğimizi inşa etmek ve geleceğimizin başrol aktörleri olmak istiyorsak biz katkı yapacağız. Bu nedenle, ben üyelerin SPIOR’a aidat vermeleri taraftarıyım. Buradan hareketle, eğitim fonu, yaşlılar fonu, bakıma muhtaçlar fonu, evden alınan çocuklar fonu gibi farklı fonlar oluşturulmalı ve kendi ihtiyacımızı kendimiz karşılamalıyız. Devletin omuzuna yük olmaktan kurtulmalıyız. Elbette devlete vergi veriyoruz onun da bize dönüşümü çok doğaldır ancak, veren el size son sözü söyler ve dönüştürür. Bundan dolayı bizim üzerinde çalışmamız gereken diğer bir konu da, üyelerin SPIOR’a aidat ödemelerini sağlamak. Böyle olunca, hem üye olan dernek işin önemini kavrayacak, hem de SPIOR
Gelecek nasıl görünüyor?
Hollanda’da bir milyonu aşkın Müslümanın varlığından söz ediyoruz. Bu sayı gerçekten düşünce olarak da böyle mi? Bu toplumda Müslüman olarak kalabilecek miyiz, Müslüman kimliğimizi muhafaza edebilecek miyiz? Bu kimlikle Hollanda toplumunda nasıl yer edineceğiz? Bunun altyapısı hazır mı? Buradan elbette insanlar farklı ülkelere gidecekler. Ancak büyük bir oran burada kalacak. İşte burada kalan Müslüman toplumun 25 ve 50 yıl sonrasının hesabı kitabı yapılmalıdır. Bunları kurumsal bir perspektifle değerlendirmek lazım. Bunun için de SPIOR bize önemli bir imkân sağlıyor.
1987 yılında düzenlenen ve Rahmetli Erbakan Hoca’nın da katıldığı “Avrupa Müslümanlar Meselesi” adlı bir konferans, bir yıl sonra İslam okullarının açılmasına vesile olmuştu. Sık sık anlatılan bir misal vardır: “Bir mıh bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır”. Buradan hareketle her bir Müslümana büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Hiç kimse de yaptığı çalışmayı ve verdiği hayrı küçümsemesin. Bu gücü sevk edebilecek düzgün yapılanmalara ihtiyaç var. SPIOR böyle bir misyon, böyle bir vazife üstlenebilir. Her şey hazır, iş sadece Müslümanların kolları sıvayarak işe başlamasına kalıyor. Eylül ayı itibariyle yeni ve güçlü bir yönetimle belirlenen hedefler doğrultusunda çalışmalara başlayacağız......