Ak Parti Milletveki Yeneroğlu, Davutoğlu adına gönderilen mektuplar hakkında önemli açıklama yaptı


  • Kayıt: 22.10.2015 12:51:00 Güncelleme: 22.10.2015 18:18:00

Ak Parti Milletveki Yeneroğlu, Davutoğlu adına gönderilen mektuplar hakkında önemli açıklama yaptı

 

“Avrupalı Türklerin adayı” olarak öne çıkan Yeneroğlu  Amsterdam’da STK temsilcileri,İş adamları ve partililere hitap etti.

 

Katılımcıların sorularınıda cevaplayan Yeneroğlu, Ak parti iktidarında yapılanları ve yapacaklarını maddeler halinde sıraladı. Son dönemde başbakan Davutoğlu tarafından gönderilen mektuplar hakkındaki sorumuza şu cevabı verdi.

 

Yıllardır Avrupalı Türkler görmemezlikten gelinmiştir.Ak Parti iktidarı ile Avrupalı Türklere seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. İki dilli anaokulları,burs ve emeklilik gibi birçok hususta yapacağımız çok iş var.Haziran seçimi öncesi HDP’de Avrupa’daki vatandaşlarımıza mektup göndermiş hiçbir sorun olmamıştır.Yüksek Seçim Kurulu’ndan isteyen parti adres bilgilerini alarak mektup göndere bilir.

 

 Ak Parti Milletveki Yeneroğlu, Davutoğlu adına gönderilen mektuplar hakkında önemli açıklama yaptı

 

 

Esnaf ziyaretleri

 

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Amsterdam’da esnaf ziyaretlerinde bulundu. Daha sonra Yeneroğlu Amsterdam RaiKongre Merkezinde tertiplenen 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için oy kullanan vatandaşları ziyaret etdi.

 

Ak Parti Milletveki Yeneroğlu, Davutoğlu adına gönderilen mektuplar hakkında önemli açıklama yaptı

 

Avrupalı Türklerin temel meseleleri

 

Ak Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ile Yurtdışı Türklerin güncel meselelerini ve  Avrupalı Türkler için hâlâ zaman zaman kullanılan “gurbetçi” tanımının eksiklerini konuştuk.

 

10-15 sene öncesine kadar Türkiye siyasetinde yurtdışı Türklere yönelik “döviz girdileri” ötesinde bir yaklaşımın varlığından bahsedilmesi çok zor. Fakat bu “misafir işçilerin” bulundukları ülkelere ailelerini, çocuklarını getirip, oralarda kalıcı hâle geldikleri on yıllar sonra kabul edilince bu durum hem ilgili ülkeleri, hem de Türkiye siyasetini yeni meydan okumalarla karşı karşıya bıraktı. Bununla birlikte bu süreç esnasında Batı Avrupa’da birçok ülke Türkiye kökenlilerin, bulundukları ülkelerde kalıcı hâle gelmelerine, o ülkelerin asli unsurları olmalarına şüphe ile yaklaştı.

Uyum siyasetlerini, farklı din ve kültürel arka plana sahip olan insanların kendi ulus devletleri için sorun/tehdit oluşturabileceği fikri üzerine inşa ettiler.

 

 

Ak Parti Milletveki Yeneroğlu, Davutoğlu adına gönderilen mektuplar hakkında önemli açıklama yaptı

 

Avrupa Değerleri

 

Bugün Avrupa’nın birçok yerinde Türkiye kökenlilerin Türkiye ile ilişkilerinin sorunsallaştırılması, Türkçe eğitimin önüne sayısız engel çıkarılması, dindarlığın kamusal alana yansımalarının haksız ve mesnetsiz bir şekilde “radikalizm” işaretleri olarak değerlendirilmesi, farklı kültürel uygulamaların olumsuz sıfatlarla betimlenmesi bu yaklaşımın olumsuz sonuçlarıdır. Dolayısıyla Avrupalı Türklerin karşı karşıya kaldığı en temel mesele, “Avrupa değerleri” ve Avrupa’nın kendi iddiaları ile çelişecek bir şekilde dışlayıcı, ötekileştirici ve yaftalayıcı yaklaşımlara ve artık kökleşmiş bir İslam düşmanlığına muhatap olmalarıdır. Bu durum “Türk” ve “Müslüman” kimliğini olumsuz etkiliyor. Aynı zamanda, Türk dil ve kültürünün muhafaza edilmesi ihtiyacını, dinî tedrisat ve dinî yaşam taleplerini ne yazık ki “paralel toplum” tartışmaları üzerinden okuyor. Bu da şu an Avrupa’da Türkçe ile ilişkisini kaybetmek üzere olan bir neslin oluşmasına sebebiyet veriyor. Biz siyasilere, çok dilli, çok kültürlü insanların, tüm taraf ülkeler için, tehdit değil ciddi birer kazanım olacağını anlatmak görevi düşüyor.

