BİZİMLE İLETIŞİME GEÇİN

info@platformdergisi.com

 
Hollanda’da 6.000 ailenin sorunu ve Ali Korkmaz’ın Davası

Hollanda’da 6.000 ailenin sorunu ve Ali Korkmaz’ın Davası


Hollanda'da yaşanan Korkmaz ailesi meselesi ve Daha bir çok ailenin aynı benzerlikteki vakıayı görmemezlikten gelemezdik. Herşeyden önce insanız ve kız babasıyız.

 

Türkiye 'yi duyarlı aileleri ve en önemlisi Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, tüm Hükümeti, Muhalefet ve tüm siyasi partileri ilgilendiren bir trajik olayı anlatmak için yazıyorum dostlar!

 

Bu aile hikayesi aslında Ali Korkmaz isimli bir Türk vatandaşımızın Eşi Daniella ile birlikte sakarya'ya yerleşerek çocuklarını anavatanında yetiştirmek ve yerleşmek istemekle başlarlar buraya kadar bir sıkıntı yok.

 


Korkmaz, 1980 yılından bu buyana Hollanda'da, yaşıyan ve çifte vatandaşlık hakkına sahip bir vatandaşımız.

 

2000 yılından itibaren Daniel isimli Hollandalı bir Hanımefendi ile resmi olmayan evlilik yapar. (Zeliha 8 yaşında , Sultan 7 yâşında) isimli iki kız çocukları var. Çocuklarıda hem Hollanda hem de Türk vatandaşı, eşi Danielle ise, Hollanda vatandaşıdır.

 

Ali Korkmaz, 2017 yılı yazında Türkiye ye dönüş kararı alarak eşi ve çocuklarıyla birlikte Sakarya ya yerleşmeyi uygun görürler. Bu kararı almalarındaki tek faktör çocuklarının kız çocuğu olması ve ülkemizde ahlak ve dini hassasiyetlere uygun olarak yetişmeleri sebebiyle gelirler.


Maalesef gayri Müslim olan eşi bazı evrak işlemlerini halletmek için bir haftalığına gittiği Hollanda dan (Ailesi ve Holanda makamlarının baskısı ve iknası ile) geri dönmiyor ve eşi hakkında ÇOCUK KAÇIRMA VE ALIKOYMA davası açar.

 

Sakarya 1.Aile Mahkemesinde aleyhte karar çıkmış olup, davayı bir üst mahkeme olan Sakarya Asliye Mahkemesine taşımış bulunmaktadır.

 

Adalet Bakanlığı Hollanda adına taraf olduğu davada olayın ÇOCUK KAÇIRMA olmadığını ve birlikte alınan bir karar olduğunu tüm ayrıntıları ile ispat (Türkiye ye birlikte geliş biletleri, resimler, videolar ve tanıklar sayesinde ) etmiş olmasına rağmen mahkemeden Ali Korkmaz aleyhine karar çıkmış olup kızlarını Hollanda'ya iade etme kararı verilmiştir.

 

Ali Korkmaz mahkeme ve şartlar karşısında zor bir dönemeçte ve Çareyi 1995 yılında tanışık olduğu istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Cumhurbaşkanı ERDOĞAN'a bir mektup ile derdini cimer aracılığıyla iletti. Halen bir sonuç alınmadığı bilgisine sahibiz.

 

Ali Korkmazın durumu böyle görünüyor, pekala Ali Korkmaz gibi 6000' e yakın Türk vatandaşlarımızın ailesinin çocuklarının akıbeti hakkında 2000 yılından beri aile ve çocukların büyük bir sorunu olduğunu gözlemledik.

 

Vatanlarından uzakta gurbette, kültürlerine, din ve Ahlâklarına sahip çıkarken, kimi Avrupa kanunları aksine 2013 yılında Avrupada 6000 aileye yakın çocukları ya kiliseye yada eşcinsellere verdi. Adete bu çocukların ailelerini cezalandırdı.

 

Birde acı olan Danielle hanım ila tv'ye çıkan Ali Korkmazın kardeşi olan sultan ise ne amaçla, hangi finans ile turkiyede o da ayrı bir sorun. Sorun şu sultan Hanımın her hafta psikologa yahut sınır hastanesine uğradığı ve bu iki çocuğa ben bakıcam demesi biraz komik geliyor insana.

