Hayat Üniversiteleri ve Yaşantımızda Yaşanmamış Mutlu Yaşamlar
Bazen insanlar sosyal medyada eğitim bilgisi ve takip edilen kurum bölümüne "Hayat Üniversitesi" yazarlar. Resmi ve yasal bir eğitim kurumu olmamasına rağmen, bu ifadenin ne anlama geldiğini ilerleyen yaşlarda ve tecrübe kazandıkça çok daha iyi anlıyoruz.
Zaman geçtikçe ve yaşam tecrübesi biriktikçe, farklı insan karakterlerini ve ilişki dinamiklerini gözlemleyerek öğreniyor; kendi ayaklarımızın üzerinde daha sağlam basarak yaşamak zorunda kalıyoruz.
Tedbirleri ve Yaşam Biçimlerini Yeniden Düzenlemek
İnsan ilişkileri, kazanç, gelir-gider dengesi, aile yapısı, yaşanılan şehir, ülke, ekonomik, sosyal ve kültürel faktörler yaşam biçimimizi doğrudan belirliyor. Çok çalışıp çok kazandıkça, buna paralel olarak daha fazla harcama kültürü de gelişiyor. Tabii gelir ve giderle eş oranda hobilere ayrılan bütçe ile ihtiyaç sahiplerine verilen zekat, sadaka veya yapılan sosyal yardımlar (Caritas) da artış gösteriyor.
Mutsuz Toplumdan Mutluluk Filizlerine
Son 5 yıla baktığımızda Hollanda’daki insanların daha az mutlu, daha karamsar olduğunu görmek mümkündü. Bu mutsuzluğun arkasında pandemi, enflasyon, yüksek gıda fiyatları, enerji krizi ve Rusya-Ukrayna ya da ABD-İran gerilimleri gibi krizler vardı ve olmaya da devam ediyor.
Buna rağmen Hollanda toplumunun mutlu olma ve yüksek standartlarda yaşama arzusu oldukça güçlüdür. Evrensel yaşamın Avrupalıya göre mutluluk tanımı ve hissi Doğu'dan farklılık gösteriyor. Avrupa’da bireysel hedeflerin odağında tek bir amaç var: Mutluluk (Geluk). Doğu ve Şark kültürlerinde ise ömür; "Ben" ile "Biz" (Ik en wij) arasında sıkışan, kişinin kendini yeterince tanıyamadığı veya bu hakkın sunulmadığı bir döngüde geçebiliyor.
Sabah televizyonu açtığımızda küresel et, süt, ekmek ve sebze fiyatlarındaki astronomik artışları görmek bile o anlık başkalarının adına mutsuz olmamıza yetip artıyor.
Mutluluk Yaşamın Gıdasıdır
Yaşam anlardan ibarettir. Hem şu anı yaşarken hem de gelecekte mutlu kalmayı başarmamız gerekir. Mutluluk; küçük de olsa satın alınamayacak, değer biçilemeyecek ve satılamayacak kadar kıymetli, ruh halimizi besleyen bir duygudur.
İşte bu yüzden, güne küçük şeylerle de olsa mutlu, iyimser, sevecen ve yeni heyecanlarla başlamak gerek. Yüzyıllardır süregelen insan mutluluğunda ve mutsuzluğunda temel bir değişim yok; sorun da çözüm de yine insanın kendi içinde ve yaşadığı çağın şartlarında gizli.
Tutuk ve Utangaç Anadolu Genci
Yaşadığım her dönemin zararını gördüğüm kadar faydasını da gördüm. Kendi hakkı olanı isteme ve gerektiğinde parmak kaldırabilme becerisi (assertiviteit) Hollanda’da oldukça kritik bir yere sahip. Burada kendimizi eğitimde rekabete dayalı, kapitalist ve liberal bir sistemin içinde buluyoruz.
"İstemeyerek oldu, kaza, kusur, özür, kabahat, pardon, excuus, sorry, het spijt mij, neem het mij niet kwalijk..."
Hollanda’da özür dilemenin geniş imkanlarını ve kültürünü öğrendik. Peki neden bu kadar önemli? Medeni insan ilişkilerinde kişi kendi hatalarını görebilirse, karşısındakinin kontrolden çıkabilecek duygularını ve olası tepkilerini en az %50 oranında dizginlemiş olur.
İstanbul’da Bir Özür Dileme Anısı
Haziran 1980... Öğretmen lisesini bitirdikten sonra İstanbul’da ablamın yanına, üniversite sınavlarına hazırlanmaya gitmiştim. O yıllarda Bakırköy’de şık giyimli, elit bir kesim dikkatimi çekiyordu.
Bir gün kaldırımda beklerken arkamda duran temiz giyimli bir hanımın ayağına istemeden bastım. Bir an yüz yüze geldik ama ne diyeceğimi bilemedim. Nevşehir’de, Göre’de bize öyle her durumda özür dilemeyi öğretmemişlerdi ki... Benden bir tepki gelmeyince bayan kızarak, "Sen önce bir özür dilemesini öğren!" deyip yürüdü gitti. O an için çok büyük bir tepki vermemiştim çünkü o yaştaki zihinsel gelişimim henüz öz eleştiri (feedback) yapabilecek olgunluğa ulaşmamıştı.
Oysa bugün baktığımda, anlık kullanıma uygun ne kadar çok eş anlamlı özür ifadesi olduğunu görüyorum: Sorry, pardon, excuus, neem mij niet kwalijk, vergeef mij, excuseer, het spijt me...
Nereden Nereye?
Şu an geldiğim noktada, kendine özgüvenle ve yaşam tecrübesiyle rahatça "Pardon" veya "Özür dilerim" diyebilmeyi medeni bir insanın saygı ifadesi olarak kabul ediyorum.
Nereden nereye gelmişiz... Yıllar içinde bana yol gösteren dostlarım, hocalarım, öğretmenlerim, üstatlarım ve meslektaşlarım olmasaydı bu akşam bu yazıyı tamamlamam imkansız olurdu. Hepsine sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Kusura bakmayın, oldukça kıymetli zamanınızı aldım.
Mustafa Nejat Sucu