BİZİMLE İLETIŞİME GEÇİN

info@platformdergisi.com

 
Bütün Çaba ve Gayret Ehlîleştirilmiş İSLAM

Bütün Çaba ve Gayret Ehlîleştirilmiş İSLAM


Yıllar önce yine ’’Avrupa İslamı’’ projesi yoğun bir şekilde tartışılıyordu.Platform’da dosya yapmıştık.

 

“Avrupa İslâmı” üst projesiyle doğrudan bağlantılı olan bazı projeler, bazı ülkelerde somut meyvelerini vermeye de başladı. Nitekim Macron’un “Fransa İslâmı” adıyla dillendirip geçtiğimiz aylarda yayımlanan bir raporla belli oranda ete kemiğe bürünen projesi bunun en son ve somut versiyonu. “Avrupa İslâmı” dayatmaları konusunda önemli bir tecrübeye sahip olan Fransa’da, 300 sözde aydının imzaladığı ve Kur’an’ın ve İslâm’ın “reforme edilmesini” talep eden bildiri de, Macron’un “Fransız İslâmı” projesinden bağımsız değil. Almanya ve Avusturya’da da benzer projelerin devreye alınmaya başladığı biliniyor. İslâm’ın resmi din olarak kabul edildiği 1912 tarihli “İslâm Kanunu”nda kapsamlı değişiklikler yapan 2015 yılındaki “Avusturya İslâm yasası” ve akabindeki gelişmeler, bu İslâm projesinin Avusturya örneği olarak karşımızda. Almanya’daki Müslümanların ve geleneksel İslâmî temsil kurumlarının ve cemaatlerin geleceğini doğrudan etkileyecek yeni düzenlemeler, “Avrupa İslâmı”nın Almanya versiyonu olarak tezahür ediyor.

 

Şu halde bütün bunlar, Avrupa’daki “modern-ulusal İslâmlar”ın pilot uygulamaları olduğu gibi, daha geniş manada da bir üst “Avrupa İslâmı” projesinin alt versiyonlarıdır.

 

Fransa, Almanya, Hollanda, Avusturya, İsviçre ve Belçika gibi önemli oranda Müslüman nüfus barındıran ülkelerde Müslümanlar “medenîleşerek”, ılımlaşarak, çerçevesi egemen devletlerce çizilmiş “ulusal pilot İslâmlar”ın bir parçası olacaklardır. Avrupa’daki “dinsiz dindarlık” tartışmalarında olduğu gibi, Müslümanlar için de hayata müdahale etmeyen, tabir yerinde ise deistik anlamda “pasif bir Tanrı” anlayışına sahip, Avrupa normlarına uymayan ayetlerin Kur’an’dan çıkarılmasına ses çıkarmayan Müslüman tipinin arzulandığı söylenebilir.

 

Özel olarak yetiştirilip Müslümanlarla ilgili belli kürsü ve projelerin başına getirilen, kök ülkesine yabancılaşmış “devşirmeler”in bu konuda en önemli katkıyı sağlayan grup olduğunu da belirtmek gerekir.

 

“Avrupa İslâmı”nı benimsemesi beklenen Müslümanlara dolaylı olarak, bu dinî, inancı terk etmeleri veya sadece vicdanlarına hapsetmeleri halinde kendileri gibi “medenîleşip terakki edecekleri” telkininde bulunuluyor. Burada da aslında kültürel ırkçı, benmerkezci ve belki de öjenik bir bakışla merkeze alınan Avrupa norm ve değerlerine İslâm ve Müslümanların uydurulmaya çalışılması, modern, “ıslah edilmiş”, “ehlîleştirilmiş” bir İslâm inşa etme çabası belirgin olarak öne çıkıyor.

 

Ebubekir TURGUT

HOTİAD