Yolunmuş Tavuğu Yeniden Yolamazsınız


  • Kayıt: 18.05.2025 09:48:01 Güncelleme: 18.05.2025 09:48:01

Yolunmuş Tavuğu Yeniden Yolamazsınız

(Kale kip kun je niet plukken)

Nejat SUCU

Hollanda’da binlerce birey ve aile yıllardır borç batağının içinde. 20 binden fazla kişi, Eğitim Bursu (Studiebeurs / studiefinanciering) borçlarını ödememekte ve bu kişilerin ikamet adresleri belirsiz. Birçoğunun yurt dışında yaşadığı, bir kısmının ise evsiz olduğu tahmin ediliyor.

Tüm bu borçlulara rağmen, Hollanda her yıl gelirini artırmaya devam eden zengin bir ülke. Kişi başına düşen millî gelir (BBP) şu anda 60 bin Euro’ya ulaşmış durumda.

Geri kalmış mahalleler raporunda ise sosyal, ailesel sorunlar, borçlar, yoksulluk ve yalnızlığın; çocukların eğitim ve dil sorunlarıyla birleşerek eğitime başlamalarını ve eğitimlerini sürdürmelerini engellediği görülüyor. Bu da onların, diplomasız bir şekilde “post-modern kapitalist” Hollanda’da hayata eşit şartlarda başlayamamalarına yol açıyor. Bu durumdan özellikle Türk ve diğer göçmen çocukları ciddi şekilde etkileniyor.

Binlerce kişi ceza, vergi, ek vergi, yardım borçları, sağlık sigortası primleri ve sağlıkla ilgili ek giderleri ödeyemez durumda. Bununla birlikte, özel firmalara, bankalara ve diğer tüzel kurumlara olan borçlar da her geçen gün artıyor.

Sosyal devletin çöküşüyle birlikte, acımasız kapitalizmin ekonomik, ticari, sosyal, ahlaki ve yasal kuralları, mevcut sorunlarımızı daha da derinleştiriyor.

“Yama üstüne yama yapılan pantolon artık yama tutmuyor.”

Kimse radikal çözümlerden yana değil…

Ancak mevcut yasalar, uygulamalar ve ayrılan bütçeler, bu sorunu çözmeye yetmiyor. Pantolondaki yırtık her geçen gün büyüyor ve artık yama da tutmuyor.

Hollanda toplumunun belirli bir kesimi, eğitim düzeyinin düşüklüğüne ve sınırlı imkanlara rağmen çalışmayı bir yaşam ve aile kültürü haline getirmiş durumda.

Son günlerde sıkça gündeme gelen, geri dönmeyen borçların (de teruggevorderde bedragen / schulden bij gemeente Amsterdam) büyük kısmı, adresi belli olmayan ya da hayatta olmayan kişilere ait. Belediyelerin bu borçları takip etmesi ve ilgili kişileri bulması, borç miktarından daha fazla maliyet oluşturduğu için bu borçlar, “geri dönmeyecek borçlar” olarak sınıflandırılabilir.

Toplum Bencil Bir Yaşamı Paylaşıma Tercih Ediyor

Hollanda toplumu, bireyselliği ve bencilliğiyle, fakirlerle paylaşmaya, borçların affına, göçmen ve mülteci yerleşimine büyük oranda karşı çıkıyor. Bu durum, son olarak 22 Kasım 2023’teki erken genel seçimlerde net biçimde görüldü.

Peki, Ne Gerekli?

Toplu borçların affı – Finale kwijting.

Bana göre, borçların silinmesi mümkün. Bunun için, çok uluslu milyarderlerden net kazançlarının %10’unu özel bir fona aktarmaları sağlanabilir. Bu fonda biriken miktarla, tüm bireysel borçların bir yıl içinde silinmesi (finale kwijting) mümkün hale gelebilir.

Bu aynı zamanda piyasaya milyarlarca Euro’luk ek harcama gücü kazandıracak ve serbest piyasa, kısa vadede rahat nefes alacaktır. Kapitalist sistem de bu sayede kendini yeniden üretebilecek bir alan bulacaktır.

Bizler, “hep bana, hep bana” diyen nesillerin çocukları değiliz. Ancak bu adımı atabilmek, devletin ve sistemin politikalarla yeniden yapılandırılmasını gerektirir.

Sistemin ismi A ya da B olabilir. Önemli olan, o sistemin içinde vatandaşını huzur, güven, refah ve barış içinde yaşatacak politikalar ve bu politikaları hayata geçiren siyasetçiler ile bürokratlardır.

Önce düşünmek, sonra yazmak ve konuşmak gerekir. Konuştuktan sonra yasal uygulamaya geçmek için bir engel var mı? Varsa, o da insanın “çok sahip olma hırsıdır.”

İklim değişikliği, yoksulluk ve açlık gibi konularda, sırtı kalın olanların –

“Sterke schouders dragen zwaarste lasten”

(En güçlü omuzlar en ağır yükü taşır) –

daha fazla sorumluluk alması gerekir. Siz ne dersiniz?