Hollanda Türk sivil toplumunun acı gerçeği
Hollanda’da 60 yılı geride bırakan bir Türk toplumu var. Yüz binlerce insan, onlarca federasyon, binlerce dernek ve vakıf…
Ama ortada net bir soru duruyor:
Bu kadar kalabalık bir yapı neden hâlâ güçlü bir temsil ortaya koyamıyor?
Sorun sayıda değil. Sorun yön, vizyon ve cesaret eksikliğinde.
Geçmiş: Dayanışmayla Kurulan Bir Hikâye
İlk kuşak, yokluk içinde büyük bir dayanışma örneği sergiledi. Kurulan dernekler ve vakıflar, sadece sosyal alanlar değil; aynı zamanda bir kimlik mücadelesinin merkezleriydi.
Bugün sahip olduğumuz birçok hak, o dönemde verilen mücadelenin sonucudur.
Ancak o ruh, zamanla yerini alışkanlıklara bıraktı.
Bugün: Parçalanmış Bir Güç
Bugün Hollanda’da Türk sivil toplumu sayıca güçlü ama etkisiz bir yapı görüntüsü veriyor.
Aynı şehirde, aynı köyden gelen insanların bile ayrı ayrı dernekler kurması; gücü büyütmek yerine bölüyor.
Ortak hareket etmek yerine ayrışmayı tercih eden bir yapı, doğal olarak etkisini de kaybediyor.
Daha da çarpıcısı şu:
Sivil toplumda “hizmet” yerini çoğu zaman “görünür olma” yarışına bırakmış durumda.
Temsil Sorunu: Kim, Kimi Temsil Ediyor?
Bugün en kritik sorulardan biri şu:
Sivil toplum gerçekten toplumu mu temsil ediyor, yoksa farklı aidiyetlerin bir uzantısı mı haline geldi?
Bu soruya net bir cevap verilemediği sürece, güçlü bir temsil de mümkün olmayacak.
Sivil toplum; bağımsız, kapsayıcı ve toplum odaklı olmak zorunda. Aksi halde sadece isimden ibaret kalır.
Neden İlerleyemiyoruz?
Çünkü:
En önemlisi ise şu:
Ne yapmak istediğimizi bilmiyoruz.
Hedef net olmayınca, varılacak yer de belirsiz oluyor.
Gençlik: Kaybedilen Gelecek
Hollanda’da doğan yeni nesil ile Türkiye arasındaki bağ her geçen gün zayıflıyor.
Bedelli askerlik gibi somut sorunlar, gençlerin aidiyet duygusunu daha da kırıyor.
Bu konuda sivil toplumdan güçlü bir ses çıkıyor mu?
Hayır.
İşte asıl problem burada başlıyor:
Toplumun gerçek sorunlarına temas edemeyen bir yapı, ne kadar kalıcı olabilir?
Gelecek: Ya Değişim Ya Da Kayboluş
Artık net konuşmak gerekiyor.
Sivil toplum ya kendini yeniden inşa edecek ya da etkisini tamamen kaybedecek.
Bunun için:
Ve en önemlisi:
Ego değil, ortak akıl öne çıkmalı.
Son Söz: Fotoğraf Değil, Sonuç Üretin
Artık iftar programlarında fotoğraf vermekle övünme zamanı değil.
Artık sonuç üretme zamanı.
Eğer gerçekten bir şeyleri değiştirmek istiyorsak, konuşmayı bırakıp üretmeye başlamalıyız.
Aksi halde 10 yıl sonra da aynı soruyu soracağız:
“Neden hâlâ bir arpa boyu yol alamadık?”
Ve o zaman cevap vermek daha da zor olacak.