 

 

Ak Parti Milletveki Yeneroğlu, Davutoğlu adına gönderilen mektuplar hakkında önemli açıklama yaptı

 

Gurbetçi Türk

 

Gurbetçi kavramı, Türkiye’den bakış üzerine inşa edilmiş bir kavram. Bu kullanım yurt dışında yaşayan, yarısından fazlası yaşadıkları ülkelerde doğmuş ve o ülkelerin asli unsurları hâline gelmiş olan, günümüzde artık dördüncü nesilden gençleri de içine alan dinamik ve heterojen bir grubu ifade etmiyor. Bu kavram daha ziyade sezonluk işçileri çağrıştırıyor. “Gurbetçi” kelimesinde yurt dışındaki vatandaşlarımızın kendilerini sadece “anavatana özlem” üzerinden tanımladıklarına dair yanlış bir ön kabul var ve bu ön kabul, yurt dışındaki vatandaşlarımızın kronikleşmiş sorunlarını gün yüzüne çıkartmaya matuf bir yaklaşımı mümkün kılmıyor.

 

Bilakis sanki yurt dışındaki vatandaşlarımızın yegâne sorunu Türkiye’den uzakta yaşamaları ya da “doğdukları topraklara” hasret duymalarıymış gibi bir algı var. Bu yaklaşım, onları içinde bulundukları ülkelerde güçlendirebilecek ve destekleyecek bir yaklaşım değil.

 

Öte yandan yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın birçoğu için “göçmen” kavramı da doğru değil, zira bugün bilhassa Batı Avrupa’da yaşayan insanlarımız, 1960’lı yıllarda işçi göçüyle gitmiş olan büyüklerimizin torunları ya da torunlarının çocukları; yani üçüncü ve dördüncü neslin bir “göç” tecrübesi yok. Dedelerinden daha farklı bir sosyalizasyona, anavatan Türkiye ile ve içinde yaşadıkları ülkelerle daha farklı ilişkilere sahipler. Birçoğu “Ya orası, ya burası” yerine, “hem orası, hem burası” şeklinde çoğul bir aidiyeti benimsiyorlar. Birçoğu ulusaşırı bağlara sahip, çift dilli ve böylelikle her iki ülke için de müthiş bir zenginlik arz ediyorlar.

 

Tüm bu sosyal, hukuki ve duygusal çerçeveyi “gurbetçi” kavramı elbette karşılamıyor, tam aksine Türkiye’den diasporaya yaklaşımdaki hatalara dikkat çekiyor. Öte yandan bir topluluğa diaspora diyebilmemiz için bazı şartların yerine getirilmesi gerekir.

 

Yaşadıkları ülkelerdeki çoğunluk toplumundan farklı bir kültürel/dinî kimliğe sahip olmaları, örgütlenmeleri ve anavatanla canlı ilişkilerin kurulması gibi etkenler söz konusu.

 

Bu etmenlerin hepsi “gurbetçi” denilen insanlarda mevcut: Farklı bir kültürel, dinî, mezhepsel kimlikleri var ve birçoğu bu kimliğe sahip çıkıyor. Ciddi bir örgütlenme söz konusu ve anavatanla canlı ilişkileri var. Dolayısıyla Batı Avrupa başta olmak üzere bu özellikleri gösteren insanlarımızı, bu kavram her ne kadar farklı olumsuz çağrışımlara sahip olsa da- modern diaspora tabirinin içerisinde tanımlayabiliriz.

 

Burada esasen kavramın kendisi ya da hangi kavramı kullandığınızdan ziyade, diasporaya bakışın bir bütün olarak değişmesi ihtiyacı kendisini gösteriyor. Bu konuda Türkiye’de bir farkındalığın oluşması gerek. Diasporaya yönelik etkin uygulamaların öncüsü olacak olan da bu farkındalığın ve değişen yaklaşımın kendisi.

 

 

Mustafa Yeneroğlu:

 

AK Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Mustafa Yeneroğlu, 30 yıla yakın bir süre İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) bünyesinde Avrupalı Türklerin, yaşadıkları bölgelerdeki meseleleriyle yakından ilgilendi. Hukukçu kimliğiyle Avrupa sivil toplumunda aktif rol oynayan Yeneroğlu, aynı zamanda haber-yorum dergisi “Perspektif” ile kültür-sanat-felsefe dergisi “Sabah Ülkesi”nde de yöneticilik yaptı.