BİZİMLE İLETIŞİME GEÇİN

info@platformdergisi.com

 
Almanya Irkçı akımlara karşı ne kadar duyarlı?

Almanya Irkçı akımlara karşı ne kadar duyarlı?

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mustafa Yeneroğlu’nun yayınlamış olduğu basın bildirisine aynen katılıyorum.Bu bildiriyi önemine binaen sayfamda yayınlıyorum.

Mısır asıllı Merve Şerbini’nin Almanya’daki Dresden Eyalet Mahkemesi’nde öldürülmesinin 8. yılı nedeniyle açıklama yapan İstanbul Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mustafa Yeneroğlu: “Bu cinayet; pek çok basın organı tarafından münferit bir olaymış gibi yansıtılmaya çalışıldı, saldırının İslamofobik ve ırkçı motifleri kamuoyuna yeterince sunulmadı. Saldırganın adliyeye bir bıçakla girebilmesine ve hiçbir müdahale olmadan Şerbini’yi 18 kere bıçaklayabilmesine gerekli vurgu yapılmadı. Hükümet günlerce sessiz kaldı.” dedi. Yeneroğlu şunları kaydetti:

 

“Mısır asıllı 32 yaşındaki eczacı Merve Şerbini, bundan tam 8 yıl önce Almanya’da uğradığı ırkçı ve İslamofobik saldırı karşısında adalet ararken, mahkeme salonunda katledildi. Dresden kentinde yaşayan Şerbini, 2008 yılında gittiği oyun parkında oğlu için, 28 yaşındaki Alex W.’den salıncakta sıra istedi. Ancak talebine karşılık, İslamofobik hakaretler ve küfürler işitti. Uğradığı haksızlığa sessiz kalmayan Şerbini, tanıkların da desteği ile olayı yargıya taşıdı. Yargı sürecinin sonunda ise savcı; saldırgana verilen 780 avroluk para cezasını yeterli bulmadı ve dosyayı üst mahkemeye sevk etti.

 

Bu süreç ise Şerbini ve karnındaki 3 aylık bebeğinin sonu oldu. Mahkemede ifade veren genç kadın salondakilerin gözleri önünde Alex W. Tarafından defalarca bıçaklanarak öldürüldü. Eşinin yardımına koşan Elwy Okaz ise polisler tarafından saldırgan sanılarak vuruldu. Şerbini’nin; adalet dağıtılması gereken ve üst düzey güvenlik önlemelerinin alındığı bir yerde öldürülmesi, özellikle ülkedeki Müslümanlar ve göçmenler arasında infiale yol açtı.

 

Resmi makamların ve Alman hükümetinin İslamofobik saldırı karşısında uzun süre sessizliğine bozmaması ve hala  etkin bir biçimde mücadele etmemesi Müslümanların endişelerini artırmaktadır.  Diğer taraftan bu cinayet; pek çok basın organı tarafından münferit bir olaymış gibi yansıtılmaya çalışıldı, saldırının İslamofobik ve ırkçı motifleri kamuoyuna yeterince sunulmadı. Saldırganın içeriye bir bıçakla girebilmesine ve hiçbir müdahale olmadan Şerbini’yi 18 kere bıçaklayabilmesine gerekli vurgu yapılmadı. Ayrıca kamuoyu; Alex W.’nin, Şerbini’yi bıçakladığı sürede durdurulmamasını ancak, eşinin onu kurtarmaya koştuğu anda vurulmasını sorgulamadı.

 

Bu tip olayları çözüme kavuşturmak ve toplum vicdanını rahatlatmak için yapılacak ilk şey, sessiz kalmak değil; sağduyulu, kararlı adımlar atmaktır. Bu nedenle Müslümanlara yapılan bir saldırıya karşı cılız tepkiler vererek veya görmezden gelerek, ırkçılıkla etkin şekilde mücadele edilemez. Bu çifte standart; sosyal barışa vurulmuş en büyük darbedir. Toplumun birliği için; hem ırkçı saldırıları, hem de bu saldırılara kapı açan radikal söylemleri irdelemek gerekir. Irkçı, İslam düşmanı hislerle işlenen bir suçu; başka taraflara çekmeye çalışmak ve cinayetin arka planındaki düşünceyi göz ardı etmek hayati bir hatadır. Bu acının yıl dönümünde başta Merve Şerbini olmak üzere tüm ırkçı saldırı kurbanlarını rahmetle anıyorum.”

 

Denk Partisi