Şok edici araştırma: Her 10 genç Müslümandan 6’sı Hollanda’yı terk etmeyi düşünüyor (Platform Dergisi, 12.01.2026).
Gelecek hafta evimin karşısındaki eski leylek yuvasına iki yeni leylek, biraz erken de olsa yeniden yuva kurmak ve geleceklerini sürdürmek için yerleşti. Baharın habercisi erkenden gelmiş olsa da, leyleklerin Hollanda’ya dönüşü beni yeni açan kardelenler gibi umutlara ve sevince boğdu.
Gençler Hollanda’da mutlu değiller mi? Gençler Hollanda’yı geleceklerini kuracak bir ülke olarak görmüyorlar mı?
Gerçekten çok olumsuz bir gelişme… Ancak yaşam umutlarımız ve Hollanda’daki beklentilerimiz tükenmek üzere olsa bile, umutlarımız yüzde 0,01 dahi kalsa yaşam mücadelemiz devam ediyor.
Bir bakarsınız, politikada değişim rüzgârları eser; yeni bir kabineyle birlikte rüzgârın yönü olumluya döner ve önümüzdeki 10 yıl yeniden “Altın Yıllar” (Gouden Jaren) olur.
Son 10 yılda Hollanda’da artan göçmen ve mülteci karşıtı söylemler, seçmen baskısı ve politikacıların popülizme yönelmesiyle birlikte hoş olmayan fobilerin su yüzüne çıktığı bir dönem yaşadık. Var olan zenginlikten, kişi başı 65 bin avroluk millî gelirden (BBP) pay alınmasına karşı çıkan (Afgunst) bir kesime yönelik açık ve doğrudan politikalar geliştirilmesi gerekiyor.
“Bu nasıl ve ne zaman olmalı?” diye soracak olursak; bunun uzun soluklu bir süreç olduğu açık. Yalnızca bireysel değil, toplumsal ve kurumsal bir mücadele de şart. Bu nedenle 18 Mart 2026 tarihinde 342 belediyede yapılacak seçimlerde ilk olarak oylarımızı kullanmamız bir “kutsal vatandaşlık görevidir.” Bu arada büyük gayret ve zorluklarla seçimlere katılan DENK Partisi’ni desteklemek gerekir mi, sorusu da tartışmaya açıktır.
DENK’in Almelo Belediye Meclisi’nde (Gemeenteraad van Almelo) yer aldığını ve seçmenin güvenini kazanarak Almelo yönetiminde (Het College van Burgemeester en Wethouders) güçlü bir ortak olduğunu düşünelim. Var olabilecek bir denetim mekanizmasının kurulması, birden fazla etkili ve yetkili kurumda görev almak ve temsil edilmekle mümkün olur.
Deventer Belediyesine neden benzemiyoruz?
Son 10 yılda Almelo’da Kraliyet Nişanı (Koninklijke onderscheiding) alan göçmen Türk sayısı 1’i geçmemiştir. Deventer’e baktığımızda ise her yıl olmak üzere son 10 yılda en az 40 göçmen ve Türk bu nişana layık görülmüştür. Bu durum, Deventer Türklerinin daha iyi organize olduklarını göstermektedir.
Een koninklijke onderscheiding (halk arasında “lintje” olarak da bilinir) Hollanda’da topluma yapılan özel ve kişisel katkılar için verilen sembolik bir onurdur.
Almelo encümenine (Het College van B&W) girecek bir DENK encümen adayının Almelo’dan olması tercih sebebi olabilir; ancak dışarıdan, partinin uygun gördüğü nitelikli bir isim de olabilir. Dualizm, yani çift yönlü politik yönetim sistemi burada önem taşır.
Dört yıl boyunca büyük bir başarı elde edilmese bile Almelo ve diğer 342 belediyenin meclislerinde bulunmak dahi denetim (controle) görevini yerine getirir. Bu da ayrımcılık ya da ırkçılık eğiliminde olan memur ve amirlerin, sorgulanacaklarını düşünerek görevlerini daha özenli yapmalarını sağlayabilir.
Benimkisi tedavisi mümkün olmayan bir hastalık mı?
Her zaman olumlu düşünmem ve geleceğe umutla bakmam, bazılarını ısırgan otları gibi rahatsız etse de; iyimserliğim, barış içinde birlikte yaşama arzum, özlemlerim ve ütopyalarım belki de tedavisi olmayan (ongeneeslijke ziekte) bir umut hastalığıdır.
Güzel umutlarla, hoşça kalın.