Hollanda, 27 Avrupa Birliği (AB) ülkesi arasında 2025 yılında kişi başına düşen milli gelirde 4. sıraya yükselmeyi başarmış bir ülkedir. Kişi başına düşen Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH - Bruto Binnenlands Product) sıralamasında; 126,9 bin avro ile Lüksemburg birinci, 99,1 bin avro ile İrlanda ikinci, 66,4 bin avro ile Danimarkaüçüncü ve 63 bin avro ile Hollanda dördüncü sırada yer almaktadır. AB üyeleri arasında kişi başına düşen GSYİH’de 16 bin avro ile en sonda Bulgaristanbulunmaktadır.
Hollandalı Türklerin Milli Gelirden Aldıkları Pay Ne Kadardır?
Geçtiğimiz 60 yılda Hollandalı Türklerin bu ülkeye yerleşimi; yeni bir vatan kurma, kaliteli bir gelecek inşa etme ve organize olma çabaları, aslında bilerek veya bilmeyerek Hollanda’nın zenginliğinden ve milli pastasından pay alma mücadelesidir. Bu durumu, "sütün kaymağını yeme kavgası" olarak değerlendirebiliriz. Tabii bu fırsat size verilirse ve sıra size gelirse...
İlk Nesil "Misafir İşçiler" (Gastarbeiders): İlk nesil aslında büyük kazançlara sahip olmasa da; günde 18 saat, haftanın yedi günü ve yılın 11 ayı çalışarak, tutumlu bir yaşamla elde ettikleri birikimleri Türkiye’deki gereksinimleri için kullandı. Fakir ve fukaraya yardım edildi; evler bakıma alındı; anne, baba ve kardeşlere destek olundu. Bu birikimlerle traktörler alındı, toprak ve tarlalar ekildi, büyüyen çocuklar evlendirildi.
Ancak ilk nesil, milli gelirden bir Hollandalı kadar pay alamadı ve hâlâ alamamakta. 50 yıl boyunca çalışan ilk nesil oranı %40’ı geçmez. Bunun birden çok sebebi ve etkeni vardır:
Bugün Hollandalı Türk toplumunun bireysel kişi başına düşen GSYİH’si 44 bin avroya yükselmiş durumdadır. Son 14 yıldaki Mark Rutte koalisyon hükümetleri döneminde, Türklerin Hollanda’daki "Altın Çağı"nı (De Gouden Eeuw) yaşadıkları söylenebilir.
Gelecekte Milli Pastadan Daha Fazla Pay Almak
Hollanda’da doğanların ve eğitimli "Türk Hollanda Milli Nüfusu"nun (THMN) oranının artması (bugün %63), gelir seviyesinin de yükseleceğinin kanıtıdır. Üniversite (WO) ve yüksekokul (HBO) mezunlarının oranının %3’lerden %30’lara çıkmasıyla, Türk nüfusunun gelecekte milli gelirden daha fazla pay alması kaçınılmazdır. Özellikle sağlık sektöründeki nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılayan Türk nüfusu, gelir seviyesini mutlaka artıracaktır.
Bilgi Göçmenleri (Kennismigranten): Son 10 yılda Türkiye’den gelen bilgi göçmenleri, akademik birikimleri ve üstlendikleri görevlerle toplumun milli gelirden aldığı payı yükselten önemli bir faktör olacaktır.
Türkiye’den Gelen Sermaye: Son 30 yılda Türkiye’den Hollanda ekonomisine yaklaşık 60 milyar avroluk bir sermaye girişi olduğu ifade edilmektedir. Bu durum, Hollanda’daki Türk nüfusunun refahının artmasına olumlu katkı sağlamaktadır.
Basit Bir Hesaplama
Hollanda’nın toplam milli gelirini şöyle hesaplayabiliriz: 18 milyon 151 binlik nüfusu 63 bin avroluk kişi başı gelirle çarptığımızda, yaklaşık 1 trilyon 143,5 milyar avrolukbir Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) rakamına ulaşırız.
Neden Bu Kadar Zengin Bir Ülke?
Kumsal ve bataklıktan toprak kazanan bu ülkenin zenginliğinin arkasında; tarihsel sömürge geçmişi, ticari gelenekleri, aydınlanma süreci ve hukuk devletinin üstünlüğü yatar. Kuvvetler ayrılığı, bürokrasinin işleyişi ve üniversitelerin özerkliği, sermayenin Hollanda’ya gelmesini ve kalıcı olmasını sağlamaktadır.
Mültecilerin ve göçmenlerin Hollanda’yı seçme nedenleri kaliteli eğitim, sağlık hizmetleri, istihdam ve en önemlisi güvenliktir (veiligheid). Geçmiş 60 yılda farklı siyasi görüşlere sahip grupların bile ülke seçiminde Hollanda ve Almanya’dan yana tavır aldıklarını görüyoruz.
Politik Engeller ve Gelecek
"Önce Hollandalılar" diyen popülist ve "günah keçisi" (zondebok) politikalarının Hollanda’nın refahını uzun vadede koruyamayacağı açıktır. Halkın siyasete olan güveni %40’lara kadar düşmüştür (Politieke Barometer). Gelecekte kurulacak daha sosyal ve kapsayıcı hükümetlerle, göçmenlerin sınıf atlama ve milli gelirden pay alma engellerinin tekrar aşılacağı öngörülebilir.
Sonuç olarak; yeni vatanımız Hollanda hepimize hayırlı olsun. Sorunların büyük çoğunluğunu bu aidiyeti kabul ederek çözebiliriz. Bu analiz, 45 yıllık bir bilgi ve tecrübe birikiminin yansımasıdır. Önemli olan, okuyucunun bu bilgileri kendi süzgecinden geçirerek sorgulayabilmesidir.
Selamlarımla.
Mustafa Nejat Sucu