HOLLANDA DEVLETİ AÇIKLADI: TÜRK ÇOCUKLARI AÇLIK SINIRINDA


  • Kayıt: 08.07.2026 19:01:01 Güncelleme: 08.07.2026 19:04:40

HOLLANDA DEVLETİ AÇIKLADI: TÜRK ÇOCUKLARI AÇLIK SINIRINDA

Gurbetçinin içler acısı durumunu ilk fark eden ve raporlaştıran yine Hollanda makamları oldu. Hollanda Merkezi İstatistik Bürosu’nun (CBS) son verileri tehlike çanlarının çaldığını resmen kanıtladı.

Rapora göre:

  • Hollanda’da yaşayan Türkler, Hollandalı emsallerine göre yüzde 25 daha az kazanç sağlıyor.
  • Daha da acısı; Hollanda’da doğup büyüyen Türk çocuklarının yüzde 30’u fakirlik ve yoksulluk içinde büyüyor.

ÇORAP SÖKÜĞÜ GİBİ GELEN FELAKET

Fakirlik gurbette sadece ekonomik bir yetersizlik olarak kalmıyor; peşinden büyük bir toplumsal çürümeyi getiriyor. Gelir yetersizliğiyle başlayan süreç; işsizlik, ağır borçlanmalar, aile içi geçimsizlik ve boşanmalarla sonuçlanıyor.

Daha da vahimi, bu çıkmaz sokak gençleri ve yalnızlaşan yaşlıları alkol ve madde bağımlılığının kucağına itiyor. Türk toplumu, Hollanda devletinin işsizlik (WW), hastalık (ZW) ve malullük (WIA) ödenekleriyle, kira ve sağlık yardımlarına bağımlı bir "sosyal yardım toplumu" haline gelmiş durumda.

Gizli Giderler Bel büküyor: Dar gelirli gurbetçinin sırtındaki tek yük Hollanda'daki yaşam maliyeti değil. Türkiye’deki aile bağları yüzünden yapılan yardımlar, her yıl zorunlu hale gelen Türkiye tatilleri ve memleketteki akrabalara gönderilen paralar, zaten az olan geliri tamamen eritip gurbetçiyi daha da fakirleştiriyor.

"KAFAYI KUMA GÖMDÜLER!" PARALAR NEREYE GİDİYOR?

Peki, Hollanda’da sayıları yüzleri bulan Türk federasyonları, camileri, vakıfları ve dernekleri ne yapıyor?

Cevap: Tam bir sessizlik.

Ekonomik olarak büyük bütçeleri yöneten bu kurumların ortak hedefleriyle, sokaktaki Türk’ün fakirlik gerçeği maalesef örtüşmüyor. Toplumun en tepesindeki yapılar, adeta kafayı kuma gömerek mahalledeki yangını izlemekle yetiniyor. Sokakta gurbetçi borç içinde kıvranırken, kurumlar sadece kendi finansal varlıklarını koruma derdinde.

BİZDEN HABERSİZ PLANLAR YOLDA

Hollanda hükümeti bu raporların ardından yakında büyük bir bütçe ayıracak ve entegrasyon adı altında yeni planları devreye sokacak. Eğer Türk sivil toplum kuruluşları "hep bana, rab bana" kültürünü bırakıp acilen yerel ve bölgesel eylem planları hazırlamazsa, ayrılan bu devasa bütçeler yine Türk toplumunun haberi olmadan başka yerlere harcanacak.

Gurbette bir nesil göz göre göre eriyor; feryat büyük, sivil toplum ise uykuda!

Nejat SUCU