Hollanda'da Belediyeler Olağanüstü Yetkilere Daha Sık Başvuruyor – Vatandaş Hakları Baskı Altında
Hollanda’da belediye başkanları, vatandaşların temel haklarını kısıtlayabilen acil durum kararlarına (noodmaatregelen) ve güvenlik riski bölgeleri ilanlarına (veiligheidsrisicogebied) her zamankinden daha sık başvuruyor. NOS’un analizine göre bu kararlarla birlikte polis, vatandaşları önleyici olarak üst aramasına tabi tutabiliyor ve bölgeye giriş yasakları ya da toplanma yasakları uygulanabiliyor.
2012’de yalnızca altı belediyede yedi karar varken, 2024’te sayı 38 belediyede 77 karara yükseldi.
Rijksuniversiteit Groningen’den hukuk profesörü Jan Brouwer, “Sanki bir belediyenin artık ciddiye alınabilmesi için bu tür kararlar alması gerekiyormuş gibi bir görüntü oluştu” diyor.
Kısa süreli olması gereken kararlar kalıcı hâle geliyor
Acil durum kararları (noodverordening) ve risk bölgeleri, hukuken geçici olarak kullanılmak üzere tasarlanmış olsa da, birçok belediyede uzun süre yürürlükte kalıyor.
Örneğin Nissewaard’da bazı bölgeler yıllardır her yıl yeniden “güvenlik riski bölgesi” ilan ediliyor.
Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema da, “silahla bağlantılı olaylar” nedeniyle şehir merkezinin büyük bölümünü birkaç aylığına risk bölgesi olarak belirledi. Böylece polis, herhangi bir somut şüphe olmadan da vatandaşları arayabiliyor.
Brouwer’e göre bu, “çok ağır bir yetkinin aşırı kolay bir şekilde kullanılabilir hâle gelmesi” anlamına geliyor.
Belediyeler: “Gençlerdeki silah taşıma artışı buna zorunlu kılıyor”
Belediyelerin bu kararlara yönelmesinin başlıca sebebi, gençler arasında artan silah taşıma oranı.
Vlaardingen Belediye Başkanı Bert Wijbenga, “Önleyici aramalar onlarca silahın yakalanmasını sağlıyor” diyerek uygulamayı savunuyor.
Etnik profil oluşturma eleştirilerine karşı ise şu açıklamayı yapıyor:
“Aramalar tamamen rastgele yapılıyor. Yaş, köken veya görünüşe göre hedef seçilmiyor. Ayrıca bağımsız bir gözlemci denetimi izliyor.”
Pandemi dönemi artışı kalıcı oldu
Acil kararların sayısı pandemi sırasında ülke genelinde uygulanan COVID-19 tedbirleri nedeniyle büyük bir artış göstermişti. Ancak pandemiden sonra da azalmadı; aksine son on yılda sürekli yükseldi.
Artışın sebepleri arasında:
yer alıyor.
“Ağır yetkiler normalleşiyor” uyarısı
Amnesty International’dan insan hakları uzmanı Gerbrig Klos, “Bu durum, kapsamı çok geniş ve vatandaşın özel hayatına ciddi müdahale anlamına gelen yetkilerin normalleştiğini gösteriyor” diyor.
Belediye güvenlik danışmanı Joost Keemink ise “Belediyeler ve polis, bu yetkilerin ağırlığını giderek gözden kaçırıyor. Aslında daha hafif araçlarla da aynı sonuçlar elde edilebilir” değerlendirmesinde bulunuyor.
Vatandaşların güvenlik algısı, itirazların önüne geçiyor
Prof. Brouwer, vatandaşların güvenlik algısının bu uygulamalara desteği artırdığını belirtiyor:
“2002’de risk bölgeleri yasaya girdiğinde çok daha fazla tepki vardı. Şimdi pek çok kişi güvenliğin daha önemli olduğunu düşünüyor.”
“Ne zaman kaldırılacağı belirsiz”
Risk bölgelerini ilan etmek kolay, fakat kaldırmak çok zor. Brouwer durumu şöyle özetliyor:
Nissewaard’da bıçaklama olayları azaldı fakat bunun uygulamadan kaynaklandığı kanıtlanamadığı hâlde bölgeler yeniden uzatıldı.
Amnesty International, önleyici aramalara ilişkin yıllardır şikâyet aldığını belirtiyor.
Klos: “Bazı protestolarda polis, risk bölgesi bahanesiyle göstericilerin kimliklerini istiyor. Bu durumun silah şiddetiyle mücadeleyle ilgisi yok.”
“Polis devleti olmayacağız ama daha güvenli olacağız”
Eleştiriler sürse de Vlaardingen Belediye Başkanı Wijbenga kararlı:
“Vlaardingen’in bir polis devletine dönüşmesine izin vermem. Ama bu şehir daha güvenli olmak zorunda.”
Haber: Furkan TURGUT