TURİSTİK CENNETTE, CEHENNEM HAYATI YAŞAYAN TÜRK AİLESİNİN ROTTERDAM’A GÖÇ HİKÂYESİ…

Giethoorn kâbusundan sonra, Yılmaz ailesi için devreye giren hayırsever yurttaşlar, evi dayayıp döşediler ve eşya yardımı da yaptılar. Yeni mobilyalar, yatak takımları ve mutfak eşyalarından başka boya ve badana işleri de cabası...


  • Kayıt: 07.04.2022 13:51:17 Güncelleme: 07.04.2022 14:17:50

TURİSTİK CENNETTE, CEHENNEM HAYATI YAŞAYAN TÜRK AİLESİNİN ROTTERDAM’A GÖÇ HİKÂYESİ…

Giethoorn kâbusundan sonra, Yılmaz ailesi için devreye giren hayırsever yurttaşlar, evi dayayıp döşediler ve eşya yardımı da yaptılar.

Yeni mobilyalar, yatak takımları ve mutfak eşyalarından başka boya ve badana işleri de cabası…

ROTTERDAM,-Düyanın dört bir yanından gelen turistleri ile ünlü olan Hollanda’nın Giethoorn köyünde yaşanan bir ırkçılık olayı, aynı dünyada hayretle izlenmişti.
Platform Dergisi tarafından geçtiğimiz eylül ayında duyurulmuş olan bu ırkçı eylemler, resmi merciler tarafından gözardı edilmişti. Taaaaa ki, Zembla isimli televizyon programının geçtiğimiz şubat ayı başındaki yayınına kadar…

Giethoorn’lular geçimlerini yabancılardan kazanıyorlardı ama, içlerindeki yabancıları ırkçı tutumları ile dışlıyorlardı.

Neydi Platform Dergisi'nin ve Zembla programının duyurduğu olay?
Bu yazının sonunda o günlerdeki haberi sizlere yeniden sunacağız.
Ama önce kısa bir özet sunalım:
Hollanda’nın Overijsel bölgesindeki tanınmış turistik köyü Giethoorn‘da bir skandal yaşanmıştı.
10 yıl önce güzel hayallerle bu köye taşınan Hatice Yılmaz, hayatına yeni bir sayfa açacaktı. Hesapta başka güzel şeyler vardı. Ama karşılaştığı çirkin olaylar karşısında şaşkına dönmüştü. Hatice hanımın biricik oğlu Yusuf 15 yaşındaydı. Köyün gençleri, Hatice Yılmaz’ın oğulunu da hedef alarak gece yarısı evin penceresine gelerek ve taş atarak ‘Defolun buradan Kanser Türkler’ diye bağırıp yıldırmaya çalışıyorlardı. Bu olaylar karşısında kâbusu yaşayan Hatice Yılmaz, sonunda evinin penceresine ‘Biz bu köyde ayrımcılığa uğruyoruz’ yazılı pankart astı. 

metin, açık hava, sarı, işaret içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Hollanda medyası bu haberi duyururken, ‘Giethoorn’dan defolun’ başlığını atmıştı.

Zembla televizyonunun yayınından sonra adeta çalkalanan Hollanda’da, resmi mercilerin duyarsızlığına çok üzülen Türk toplumu, Yılmaz ailesine destek ve yardım için harekete geçti.
Belediye başkanının, bırakın güvenlik önlemi almasını, “Başka bir yere taşınmaları gerekecektir” şeklindeki sözleri, Türkleri daha çok üzmüştü.

Yılmaz ailesi de bu köyde artık yaşamak istemediğini açıklamıştı. Ama taşınılacak yerin de yakınlarda olmamasını istiyordu.

tavan, yer, iç mekan, duvar içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Yılmaz ailesine verilen Rotterdam’daki evin salon ve mutfağından bir görüntü. Fotoğrafta, soldan sağa, Ceylan Kürk, muhabirimiz Sedat Tapan, eve laminat döşeyen ve isminin açıklanmasını istemeyen bir hayırsever ve Hatice Yılmaz görülüyor.

Tam 180 km. uzakta olan Rotterdam belediyesi, Türkler’in gayreti ile, aileye bir ev vermeyi kabul etti. Yapmış olduğumuz kısa bir duyuru ile harekete geçen Türk toplumu, Yılmaz ailesi için seferber oldu. İşadamlarımız evin ihtiyacı olan tüm eşyaları hibe ederlerken, evin bakımı, boya ve badana işlerini de komşular üstlendi.