 

Avrupada 6000 'e yakın ailenin sosyolojik durumuna bir bakmamız gerekmektedir.

 

2013 te Haber sitelerine düsen, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ daha evvel 9 aylık iken yere düştüğü gerekçesiyle Yunus isimli turk çocuğun Eşcinsel bir aileye verilmesi üzerine Hollanda'da turk isleri baskanliğina bir talimatla "Yunus'u Türk kulturune en yakın aileye verilmesini" istemişti.

 

Ahlâk ve maneviyatın olmadığı bir Avrupada insanımız kültür ve Maneviyatını korumak isterken, hakir görülmektedirler.


Eğitimde, ailede kanunlar vatandaşlarımız için bir sıkıntı yaşatmaktadır.

 

Nesil emniyeti, hakkı kerhen de olsa yok edilmektedir. Avrupada müslüman varlığı ve 1990 lardaki Fondamantalist şimdiler de islamafobya ırkçılığının ayak seslerini incelemek gerekiyor.

 

Bizde sayın cumhurbaşkanı'na ERDOĞAN'a

Adalet bakanı'na Abdülhamit GÜL'e

Tüm siyasi Partilere

Aile sosyal politikalar bakanı'na

Cemaat liderlerine

Kanaat önderlerine

Stk başkanlarına

Tüm medyaya, Müge Anlı'ya

Tüm yurttaşlarımıza sesleniyoruz ve diyoruz ki;


İnsan hayatı ve onuru inciltilmemeli, savaş ve ölümlerin yok ettiği insan yığınları ile bu sosyolojik olayların bir farkı var mıdır.

 

Avrupanın tam ortasında, Dünyaya adalet verecek olan Lahey adalet divanı neden tek taraflı kararlara hüküm vermektedir.


Vatandaşlarımız sizler için neyi ifade ediyorlar. Devlet olarak 2013 yıllarındaki rakkamlara göre, bilinen 6000 e yakın ailenin çocukları ne durumdadır bir heyet ve bir meclis araştırma komisyonu kurulmalıdır. Bir tek çocuk dahi olsa toplumda sağlıklı yetiştirilmesi elzemdir.

 

Terör ve trafik kazası gibi bir toplumsal hasar değilse nedir bu avrupanın tam orta yerindeki ayıp efendiler!

 

En yakın kültürde hayata sarılmalı kendi ailesinden uzak bir sapkın ruhu bozuk kişiler veyahut kurumlara teslim edilmemelidir. Patolog ve psikologların raporlarına kulak verilmelidir. Elbette Danielle hanım bir Annedir. Ali Korkmaz ise bir Babadır bunuda unutmayınız.

 

Bizde yarın mahşerde Allahın huzurunda sorumlu tutulacağımızi ve hesaba çekileceğimizi çok iyi bildiğimden bu konudaki mücadelemi her türlü bedele razı olmak kaydı ile sonuna kadar sürdüreceğiz.

 

Müge Anlı Atv kanalında işlediği bu çocuklar ile ilgili Tabi ki bizim de Anlı hanımdan bir beklentimiz var!

 

Atv avrupa kanalında 2013-03-13 10:28:15 yayınlanan Türk çocuklarına el koyuyorlar ve Çocuklarıma Dokunma haber dizisini takip etmesidir.

 

Küçük yunus ve dahası bir çok vakıayı incelemesi ve Adalet vicdandan ayrılmamasıdır.

 

AİLELERİNDEN ALINAN 25 BİN ÇOCUĞUN 6 BİNİ TÜRK

 

Rotterdam İslam Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Dr. Özcan Hıdır, Avrupa'da yaşayan 7 milyona yakın Türkün koruyucu aile meselesine yakından ilgi göstermesi gerektiğini söyledi.

 

"Koruyucu aile meselesi çok ciddi. Benim araştırmalarıma göre, meselenin birkaç temel problemi var. Dini ve psikolojik boyutunun bilinmemesinin yanı sıra, bizler Hollanda'da bunun işleyişini de tam anlamı ile bilemiyoruz.

