Hacı Bektaş Veli ne güzel söylemiş: “Okunacak en büyük kitap insandır.” Ve eklemiş: “Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyiydir.” Bu sözler, yüzyıllar ötesinden bugüne ışık tutuyor. Geçtiğimiz günlerde Lahey’de yaşanan bir ziyaret, işte bu derin anlayışı hatırlattı bana.
Hollanda Başbakanı, Türklere ait kısa adı Dab-Der olan Alevi Kültür Derneği’ni ziyaret etti. Sıcak bir atmosferde geçen buluşmada başbakan mutfağa girdi, çorba hazırladı ve dernek üyelerine ikramı kendi elleriyle sundu. Dernek yönetimi memnuniyetini dile getirdi. Haberi dergimizde yayımladığımızda büyük ilgi gördü. Kimi okurlar bu jesti hoşgörü ve kucaklayıcılık örneği olarak selamlarken, kimileri başbakanın özel yaşamına dair sert eleştiriler getirdi.
İşte tam da bu noktada bir ayrım yapmak zorundayız: Bir siyasetçinin toplumumuza yönelik samimi jesti ile onun özel hayatı birbirine karıştırılmamalıdır. Özel yaşamını beğenmeyebilir, tasvip etmeyebiliriz; bende olumlu bakmayanlardanım bu tamamen kişisel bir tercih meselesidir ve kendisini bağlar. Ancak yaşadığımız ülkenin kültürel yapısı ve yaşam tarzı, farklılıklara saygı duymayı gerektirir. Bu saygı, onun yaşam tarzını onayladığımız anlamına gelmez; sadece her bireyin kendi hayatını yaşama özgürlüğüne duyduğumuz saygıdır.
Bugün Hollanda Başbakanı, göçmen kökenli vatandaşlarımızın bir derneğini ziyaret ederek toplumumuza sıcak bir mesaj verdi. Özellikle son dönemde başka siyasetçilerden ya da başbakanlardan bu denli samimi ve içten bir ilgi gördüğümüzü hatırlamıyorum. Bu ziyaret, sadece bir protokol görevi değil, gerçek bir temas ve kucaklaşma örneğiydi. Bir başbakanın mutfağa girip çorba dağıtması, aramızdaki duvarları kaldıran sembolik bir hareketti.
Elbette her kamu figürü eleştiriye açıktır. Ancak eleştiriyi yaparken, bir insanın farklı yönlerini ayırt edebilmek gerekir. Bir siyasetçinin özel hayatına dair tercihleri ile topluma yönelik hizmetleri aynı kefeye konulamaz. Hele ki bu hizmet, farklı kültürlere saygıyı ve hoşgörüyü temsil ediyorsa, bunu takdir etmek insan olmanın gereğidir.
Toplum olarak insanları kategorize etmeye, etiketlemeye çok meraklıyız. Oysa her insan, üzerinde derin derin düşünülecek bir kitap gibi. Kimi sayfaları parlak, kimi sayfaları gölgeli olabilir. Ama önemli olan bütünü görebilmek ve herkesin yaşam hakkına saygı duyabilmektir.
Hollanda Başbakanı’nın bu ziyareti, bize hoşgörünün ve insanı anlama çabasının evrenselliğini hatırlattı. Keşke biz de, farklılıkları zenginlik sayan bu anlayışı daha çok içselleştirebilsek. İşte o zaman, “okunacak en büyük kitap” olan insanı daha iyi anlar, daha iyi bir dünya inşa edebiliriz.