Baştan söylemek gerekirse,
Batı, Batı'yı eleştirenleri ödüllendirmez.
***
Onlara alan açmaz, yol vermez, vitrine koymaz.
Ama Batı adına konuşup Doğu’ya sövenleri, kendi köklerine yabancılaşanları, kendi halkına mesafe koyanları besler, büyütür, parlatır.
***
Dilan Yeşilgöz'ün siyasi yükselişini Alevilikle, Kürtlükle, göçmenlikle ya da demokratlık iddiasıyla açıklamaya çalışanlar ya saf, ya da bilinçli olarak gerçeği perdelemektedir.
Çünkü onu başarıya taşıyan şey kimliği değil, konumlanışıdır.
Bu konumlanışın da dört temel sütunu vardır.
***
Birincisi:
İsrail’e koşulsuz, sınırsız ve sorgusuz destek.
Uluslararası hukuk, sivil ölümler, işgal gerçeği, apartheid tartışmaları… Hiçbiri bu destek hattında yer bulmaz. İsrail ne yaparsa yapsın, savunulmalıdır.
***
İkincisi:
Türkiye'nin ve Türklerin Filistin hassasiyetine açık bir karşıtlık.
Türkiye Filistin'i savunuyorsa, yanlış yapıyordur.
Türk kamuoyu vicdani bir refleks gösteriyorsa, bu tehdittir.
Bu refleks bastırılmalı, kriminalize edilmelidir.
***
Üçüncüsü:
Başörtüsünün kamusal alanda yasaklanmasını savunmak.
Bunu da laiklik ve özgürlük ambalajıyla sunmak.
İnanç özgürlüğünü kısıtlayarak özgürlükçü görünmek,
İslam karşıtlığını ilericilik olarak pazarlamak.
***
Dördüncüsü:
Kendisi de göçmen kökenli olduğu hâlde, göçmen karşıtı siyasetin sözcülüğünü yapmak.
Göçmeni sorun olarak kodlayan, güvenlik tehdidi olarak sunan,
toplumsal korkuları kaşıyan dile angaje olmak.
***
İşte bu dört başlık, Dilan Yeşilgöz'ün Alevi, Kürt ya da göçmen kimliği üzerinden okunamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.
***
Onu değerlendirmek için elimizdeki gerçek argüman şudur: Wilders'tan daha sert bir Türk ve İslam karşıtlığı üzerinden İsrail politikalarının savunuculuğunu üstlenmek.
***
Bu noktada mesele artık siyaset değil, ahlaki sicil meselesidir.
İnsan hakları mı?
Hümanizm mi?
***
Amsterdam sokaklarında İsrail karşıtı bir gösteriye katılan sıradan bir Hollandalı,
Dilan Yeşilgöz'den daha fazla insancıl ve hümanisttir.
En azından vicdanını bir kariyer planına feda etmemiştir.
***
Batı, kendi değerlerini eleştirenleri değil, kendi değerlerini mutlak doğru ilan edip başkalarını, ötekini değersizleştirenleri yükseltir.
Dilan Yeşilgöz de bu sistemin istisnası değil, tipik bir ürünüdür.
Kimliğiyle değil, inkâr ettikleriyle yükselmiştir... vesselam.