 

Misyonerlerin ve Hıristiyanlık üzerine çalışmalar yapan kurum ve kuruluşların bu konuyu son derece istismar eden çalışmalar yaptıklarını araştırmalarım da tespit ettim.

 

"Özellikle 11 Eylül'den sonraki süreçte, İslam karşıtlığı ve aşırı sağcı partilerin ön planda olduğu bir sistem içerisinde, Müslümanlara karşı çifte standart uygulanmaya başlandığına ve ayrımcı politikalara şahit oluyoruz. Burada Müslümanlar olarak aktif bir şekilde işin içine girmeliyiz." dedi.


Hollanda'da 25 bin'in üzerinde çocuğun ailelerin elinden alındığını, bu çocuklardan yaklaşık 6 binin Türk kökenli Müslüman çocuklar olduğunu belirten Doç. Dr. Hıdır, "Türk kökenli koruyucu aile sayısının az olması insanımızın Hollanda'daki geleceği adına ciddi bir sorun teşkil ediyor.

 

 Koruyucu ailelerin bir çoğunun eşcinsel ailelerden olması son derece düşündürücü bir durum." diyerek Türklerden bu çerçevede koruyucu aile olmalarını istedi ve çocukların hepsinin haksız bir şekilde ailelerinden alınmadığına dikkat çekmişti.

 

Festival Vakfı Başkanı Mehmet Akbulut ise yapılan bu toplantıların amacının farklı nedenlerden dolayı ailelerinden alınan çocukların Müslüman bir ailede kalmasını teşvik etmek olduğunu söyledi.

 

Unutmamamız gereken Müge   Anlı hanımın "  Katil ve sapıkları deşifre etmesini takdir ediyorum. Bu olay ve benzerleri olayların reyting ve sonrasinda Hollan'daya iade edilmesinde oluşacak travmalardan vicdanı sızlayacaktır." Kanısındayım.

 

Bizi ilgilendiren insanı bir olaydır haksızlık ve zülüm kimden gelirse gelsin onun karşısında olmak zorundayız. Ailelerin düştüğü bu durum içler acısıdır.

 

Sorunumuz bir ailenin yıkılması ayrı bir olay, asıl sorun çocukların Annesine iadesi değil kiliseye yahut eşcinsellere verilmesi meselesidir.

 

Minik Yunus ve üç kardeşi Hollanda'daki çocuk esirgeme kurumunda değil eşcinsellere verilmesi ve bu işlemleri yaparken de bir yığın yanlışlıklar, raporları kaybettirme, ve kastı yapılması acaba bir devlet politikası mı sorusunu bize doldurmaktadır.

 

Çocukların anne ve babadan ayrı bir ortamda ne kadar sağlıklı ahlaklı bir birey olup toplumlara faydalı olacağı imkansızdır.

 

Müslüman olan anne babaların çocuklarını tecavüz ediliyor, dayak atılıyor, şiddet görüyorlar gibi yalanlarla bir münübüs ekiple zorla alınıp adeta hapis hayatı yaşattırılıyorlar.

 

Ailesinden alınan Yunus ve ailelerin durumuna bakıldığında; sadece 3 ayda bir 10 dakika görüşebilmekte, Biyolojik Annesi ile Türkçe herhangi bir konuşabilme yasağı var. Görüşme esnasında Sevgi ve şefkat içeren bir yaklaşım yasaktır.

 

Her şeyde siyonistleri ve Misyonerleri suçlamaktan öteye her yeri tutmuşlar, Ekonomi, hukuk, uluslararası durumlarda bile bizleri zayıf durumda bırakabilmektedirler.

 

Son olarak sayın Devlet ricali yukarda dediğimiz üzere konuya bakıvermeleri, Avrupada'ki bu 2 kız evlat üzerinden yaşanan tüm olumsuzluklara karşı bir bakış ve duruş göstermelerini diliyorum.

 

Rabbim zeliha ve sultan kızlara da hayırlı bir ömür ve vatanlarında saliha bayanlar olmalarını hem doğunun hem batının Rabbi olan Allah'tan diliyorum.

Nerede bir yanlışlık  var ise, bizde burada takipçi olarak  uyanmaya ve uyuyanlarıda

uyutmatacaģız.

Selam ve dua ile  Allah'a emanet olun


Talip Aksoy

Reklam