Ne Varlığına Sevinirim, Ne Yokluğuna Yerinirim Zengin Hollanda’da Fakirliğin Sessiz Gerçeği: Gıda Bankaları


  • Kayıt: 13.03.2026 23:02:25 Güncelleme: 13.03.2026 23:02:25

Ne Varlığına Sevinirim, Ne Yokluğuna Yerinirim
Zengin Hollanda’da Fakirliğin Sessiz Gerçeği: Gıda Bankaları

Nejat SUCU

Hollanda, kişi başına düşen yıllık gelirin 64 bin euroya yaklaştığı dünyanın en zengin ülkelerinden biri olarak gösteriliyor. Ancak bu tabloya rağmen ülkede 1 milyondan fazla insan fakirlik sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor.

18 milyon 141 bin 638 nüfuslu Hollanda’da fakirlik yeni bir olgu değil. Tarih boyunca kiliseler, hayır vakıfları ve gönüllü kuruluşlar ihtiyaç sahiplerine gıda paketleri ve çeşitli sosyal yardımlar sağlayarak bu sorunun yükünü hafifletmeye çalıştı. Bugün de benzer bir dayanışma ağı varlığını sürdürüyor.

Hollanda genelinde belediyelerin yüzde 95’inde faaliyet gösteren yaklaşık 530 dağıtım merkezine sahip gıda bankaları, haftalık olarak 1 milyon 150 bin kişiye gıda yardımı ulaştırıyor. Bu sistem tamamen gönüllü emeğiyle ayakta duruyor. Gıda bankalarında görev yapan gönüllülerin sayısı 12 bini aşmış durumda. Yıllık dağıtılan gıdanın toplam değeri ise yaklaşık 100 milyon euroya ulaşıyor.

Korona krizi sonrası yapılan başvurular da artış göstermeye devam ediyor. Son aylarda gıda yardımı başvurularında yüzde 5 ile 10 arasında artış olduğu belirtiliyor.

Fakirlik neden artıyor?

Hollanda’da sosyal, ruhsal veya fiziksel engeller nedeniyle iş piyasasında yeterli gelir elde edemeyen birçok kişi malullük aylığı (WAO / WIA) veya sosyal yardım (Bijstand) ile yaşamını sürdürüyor. Emeklilik ve çeşitli sosyal ödeneklerden yararlananların toplam sayısı 4,5 milyonu aşmış durumda.

Bunun yanında çalışan yoksulluk da giderek büyüyen bir sorun haline geliyor. Yaklaşık 600 bin kişi düzenli bir işi olmasına rağmen ay sonunu getirmekte zorlanıyor.

Asgari ücret ve artan yaşam maliyeti

Hollanda’da yasal asgari ücret 1 Ocak 2026 itibarıyla saat başına 14,71 euroya yükseldi. Haftada 36 saat çalışanlar için aylık brüt ücret yaklaşık 2.302 euroya ulaşıyor. Ancak son 40 yılda konut, enerji, gıda, eğitim ve sigorta giderlerinde yüzde 300’e varan artışlar yaşandı. Bu nedenle birçok kişi için gelir artışı yaşam maliyetinin gerisinde kalıyor.

Sosyal devletten liberal modele

Son 40 yılda Hollanda’da sosyal devlet anlayışından daha liberal ekonomik politikalara doğru belirgin bir dönüşüm yaşandı. Bireyin kendi ayakları üzerinde durması, devlet yardımlarına bağımlı olmadan geçimini sağlaması teşvik edildi.

Sosyal yardımlara erişim şartları zorlaştırıldı, gelir sınırları düşürüldü ve devlet kurumları arasındaki veri paylaşımını sağlayan Koppelingswet yasası ile sosyal yardımlarda suistimallerin önüne geçilmesi hedeflendi.

Ancak bu süreçte özellikle düşük gelirli kesimler ve göçmen topluluklar ekonomik olarak daha kırılgan hale geldi.

Tüketim toplumu ve borçlanma

Modern tüketim kültürü de fakirliğin başka bir boyutunu oluşturuyor. Kredi ve borçlanma imkanlarının kolaylığı özellikle gençler ve dar gelirli kesimlerde borç yükünü artırıyor. Borç yapılandırma sistemleri ve kayyum uygulamaları borçlulara belirli ölçüde nefes aldırsa da birçok kişi uzun yıllar ekonomik sıkıntıdan kurtulamıyor.

Gıda bankaları artık kaçınılmaz bir gerçek

Bugün Hollanda’da 171 gıda bankasını temsil eden Hollanda Gıda Bankaları Birliği haftalık temel gıda paketlerini ihtiyaç sahiplerine ulaştıran en büyük organizasyon konumunda. Kuruluşun ülke genelinde 10 büyük dağıtım merkezi ve 500’den fazla yerel dağıtım noktası bulunuyor.

Korona krizi sonrası gıda bankalarına başvuru sayısının ciddi biçimde arttığı biliniyor. Kurum yetkilileri, faaliyetlerin sürdürülebilmesi için yaklaşık 60 milyon euro ek kaynağa ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

Göçmenlerin payı

Gıda bankalarından yardım alanların etnik kökeni resmi olarak açıklanmasa da bazı şehirlerde göçmenlerin, mültecilerin ve belgesiz yaşayanların oranının yüzde 35’e kadar çıktığı ifade ediliyor. Büyük şehirlerde ekonomik sıkıntı yaşayan üniversite öğrencilerinin sayısı da giderek artıyor.

Dayanışma sorumluluğu

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Yanı başındaki komşusu açken tok olarak geceleyen kişi bizden değildir.”

Bu söz, hangi dinden veya milletten olursa olsun komşumuza yardım etmenin bir insanlık görevi olduğunu hatırlatıyor.

Hollanda’da futbol hakemi Serdar Gözübüyük ve modacı Olcay Gülşen’in gıda bankaları için gönüllü elçi olarak görev yapması da bu dayanışma ruhunun güzel örneklerinden biri.

Türk toplumuna düşen görev

Hollanda’daki Türk vakıf, dernek ve camilerinin zaman zaman gıda bankalarına destek verdiği biliniyor. Ancak bu desteklerin daha organize ve sürdürülebilir hale getirilmesi mümkün.

Örneğin Kurban Bayramı’nda kesilen kurbanların bir bölümünün gıda bankalarına bağışlanması hem ihtiyaç sahiplerine destek sağlayabilir hem de dini geleneklerin yaşatılmasına katkı sunabilir. Hollanda’da bulunan yaklaşık 250 caminin ortak bir kampanya düzenlemesi önemli bir dayanışma örneği olabilir.

Türk esnafının da gıda bağışlarıyla bu sürece katkı sağlaması toplum içindeki dayanışmayı güçlendirecektir.

Kurumsal bir yapı gerekli

Bu tür yardım faaliyetlerini daha etkili hale getirmek için güvenilir ve şeffaf çalışan bir “Hollanda Türk Yardım Vakfı” kurulması önemli bir adım olabilir. Böyle bir kurum, hem yardımların koordinasyonunu sağlayabilir hem de toplumun dayanışma kapasitesini artırabilir.

Bugün Hollanda’da gıda yoksulluğu (Voedselarmoede) gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu zor günlerde paylaşmayı, dayanışmayı ve birlikte yaşam kültürünü güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur.

Keseceğiniz kurbanların hayırlara vesile olması dileğiyle, Ramazan Bayramınızı kutlarım.