Hollanda’da yapılan güncel araştırmalar, toplumun %45’inin yalnızlık duygusuyla yaşadığını ortaya koyuyor. Daha çarpıcı olanı ise, her 7 kişiden birinin kendisini "aşırı yalnız" hissetmesi. Özellikle koronavirüs pandemisi sonrası, tek başına yaşayan ve bu duyguyu derinlemesine hissedenlerin sayısında belirgin bir artış gözlendi.
Yalnızlığı Tetikleyen Sebepler
İşsizlik, yoksulluk, borç yükü, göçmenlik statüsü ve kuşak çatışmaları; bireyin ve ailenin toplumdan dışlanmasına, dolayısıyla yalnızlaşmasına neden oluyor.
Bunun yanı sıra, kariyerine odaklanan, ekonomik bağımsızlığını kazanan ve daha seçici bir sosyal çevre tercih eden göçmen genç nesilde de yalnız yaşama oranının son 10 yılda %100 arttığı tespit ediliyor. Gurbet; anadan, vatandan ve sevdiklerinden uzak kalmanın ötesinde, artık modern bir izolasyona dönüşmüş durumda.
Hollanda Toplumunun Bakış Açısı
Hollanda toplumu; işsizlik, fakirlik ve yalnızlık konularında genellikle bireyi suçlama eğilimindedir. Kurumlar, belediyeler ve hükümet, yıllardır bu sorunlarla mücadele adı altında ciddi bütçeler ayırsa da, bu ödenekler çoğu zaman mevcut faaliyetlerin "yeniymiş gibi" ambalajlanıp tekrar sunulmasından öteye gidemiyor.
Göçmenlerde "100 Yıllık Yalnızlık"
Göçmenler, çoğu zaman adını koyamadıkları bir “gurbette yalnızlık sendromu”yaşıyor. Havası, insanı ve kokusu memlekete benzemeyen bu topraklarda; aile bağlarından yoksun kalan birinci ve ikinci nesil Türkler, ruh sağlığı kliniklerinin en uzun süreli hastaları haline gelmiş durumdadır. Göçmenliğin 50 yıllık yükünü, hissettirdiği ağırlık nedeniyle "100 yıllık bir yalnızlık" olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır.
Doğu ve Batı: Mutsuzluğa Çıkan Farklı Yollar
Kültürel kodlar farklı olsa da ulaşılan durak bazen aynıdır:
Her iki yol da günün sonunda aynı kapıya, yani derin bir yalnızlığa çıkar.
Sivil Toplum ve Camilerin Rolü
Türk toplumunun sivil örgütleri, federasyonları ve cami üst kuruluşları, maalesef bu yakıcı sorunu henüz tam anlamıyla gündemlerine alabilmiş değil.
Camilerimizdeki din görevlileri (imamlar, manevi rehberler) bireysel olarak çaba gösterse de; bu kurumlar uzmanlık ve kaynak ayırma konusunda yetersiz kalıyor. Yalnızlık, çok katmanlı bir sorunlar yumağıdır. Bu nedenle cami yönetimlerinin bünyesinde ehliyetli ve yetkin (vakbekwaam en bevoegd) uzmanların yer alması, hizmetin kalitesi açısından hayati önem taşımaktadır.
Ne Yapabiliriz?
Sorunu kabul ederek işe başlamalıyız:
Ne zaman iki tarafı kayın ağaçlarıyla çevrili bir yolda yürüsem, memleket hasretini iliklerinde hisseden Nazım Hikmet’in o meşhur dizeleri gelir aklıma. Memleket mi uzak, yoksa gençliğimiz mi?
KARLI KAYIN ORMANI Karlı kayın ormanında Yürüyorum geceleyin Efkârlıyım, efkârlıyım, Elini ver, nerde elin?
Memleket mi, yıldızlar mı, Gençliğim mi daha uzak? Kayınların arasında Bir pencere, sarı sıcak...
Gariplik, özlem ve gurbet kaderimiz olsa da, yalnızlığın bir "hastalık" olarak kök salmasına izin vermemeliyiz.
Tüm annelerin, o eli öpülesi kadınların Anneler Günü kutlu olsun. Yaşamda olanlara sağlık ve mutluluk dilerim.
Hoş ve esen kalın.
Mustafa Nejat SUCU