Başka Bir Göze ve Söze Gerek Var mı?


  • Kayıt: 15.10.2026 12:21:48 Güncelleme: 15.10.2026 12:21:48

Başka Bir Göze ve Söze Gerek Var mı?

Her yıl Ekim ve Kasım aylarında soğuklar başlar; kış "geliyorum" dercesine üşütür, düşündürür ve hissettirir. Bu günlerde gönlüm daralır, içim sessizleşir. Yaşamda tabiki 365 günümüz de bayram olamaz.

Son günlerde Oldenzaal ve Almanya sınırında trafik kuyrukları oluşmakta. Alman polisi, 60 yıl önceki gibi yeniden mülteci, kaçak işçi ve umuda yolculukları engellemek için sınır kontrolüne (grenscontrole) başlamış.

Kimleri yazdım? 1980’li yıllarda Türk göçmenleri, kendi göç hikâyelerini, Avrupa’ya yolculukta “umuda yolculuk” ta yaşadıklarını heyecanla anlatırlar ve biz de ilgiyle onları dinleyip anlamaya çalışırdık.

Bazen acı, bazen de gülünecek hikâyeleri olurdu. Bu insanlarımız, daha sonra çıkan bir işçi affı ile yasal statü kazanarak aile ve çocuklarını yanlarına aldırarak Hollanda’da bir yaşam kurmuşlardı. 1980 yıllarında Türkiye’den yüzde 400 artan aile birleşiminden sonra, Türkiye’ye geri dönme umutlarını tamamen kaybetmişlerdi. Aslında var olan umutlarının yerine Hollanda’da yeni bir yaşam umudu da eklemişlerdi. Umut, tükenmeyen bir yaşam erzakıdır.

Kısa bir süre önce kendimi, Almelo şehrinden Almanya’nın sınır şehrine ulaşan patika yolda, Almelo – Noordhorn Kanalı’nda buldum.

Geçen yıllarda ve bugün de aynen canlılığını koruyan ve yaşanan göç, mülteci utancından ve umuda yolculukta karşılaşılan 20’nci yüzyılda "olmaz" dediğimiz görüntülerden etkilenmiş olacağım ki, ben de kendim kısa bir umuda yolculuk yapayım dedim.

Kanalın kenarından yasadışı olsun diye (illegal) kaçak olarak Almanya’ya geçmeye karar verdim. 5 kilometrelik yayan yolculuğumda, sınır geçişinde o yaşanan olayları resimleme olanağım olmadı ama o insanları daha iyi anlama olanağım oldu.

O yaşananları görür ve hisseder oldum. Kaçaksınız; yakalanma ve memlekete gönderilme korkusuyla, 3 metreyi bulan Mısır tarlalarının içinden bataklığa saplanarak yapılan 5 kilometrelik uzun bir maratonu hisseder ve görür gibi oldum. Her gelen sesin polis ve Alman kurt köpekleri olacağını düşünmek, insanı ruhen hasta edecek derecede umuda bir yolculuk. Bir de nereye gittiğini bilememek, Hollanda’da karşı tarafta sizi bekleyenleri ve onların arabasını bulamamak da var. Gizli gizli ağlayanı, sabahın aydınlığını, memleketi, çocuklarını ve bir çanak sıcak çorbaya hasret olmalarını hisseder ve duyar gibiydim.

Yol boyunca Almanlar benim kaçak işçi olmadığımı anlamış olacaklar ki, ne polis çağırdılar ne de Alman kurt köpekleri bana kaçak işçi muamelesi yaptı.

Yaşamda göç, umuda yolculuk, yine 60 yıl sonra tekrarlanıyor. Umuda yolculukta, Alp dağlarında donarak ölen göçmenlerin yerini Suriyeli, Afganlı, Iraklı, Yemenli, Lübnanlı, Filistinli ve Afrikalı göçmenler almış. Bilinmeyen bir geleceğe, yolu, dili ve kültürü bilinmeyen bir geleceğe yolculuk. Kısacası UMUT'A yolculuk. Yollarda ölebilirsiniz, çocuklarınızı ve eşinizi kaybedebilirsiniz de.

Savaşa karşı olmak, savaşların yıkımdan, felaketlerden başka bir şey getirmediğini görmekteyiz. Savaşların demokrasi, barış ve mutluluk da getirmediği kesin. Savaşlardan kazanan sadece silah tüccarları, fabrikaları ve yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olmak isteyen kapitalizm ve emperyalizmdir. Yaşam biçimi ve lüks tüketim toplumunun parçası olmakla da bizler aslında kapitalist sistemin bir parçası olmuşuz. Unutmayalım ki sistemin devamını da ben, sen ve bizler sağlıyoruz. İnsan sahip olduğu zenginliği, refahı ve bolluğu devamlı haklı ve adaletli yollardan kazandığını düşünür ve mutlaka arkasına sığınacağı, kendine göre geçerli ve uygun, inandığı doğruları da vardır (legitiem/argument).

Başka bir göze ve söze gerek var mı? Bizimki ise, bizde bir söz vardır: “Gelin giden kız gibi, hep ağlar, hem de gideriz”. Yoksa bir nevi lümpen ve oportünist yaşamı yaşayarak, sahip olmadığımız hayalperest ve ütopik bir yaşama hem inanır, hem yazar ve okuruz. Başka çaremiz mutlaka olmadır ama var olanla mutlu, huzurlu ve güvenli olarak yaşayabilmek de önemli.

Mustafa Nejat SUCU Adviseur voor multiculturele vraagstukken, Almelo