Hatice Yılmaz ve 15 yaşındaki oğlu Yusuf’un yeni hayatta güzel başlayabilmeleri için, başta Amsterdam Esnaflar Birliği, Hollanda Türk Federasyon, Hollanda BMW Club üyeleri, Selçuk Dağ, Meltem Dağ-Kuru, Ergüneş Başkan, Fatih Karaağaç, Rotterdam Mevlana Camii yönetim kurulu ve cemaati adına Ceylan Kürk büyük gayret gösterdiler.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir yardımsever ile birlikte, Yılmaz ailesine yardımda bulunan isimler şöyle:
Decor wonen Den Haag: Yıldırım Ekinci, Cihat Ekinci, Hacı Mert Ekinci,
Öz Selam Woonpaleis Amsterdam: Ramazan Şahin,
Nazarım Kadoshop Rotterdam:Mehmet Tan,
Selin Market Zaandam: Bilal Özçelik,
Ensar Yufka Ermelo, Osman Avcı, Tarık Avcı,
Vision Telecommunicatie & TV Dordrecht, Alp Hasan,
Kaan Express Den Haag, Fırat Özgen ve Furkan

Rotterdam’daki evine taşındıktan sonra ziyaretine gittiğimiz Hatice Yılmaz’ın hiç de yalnız olmadığını gördük. Türk aileleri, cehennemden kaçan Hatice Yılmaz’ı cennette yaşatmak için sıraya girmişlerdi.

Hollanda BMW Club üyeleri, Selçuk Dağ ve Ergüneş Başkan’dan başka, Fatih Karaağaç, Meltem Dağ-Kuru ve diğer kulüp üyeleri, Rotterdam Mevlana Camii yönetim kurulu ve cemaati adına Ceylan Kürk, Yılmaz ailelesine “hoşgeldiniz” ziyaretinde bulunarak bu güzel dostluğu daha da pekiştirdiler.

kişi içeren bir resim Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Rotterdam’daki yeni evlerine yerleşen Hatice Yılmaz’a ilk ‘Hoş geldin’ çiçeğini, BMW Kulüp adına Meltem Dağ-Kuru verdi.

Hatice Yılmaz’a, taşınma sonrasındaki ziyaretimizde, “Kendinizi şimdi nasıl hissediyorsunuz?” diye sorduk ve şu cevabı aldık:
“Ne varsa bizim insanımızda varmış. İnsanlarımıza, hayırsever iş sahiplerine şükranlarını sunuyorum. Yeni evimizin hemen hemen bütün eşyalarını yenilediler. Bu samimi dostane ziyaretten son derece mutlu ve onore oldum. Daha düne kadar evimizde uyuyamaz iken, can güvenliğimizden endişe edip bir başımıza o kâbus dolu köyde devamlılık arz eden toplu bir ırkçı saldırı ile izole edilerek çaresiz ve kimsesiz kaldığımızı hissediyorduk. Yaşantımız alt üst edilmiş, cehennem gibi gelen zorlu günler ve gecelere maruz kalmıştık 1,5 yıl boyunca…
Hollanda yerel yönetim ve kurumları da bu ırkçı ayırımcılığa eşlik etmiş, görevlerini kötüye kullanmış ve bize gereken insani, hukuki yardımı yapmamışlardı. Bu da içinde bulunduğumuz durumu haddinden fazla zor ve endişe verici hâle getirmişti.

Fakat sabrın neticesinde ve inandığımız değerler uğruna bu haklı kimlik mücadelemizin sonunda, Türk- Hollanda toplumumuzun gerçek kahramanlarını ve bu asil insanların o kalpleri yakınlaştıran samimi iyiliğine şahit olduk, bu büyülü millî şefkatle tanıştık!
Bu güzel ve özel insanlar bize sadece insana dair kaybettiğimiz güveni değil aynı zamanda tekrar hayata bağlanmak gücünü de verdiler doğrusu…
İnsandan, insanlıktan, bu müstesna necip milletten asla ümid kesmemeyi de…
Elbette hukuki süreç devam etmektedir. 6 tutanak tek bir dosya olarak ele alınmak üzere yüksek mahkemeye verildi. Zembla ekibi de davamızın takipçsidir. Tek temennim çektiğimiz bu acılar ve zulüm en nihayetinde boşuna değildir ve gerek kendi Türk kökenli siyasilerimiz ve bürokratik temsilcilerimiz gerekse hukuk devletinin işlemesini engelleyen Hollanda resmî kurumlarının bu davadan ve hikâyemizden gereken dersi çıkarmaları ve ciddi bir öz eleştiri yaparak kendilerini doğru konumlandırmalarıdır.
Özellikle OM, Polis ve belediyeler toplumu ayıran, polarize eden tutumlar yerine bilakis çok kültürlülüğün Hollanda için bir fırsat ve bir şans olduğunu idrak etmeleridir.
Bazen bir müsibet bin hayra vesile olabiliyormuş. Bizim için de umuyorum böyle olur. Şimdi yeni evimize, yeni şehrimize ve hayatımıza adapte oluyoruz, bu çok muhteşem bir his. Kâbusdan uyanmak gibi. Artık bundan sonra önceliğimiz, bu güvenli ve huzurlu ortamda geçmiş korku ve kaygılarımıza gereken zamanı ve ilgiyi verip travmalarımızı iyileştirmek ve daha normal bir hayat yaşamaktır inşallah. Çok şükür, yavrumun başına bir iş gelmeden onu o cehennemden kurtardığım için çok mutluyum. Bu süreçte bizi destekleyen herkese muhabbet ve minnet duyuyorum hergün.”

© Platform Dergisi / İlhan Karaçay