Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) olaylı Köln toplanması konusunda açıklama yaptı. 12 Kasım Cumartesi günü Almanya’nın Köln ketinde, AABK’nın önayak olduğu “Özgürlüğe, Demokrasiye, Laikliğe Evet-Faşizme, Şeriata Hayır’” toplanması düzenlenmişti.
PKK mitingi gibiydi… Alevi toplumundan AABK’ya tepki geldi…
Köln’deki toplanma sırasında PKK bayraklarının, PKK’nın başı Abdullah Öcalan’ın posterlerinin açılması, PKK yanlısı sloganların atılması büyük tepki çekmişti. PKK Almanya’da da “yasaklı” örgütler arasında sayılıyor.
AABK: “Provokasyona izin verilmedi” dedi…
Köln toplanmasındaki bu olaya karşı Almanya Alevi toplumundan da büyük tepkiler gelmesi üzerine, AABK yönetimi açıklama yaparak toplanmanın başarılı geçtiğini ve “provokasyona izin verilmediğini” öne sürdü.
AABK ayrıca,12 Kasım toplanmasının PKK’nın güç gösterisine döndürmekle suçlanan “Demokratik Güç Birliği Platformu” ile ilişkilerini “dondurduğunu” da açıkladı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK)
AABK Avrupa’daki en büyük Alevi örgütlenmesi olarak kabul ediliyor. Hemen her ülkeden Alevi derneklerini biraraya getirse de, yönetimde Almanya Alevi dernekleri ağırlıkta. Almanya’daki Türk sayısı düşünüldüğünde bu da doğal. AABK’nın PKK yandaşı olarak görülen “Demokratik Güç Birliği Platformu” ile ilişkilerini dondurması da ilginç. Çünkü, AABK’nın kendisi de Türkiye seçimlerinde HDP’yi desteklemiş, AABK’nın başkanı Turgut Öker’i de HDP’den İstanbul milletvekili seçtirmişti. HDP genel olarak “PKK’nin siyasal kanadı” olarak görülüyor.
Türkiye’deki genel seçimlerden önce AABK’nın HDP’yi destekleme kararı alması ve Turgut Öker’in de HDP adayı olması bazı Alevi çevrelerinde eleştiri almıştı. Turgut Öker, “Alevileri kendi siyasal kariyerine aracı etmekle” suçlanmıştı. AABK’nin Alevileri HDP’ye yönlendirmesi ile özellikle Almanya’da CHP çok oy yitirmiş ve 3. parti durumuna düşmüştü.
AABK’nın açıklamasının tam metni
Değerli Yöneticiler, Sevgili Dostlar;
12.11.2016 tarihinde, AABK öncülüğünde, Demokratik Güç Birliği’nin destekleme kararı doğrultusunda Almanya-Köln kentinde; “Faşizme-Şeriata Hayır” mitingimiz; bütün olumsuzluklarına rağmen görkemli katılım, mücadele kararlılığı ve cesur duruşuyla tarihe geçecektir.
Bu anlamda emek veren, çalışan, provokasyonlara fırsat vermeden, sağduyulu, olgun davranışınız ve birlikte mücadelede ki samimiyetinize ve yarattığınız bu tarihi olaydan dolayı, bütün AKM’lerimizi, Yöneticilerimizi, üyelerimizi, dostlarımızı yürekten kutluyor, teşekkür ediyoruz.
Ülkemizdeki gidişatın Faşizme doğru olduğunu herkesin çıplak gözle gördüğü gerçeğini tekrarlamanın anlamı yok. Alevi Hareketi olarak bu gidişatı çok önceden görmüş, uyarı, eylem ve hedefimizi açıklamış, bu anlamda üzerimize düşenleri imkân ve gücümüz oranında yerine getirmekle bu mücadelede ki samimiyetimizi kanıtlamışızdır.
Bildiğiniz gibi; Egemenler toplumları bölerek, içine nifak sokarak, birbirine karşı şeytanlaştırarak ezerek yok etmeye çalışır. Bu şeytanlaştırma, muhalif güçlerin bir araya gelmesini, bir güç olarak ortaya çıkmasını engellemiş, bunu fırsat bilen egemenler çelişkileri daha da derinleştirerek baskıyı, zulmü, sindirmeyi, korkuyu toplumun bütün kesimlerine hakim kılmıştır.
Tabi ki egemenler bunu yaparken, kendileri açısında tehlikeleri sırayla bertaraf etmeyi yöntem olarak kullana gelmişlerdir. Buna en fazla muhatap olan, bundan en fazla nasiplenen kuşkusuz biz Aleviler olduk. Ama tek başına kurtuluşun olmayacağını, kurulacak demokratik bir yapıda bir arada kardeşçe yaşanılması için, toplumu bölen, birbirine karşı şeytanlaştıran siyasi ahlaksızlığı boşa çıkaran duruşu yaratmamız gerekir.
Avrupa Alevi Hareketi olarak uzun uğraş, çaba ve emekle bu noktaya gelebildik. Bunu eylem ve söylemimizle her dönem kanıtladık. Bunun için barış dedik, bunun için kardeşçe yaşam dedik, bunun için özgürlük dedik, bunun için laiklik dedik, bunun için demokrasi dedik. Ancak bütün bu iyi niyet, emek, çaba, öngörü ve çözüm önerilerimizin anlaşılmaması, hassasiyetlerimizin dikkate alınmaması bizleri derinden üzmüş, bu anlamda içinde olduğumuz, oluşmasında ciddi katkımızın olduğu “Demokratik Güç Birliği” oluşumunda yer almamızın tartışılır bir noktaya geldiği ve bu karar gözden geçirmemizi zorunlu kılmıştır.
Alevi Hareketi’nin hassasiyetleri anlaşılır ve kabul edilir bir hale gelene kadar “Demokratik Güç Birliği” ile olan ilişkilerimizi askıya aldığımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Avrupa Alevi Hareketi demokratik bir kuruluştur. Bulunduğu bütün ülkelerde resmi olarak tanınan, ciddiye alınan, önemsenen bir örgüttün hiç bir illegal örgütle ilişkilendirilmesine Müsaade etmeyiz, edemeyiz. Bizim her yerde muhatabımız legal, demokratik kurumlar oldu olmaya da devam edecektir.
Bütün demokratik güçlere çağrımızdır. Eğer Nazi Almanya’sında ki Yahudi Papazın durumuna düşmek istemiyorsak, bütün kaprisleri, küçük hesapları, bayrak sallama, slogan atma yarışını bir kenara bırakarak, birlikte yürüdüğümüz, ya da yürüyeceğimiz dostların hassasiyetlerini dikkate alarak, mücadele pratiğini yaratmamız gerekir.
Aleviler olarak şunu tekrarlamayı tarihe not düşmesi için önemsiyoruz. Gün; küçük hesaplarla, reklam ve şovlarla, daha çok bağırmakla, o, “şunu dedi.”, bu, “şunu yaptı.” gibi yaklaşımlarla aşılacak gün değildir. Şartlar en katı, en barbar en ceberut şekilde üzerimize geliyor. Bu faşizmdir, bu ilkelliktir, bu gericiliktir, bu ölümdür. Önümüzde amasız, fakatsız iki seçenek bulunmaktadır. AKP faşizminden yana mısın? Karşısında mısın? Aleviler olarak; ülkemizi demokratikleştirme, laik ve özgür bir ülke yaratma adına mücadele etmeye ve bu temelde örgütsel yapımıza zarar vermeden samimi ve dost güçlerle birlikte mücadele etmeyi zorunlu olarak görmekteyiz.
AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU