Varlık İçinde Yoksul Yaşayan, Yeniden Evlenmeye Korkan Türk Yaşlılarının Hak Etmedikleri Hollanda Yaşamı


  • Kayıt: 04.11.2026 19:19:23 Güncelleme: 04.11.2026 19:20:08

Varlık İçinde Yoksul Yaşayan, Yeniden Evlenmeye Korkan Türk Yaşlılarının Hak Etmedikleri Hollanda Yaşamı

Mustafa Nejat Sucu

Emeklilerimiz Türkiye’ye geri dönmeye mi zorlanıyor?

Babalarımız ve dedelerimiz; uzun yıllar önce memleketten uzak bir traktör, kafalarını sokacakları bir konut, birkaç dönüm ekilip işlenecek tarla için düştüler Avrupa ve Hollanda yollarına.

İlk yıllarda günde 16 saat çalışıyor, iyi kazanıyor, tutumlu yaşıyor ve hayallerinde yapmak istediklerini birer birer gerçekleştiriyorlardı. Büyüyen çocuklarını okutuyor ve evlenme çağına gelen evlatlarının düğünlerini kimseye muhtaç etmeden yapıyorlardı.

Ne de olsa "Alamancı" ve "Hollandalı" idiler!

Hollanda’ya ilk zamanlarda eşlerini ve çocuklarını götürmüyorlardı. Hollanda, onların gözünde çocuk büyütülecek ve yaşanacak bir ülke değildi. Zaten Hollanda’ya yalnızca 5 yıllığına gelmişlerdi ve her yıl doğdukları topraklara dönme planları yapıyorlardı. Her yaz tatilinde Hollanda’da kalma sürelerini sadece bir yıllığına daha uzatıyorlardı.

Çocukları iyi okumalı, kendileri gibi gurbet ellerde başkalarına muhtaç olmadan güzel bir yaşam sürmeliydiler. Bir de geride kalan ekilecek toprağa, eve ve barka bakacak; soyun ve soyadının devamını sağlayacak erkek çocukların memlekette kalması gerekiyordu.

Yıllar geçti; Türkiye'de bir türlü son bulmayan ekonomik ve siyasi krizler ile can ve mal güvenliği kaygıları, onların geri dönme planlarından vazgeçmelerine ve çocuklarını Hollanda’ya getirmelerine neden oldu.

1976 ile 1990 yılları arasında, başlangıçta 35 bin olan ilk nesil Türk göçmenlerin sayısı 1990’da Hollanda’da 250 bine ulaştı. Hollanda’ya yeniden yerleşim, çocukların eğitimi ve geçim derdi derken birdenbire kendi hayatlarını yaşayamadan saçları ağarmış, kelleşmiş birer "opa" (dede) olarak kendilerini iki ülke arasında sıkışmış buluverdiler.

Vefa borcumuz olan babalarımız ve dedelerimiz olmasaydı; biz ne bu yazıyı yazabilir ne de bu yayını sizlere sunabilirdik. Sizler de Hollanda’da ne avukat ne de doktor olabilirdiniz.

Yalnız Kaldılar

Hayat arkadaşları, yaşamı birlikte omuzladıkları eşleri ve kıdemli sevdaları onları birer birer terk etmeye başlayınca hayat zindana döndü. Kapanan gözlerinin yeniden hayata açılması için yeni bir eş arar oldular. Yeni eşleriyle Hollanda’da ikamet etmekte genelde bir sorun yoktu. Ancak 24 saat süren Hollanda iktisadi yaşamında çocukların, gelinlerin ve torunların dedelerine ve ninelerine ayıracak zamanları kalmamıştı.

Gelgelelim emekli aylığı konusuna...

Yapacakları evlilikleri genelde Türkiye dışında bir ülkede gerçekleştirme imkânları yoktu. Hollanda’daki aday hanımların da kendi çocukları ve torunları vardı. Çocukların ve torunların aileye yeni bir erkek katılmasına hiç gönülleri ve izinleri yoktu. O anaların da başka bir erkekle yeniden bir evlilik kurmaya niyetleri bulunmuyordu.

Ayrıca sahip olunan AOW emekli aylığı ve Bijstand (sosyal yardım), yeniden evlenmeyi pek de çekici kılmıyordu. Kadınlarımız kendi bütçelerine, gelir ve giderlerine, cep harçlıklarına alışmışlardı; yeniden başka ve bilinmeyen bir insanla hayata başlamak o kadar da kolay değildi.

Hollanda’ya yerleşildiğinde sanki bu ülkeye hiç hizmet verilmemiş gibi; Hollanda’dan alınan evli ve bekar emekli aylıkları 700 € ile 1.000 € arasında değişir oldu. Birçoğunun işveren emeklilik fonlarından (pensioenfondsen) ikinci veya üçüncü bir emekli aylığı hakkı da yoktu.

Sosyal Güvenlik Kurumundan (SVB) ek ödenek (AIO – aanvulling) almak ise istemiyorlar. Ek ödenek almanın yarattığı stres, ek ödenek alma şartları, izin hakları ve en fazla 12.000 €’ya kadar mal mülk sahibi olma sınırı gibi kriterler ek ödenek almayı neredeyse imkânsız hale getiriyor. Hak sahibi olan emeklilerin %80’i de bu AIO ek ödeneğine başvuruda bulunmuyor.

