KIRILAN KALP SES ÇIKARMAZ


  • Kayıt: 28.09.2026 20:16:23 Güncelleme: 28.09.2026 20:16:23

 KIRILAN KALP SES ÇIKARMAZ

 Değerli okuyucular, özellikle gençler!

“Bir kere dokunsan teline sâz-ı derûnun,

Bir türlü nevâzişle düzelmez bozulunca." (Koca Râgıp Paşa)

(Günümüz Türkçesiyle: Gönül sazının teline hata ile bir kere dokunmaya gör; bozulursa artık bin defa onarmaya, düzeltmeye kalkışsan yine düzelmez.)

Bir Kez Gönül Yıktın İse

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

…

Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hakk’ı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil (Yunus Emre)

 “Derinde sızlayıp yaran,
Kalbini dağlayıp üzer herzaman.
Göze hüzün çöker, göze yaş dolar,
Sevince elveda, düşe elveda…” (Bahtiyar Vahabzâde)

“Ah istanbul, beni inciten şehir
kalbimin kırık kalpli kızı
başımda sevda yellerinin estiği
yüreğimin buz kestiği şehir” (Nuri Can)

“Acı bir hicrandır kalpte kırıklar

Kimse bu ağıtı anlamıyor yâr

Karşıma çıkıyor aykırılıklar

Kalbim bile beni dinlemiyor yâr

Boğazı yakarken bu hıçkırıklar.” (H. K. Ece, Nevbahar, s: 55)

Evet şairler böyle diyorlar. Kalpteki kırıkları böyle anlatıyorlar.

Kalpte kırık olur mu? Kırılma; taş, odun, cam, çini, metal, dal, kalem, bedenin parçaları ve benzeri maddi şeylerin sıfatı değil mi?

Kalp; et parçası... Bir cam gibi, bir kalem gibi, bir kol gibi, yani bir cisim gibi kırılır mı?  

Kaynaklarda şöyle bir hadis rivâyeti var:

“Kul bir günah işlediğinde kalbinde bir leke oluşur. Eğer o hatasından döner, Allah’tan bağışlanma diler ve tevbe ederse kalbi temizlenir. Ama aynı hatayı tekrar işlerse kalbindeki leke artar. Hatta zamanla bütün kalbini sarar.

İşte bu, şu âyette sözü edilen pastır: Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları (kötülükler) kalplerini paslandırmıştır.” (Mutaffifîn 83/14) (Tirmizî, Tefsir/75 no: 3334. İbni Mâce, Zühd/29 no: 4244)

Evet kalpler pas bağladığı gibi kırılabilir de... Tıpkı bir cam destinin, bir kavanozun, bir fanusun, bir odun parçasının  kırıldığı gibi... Şüphesiz bu mecazi bir ifadedir.

Kalp kırılır da velâkin ses çıkaramaz, feryat edemez, ah vah diyemez. Acının, hüznün, ızdırabın, kırık kalbin fotoğrafı da olmaz. O hissedilir, yaşanır, acısı içte kalır.

Bu kırığın acısı, etkisi, travması kalbi kırılan kişinin yüzüne, bakışına, duruşuna, davranışlarına farklı şekillerde yansır. Ama dili yok, lisanı yok, tercümanı yok bir şekilde...

Dışarıya yansıyanlara belki “hâl lisanı” denilebilir.

Birisi kalplerin de kırılabileceğini ifade etmek için şöyle demiş: “Tabela mı asalım artık kalplere; “dikkat kırılır” diye.”

Kalp kırmayı şöyle tanımlamak mümkün: Karşıdakini kabalık, kaba söz, kırıcı davranış veya saygısızlık sebebiyle incitilmesidir. Buna gönül kırmak da denir. Kalp kırmakta belki somut durum, görüntü olmayabilir. Ama bunun duygusal ve psikolojik etkileri olur. Bu etki de farklı kimselerde farklı ortaya çıkabilir.

Ama çoğu zaman o kırığın acısı, üzüntüsü, etkisi dışarıdan görülmez. Ya da kişi onu dışarıya yansıtmak istemez, 

“İnsan kalbi odun, cam, metal değil ki kırıldığı zaman ses çıkarsın”

Kalp kırmak cam testiyi kırmak gibidir demişler. Doğru mudur? “Kırılan bazı camlar yapıştırılsa bile eskisi gibi olmaz.”

Acaba kırılan kalpleri tekrar geri kazanmak mümkün mü? Bu deyime göre mümkün değil. Ancak ben derim ki bu deyimim umutsuz mesajına bakmadan kırılan kalpleri tamir etmeye çalışmak lazım…   

Yine demişler ki; “insan kalbi bir sandıktır. Dudaklar onun kilidi. Dil ise anahtarıdır. O anahtarı iyi korumak gerekir.”

Kırık kalplerin hikâyesi, hüznü, anlatımı kısa olur. “Ne oldu” diye sorarlar, sen “hiç” dersin, olur biter.

“Elâleme şen görünür dört köşem 

Bilen bilir kırık yerim neremdir..”  (O. Şaik Gökyay)

Şair öyle diyor da bizim içimiz farklı mı? Bizim de yüreğimiz bazen kırık olmaz mı? Birileri bizim de kalbimi kırmaz mı? Bazen bizim de nutkumuz tutulmaz mı? Bir an gelir konuşamayız, anlatamayız, söyleyemeyiz… 

Dışarıdan bakanlar içteki yarayı, yürekteki sızıyı, ızdırabı gönüldeki kırığı göremezler? Hicran nerede, elem nerede, kırık nerede, bilemezler. Nasıl bilecekler ki? 

Hele bir de yufka yürekli değilseler... Hele bir de yüreklerinin kapısı kapalı, kulakları sağır, duyguları kör ise...

Kalbin de dili yok ki, anlatsın, iç âlemde neler varsa dışarıya aktarsın... Ve desin ki: “İşte birilerinin sebep olduğu  yaram ... İşte içime yığdığı kırıklar... İşte içimdeki yangın…”  

Ne kalp konuşur, ne iç âlem kendini sergiler, ne dertler dile gelir.

"Sen benim böyle sustuğuma bakma. Asıl yüreğime sor, neler oldu neler? Neler yaşadım, neler gördüm, neler çektim.

Yüreğin kırıklarından kaç tanesi yüzde görünür ki?" diyenler haklıdır.

Zira kırılan kalp ses çıkarmaz, feryat etmez.

 ***

Kalp bir bahçe gibidir mutlaka bir şeyler bitecektir. O hâlde güzel şeyler ekmek lazım ki güzel şeyler bitsin.

Derler ki: “Hüzünle titreyen kalbe ince bir ah dokunur. Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur.”

Bu kısa hayatta kalp kırmaya değil, kalp (gönül ) kazanmaya ağırlık vermeli.

“Kalbi kırmaya tek bir söz yeter ama kırılan kalbi tamir etmeye ne bir özür, ne de bir ömür yeter.”

Hüseyin K. Ece