21. Yüzyılın Hiç mi Hiç İyileşmeyecek Hastalığı: “100 Yıllık Yalnızlık Hastalığımız” mı?
Hollanda’da yapılan bir araştırmaya göre Hollandalıların %15’i, yani 1 milyon 700 bin kişi yalnızlık çekiyor. Hollanda’da yalnız yaşama ve yalnızlık oranı 2001 yılında %5 iken, bugün bu oran %22’ye ulaşmış bulunmaktadır.
Tam küçük burjuva olduk derken?
Bizlerin hassas noktası; Hollanda’da kaliteli bir yaşam, yüksek gelir ve kazanç ile "tam küçük burjuva" (de kleine bourgeoisie / gegoede burgerij) olduk derken, kaybımızın kazancımızdan daha mı büyük olduğunu sormadan geçemedim. Bu yıllarda, 24 saat kapitalist, emperyalist ve liberal ekonomik dişlilere tabi olmuş ve bu düzene intikal etmiş bir Hollanda toplumu ile yan yana ve birlikte yaşamaktan başka çaremiz olmayan bir gelecek bizleri bekliyor.
Yalnızlığı tetikleyen sebepler
İşsizlik, yoksulluk, borçlar, göçmenlik, psikolojik sorunlar ile ailevi ve jenerasyonel problemler; bireyin, ailenin ve belirli bir sosyal grubun yalnızlaşmasına neden olmakta ve bireyin toplumdan ötekileşmesine yol açmaktadır. Bunun yanında kariyer yapan, ekonomik bağımsızlığını kazanan ve seçici bir kimliğe sahip olan göçmen gençlerde de yalnız yaşama oranının son 10 yılda %100 arttığını tespit edebiliriz.
Hollanda toplumunun yargısı
Hollanda toplumu işsizlik, yoksulluk ve yalnızlık konusunda bireyi, toplumun ötekileştirilenlerini ve en altındakileri suçlamaktadır. Birçok kurum, belediyeler ve hükümet yıllardır yoksulluk ve yalnızlıkla mücadele adı altında ayrılan ödeneklerle kurumların var olan faaliyetlerini yeniden yapılandırmakta ve mevcut faaliyetleri yeni projeler gibi sunmaktadır.
Göçmenlerde yalnızlık: 100 yıllık yalnızlık
Göçmenler genelde tanımlayamadıkları, bilmedikleri ve kabullenmedikleri bir yalnızlık çekmektedirler. Havası, insanı, kokusu doğdukları memlekete benzemeyen Hollanda’da, yakın aile bireylerini de yanlarında bulamayan birinci ve ikinci jenerasyon Türkler —pek sevmesek de— ruh sağlığı kliniklerinin en uzun süreli hastaları olmuşlardır. Göçmenlerin bir yıllık yalnızlıklarını 2 ile çarparak, 50 yıllık bir yalnızlığın 100 yıla bedel olduğunu söyleyebiliriz.
Bu konuda bir zamanlar Hollanda’daki yaşam hakkında "Bizim açık hapishanemiz"değerlendirmesini yapanları duyardık.
Ya bugün? Hollanda’da bakım hizmetleri oldukça kaliteli ve Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde Almanya ve Avusturya’dan sonra üçüncü sırada yer alıyor. Kişi başına ayrılan bütçede de AB üçüncüsü. Hollanda’da yaşlanan Türk nüfusu içinde Nisan ve Mayıs aylarında gözü memlekette ve Türkiye yollarında olanlar ile bugün demans rahatsızlığı bulunanlar, Hollanda’daki bakım hizmetlerini beklemekteler.
Toplumla birlikte yine yalnız
Bazen toplum içinde olan ama yalnızlığı bir türlü bitmeyen insanlar da olabilir. Yalnız olmak bazen insanı dinlendirebileceği gibi; toplumun içinde yer alıp hiçbir üretime katılmadan bir ömür geçirenlere birden çok ve farklı yalnızlık teşhisleri koymak da mümkündür.
Yalnızlığın yol açacağı sorunlar
Yalnızlık ve ötekileşme nedeniyle Türk toplumundan uzaklaşarak birçok sorunla baş başa kalan bireyler ve aileler oluşmuş ve oluşmaya da adaydır. Bunun yanında kumar, alkol ve madde bağımlılığı ile işsizlik ve yoksulluk sebebiyle dağılan aile birliği; var olan sorunları artıran, kaliteli yaşama darbe vuran ve ömrü kısaltan unsurlardır. Yalnız ve yalnızlık içinde yaşayanların Hollanda’da daha erken, en az 8 yıl önce vefat ettikleri bilinmektedir.
Türk toplumu ne yapıyor?
Bu konuda problemi yeterli derecede tanımlayan, kabul eden ve yalnızlıkla mücadeleyi çalışma programına alan Türk sivil toplum kuruluşlarından bir federasyon, vakıf, dernek veya camilerimizin üst kurumlarını göremedim. Ya da var da benim gözümden mi kaçtı? İnşallah öyle olmuştur; ancak ben bu konuda yeterli çalışmalarımızın olduğuna inanmıyorum.
Camilerimizin görevleri neler olabilir?
Tabii ki din görevlilerimiz bireysel çalışmaları ve görevleri çerçevesinde azami çabayı gösteriyorlar (gebetsvoorganger / prediker / geestelijke verzorger). Ancak camilerimizin yalnızlık sorununa destek verecek uzmanlığa ve kaynak ayırma kapasitesine yeterince sahip olmadığını da buradan söyleyebiliriz.
Ayrıca yalnızlık sorunu, çok çeşitli ve birden fazla faktörden oluşan bir sorunlar yumağıdır. Bu işlerde cami yönetimlerinin tamamen ehliyetli ve yetenekli insanlardan oluşmasının tek başına mümkün olmadığına dair artık kuşkum kalmadı. İlk önce var olan sorunu tanıma ve kabul etme (teşhis), daha sonra ise var olan soruna yönelik bir tedavi ve bakım planı (tedavi planı) gereklidir.
Biz toplum olarak var olan 100 yıllık yalnızlık hastalığımızın henüz bilgi, hissetme, teşhis koyma ve tanıma aşamasında olduğumuzu söyleyebiliriz.
Ne yapabiliriz?
İlk önce sorunu belirleyip basit çözümler için faaliyetlere başlamamız mümkündür.
Ne zaman iki taraflı kayın ağaçlarının arasında yürüsem, memleketten uzak kalan halk şairimiz Nazım Hikmet’in şu şiiri aklıma gelir; gözlerim dolar ve dalar giderim. Belli ki memleket uzak; yalnızlık, gariplik, özlemler, ruhsal olarak yaşanan fakir bir yaşam ve gurbet gelecek yıllarda ortak kaderimiz olacak...
KARLI KAYIN ORMANI
Karlı kayın ormanında Yürüyorum geceleyin. Efkârlıyım, efkârlıyım, Elini ver, nerde elin?
Memleket mi, yıldızlar mı, Gençliğim mi daha uzak? Kayınların arasında Bir pencere, sarı sıcak.
Ben ordan geçerken biri: "Amca, dese, gir içeri." Girip yerden selâmlasam Hane içindekileri.
Yedi tepeli şehrimde Bıraktım gonca gülünü. Ne ölümden korkmak ayıp, Ne de düşünmek ölümü.
Nâzım Hikmet RAN
Saygı, sevgi ve hoş gönüllere dokunabildiysek ne mutlu sizlere ve bizlere. Hoş ve güzel günler dileğimle.
Mustafa Nejat SUCU