Yasaların arkasına sığınmaktan ziyade yeni yasal düzenlemeler yapılması gerekirken; bu insanları kendi ellerinde olmayan nedenlerle yoksulluk içinde bırakmak ne kadar etik bir yaşam politikasıdır? Hele ki kişi başına düşen milli gelirin (GSYİH / BBP) 65.000 €’yu geçtiği zengin bir Hollanda’da...

Politikacılar son yıllarda popülist söylemlere kapılıp, üzerlerine vazife olmayan işlerle uğraşarak temsil ettikleri yaşlılarımızı unutur oldular.

Türkiye’ye Geri mi Dönsünler?

1 Ocak 2015 tarihinden itibaren, 1 Ocak 1950 sonrası doğanlar Hollanda’da emekli olduklarında yalnızca kendilerinin hak ettiği AOW emekli aylığını almaya başladılar. Böylece yaşı daha küçük olan eşler için verilen eş ek AOW ödeneği (AOW-partnertoeslag) sona erdi. (1 Ocak 2015’ten önce emekli olanlar ve partner ödeneği alanlar ise bu hakkı kullanmaya devam etmektedir.)

Yalnız yaşayan bir emeklinin, 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren toplam 50 yıl üzerinden sigortalı olması durumunda alacağı tam net emekli ödeneği aylık 1.615 €'dur. Evli ve birlikte yaşayanların (gehuwd / samenwonend) ise kendi emeklilik yaşlarına geldiklerinde aldıkları net AOW emekli ödeneği 1.106 €'dur.

Yalnız yaşayan bir emekli Türkiye’den evlendiği takdirde, aldığı net ödenek 1.106 €’ya düşmekte ve böylece 500 €’yu aşan bir gelir kaybı yaşanmaktadır. Türkiye’den gelen ilk neslin Hollanda’daki toplam sigortalılık süresini (50 yıl) tamamlayarak %100 oranına ulaşma imkânı zaten düşüktür.

Hak Sahibi Olmak İçin Hollanda’da Sigortalı Olmak Gerekiyor

Türkiye’den evlenilen ve birlikte yaşanan eşin Hollanda’da geçmiş AOW sigorta yılları bulunmadığı için emekli aylığı alma hakkı da doğmamaktadır. Sosyal yardım (Bijstand) şartlarına bağlı ek emekli ödeneği (AIO) için de SVB’ye başvuruda bulunmayan, yoksullukla baş başa kalmış bir Türk yaşlı toplumu gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Bu duruma yasal bir çözüm getiremeyen danışmanlara ve avukatlara kaptırılan ücretlerden sonra, umutsuzlukla birlikte Kalp ve Demans hastalıklarının tetiklendiği bir yaşam gerçeği Hollandalı bekar emeklileri beklemektedir.

Sağlık sorunları olan (zwak en ziek) ve Türkiye’ye geri dönmeyi göze alamayan yalnız ve yoksul Hollanda Türk yaşlıları için yapılması gereken; sembolik "Göçmen Anıtları" dikmek değildir. Bizler ve bu ülke için bedel ödeyen insanlara gösterilecek gerçek vefa; var olan bu sorunu yaklaşık 30 milyon €’luk bir bütçeyle Hollanda Temsilciler Meclisi’nde çözmektir. Bugünlerde Rob Jetten kabinesinin bir temsilci desteğine ihtiyaç duyduğu da Hollanda’nın siyasi ve iktisadi bir gerçeğidir.

Geçmiş yıllarda, 50 sigortalı yılını doldurmayan Hollanda vatandaşı Surinam kökenliler için 1975 öncesi yıllar AOW emekliliği kapsamında sigortalı kabul edilmişti. Surinam, 25 Kasım 1975 tarihinde bağımsızlığını ilan ederek Hollanda Krallığı'ndan ayrılmış bir ülkedir (De Surinaamse onafhankelijkheid werd op 25 november 1975 ingeluid. Hiermee ging Suriname zelfstandig verder en maakte het geen deel meer uit van het Koninkrijk der Nederlanden).

Ömrünün 40 ile 50 yılını burada geçiren Türk emeklileri; çocuklarını ve torunlarını burada bırakıp, memleketlerinde yalnızlığa mahkûm olacak şekilde geri mi dönsünler? Tabii ki hayır!

Çözüm Nedir?

Hollanda azınlık hükümeti ile müzakere ederek belirli yasa tasarılarına destek vermek ve bunun karşılığında ilk nesil göçmenlerin eksik AOW yıllarını telafi edecek adımlar atmaktır. Böyle bir önergeyi, ilk nesil göçmenlerin büyük oranda oyunu alan ve Hollanda Temsilciler Meclisi’nde 3 milletvekiliyle temsil edilen DENK fraksiyonundan beklemek hakkımızdır.

Şekilsel ve sembolik işlerle uğraşmak yerine; ortak bir meclis önergesi, çoğunluğun onayı ve desteğiyle bu sorun çözülebilir. Yeni yasalar, vatandaşların hak ettiği kaliteli bir yaşamı sağlamak için vardır ve var olmalıdır.

Politikacıların görevi, vatandaşlarına hak ettikleri adaletli ve insanca yaşamı sunmaktır. Benden bugün bunu dile getirmek; umarım yarın çözüm için bir girişime önayak olur.

Esenlik ve güzellikler dileğiyle, hoşça kalın.