Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) tarafından Amsterdam’da düzenlenen Uluslararası Toplum Akademisi Programı, şehir, kimlik ve aidiyet ekseninde dikkat çekici konuşmalara sahne oldu. Programda konuşan...
Mimar Sevilay Tuncer: Bir şehir, ancak insan kendini oraya ait hissettiğinde yuva olur
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı
Sevilay Tuncer, mimarlık, şehircilik ve siyaset tecrübelerini bir araya getirerek Avrupa’daki Türk toplumunun şehirlerle kurduğu ilişkiyi çok katmanlı bir perspektifle ele aldı.
Türkiye’de başlayan akademik yolculuğundan Delft Üniversitesi’ndeki deneyimlerine, mimar kimliğiyle ülkeye dönüşlerinden bugün siyasette üstlendiği sorumluluklara kadar uzanan kişisel serüvenini paylaşan Tuncer, her ziyaretinde ve her yeni rolde şehirleri farklı bir gözle okuduğunu vurguladı.

“Şehirler Rastgele Büyümez, İnsanla Anlam Kazanır”
Hollanda’nın güçlü şehircilik geleneğine dikkat çeken Tuncer, bu ülkenin mekânsal planlamayı ciddiye alan, kamusal alanı önceleyen ve insan–çevre dengesini gözeten bir anlayışa sahip olduğunu belirtti. Ancak şehirlerin yalnızca planlar ve kurallarla var olmadığını ifade eden Tuncer, “Şehir dediğimiz şey, insan elinin değdiği, emeğin biriktiği ve hayatın yaşandığı ölçüde anlam kazanır” sözleriyle şehirlerin sosyolojik boyutuna işaret etti.
Avrupa’daki Türk toplumunun hikâyesini bir “göç ve emek yolculuğu” olarak tanımlayan Tuncer, ilk kuşakların bu şehirlerde uzun yıllar misafir gibi yaşadığını, ancak zamanla kuşaklar değiştikçe aidiyet duygusunun güçlendiğini dile getirdi.
Misafirlikten Yuvaya Uzanan Yol
Birinci kuşağın çalışarak, ikinci kuşağın eğitimle, üçüncü kuşağın ise “ben buradayım” diyerek şehirle bağ kurduğunu söyleyen Tuncer, şehirlerin adres olmaktan çıkıp yuva haline gelmesinin bu süreçle mümkün olduğunu ifade etti.
Aidiyet kavramının yalnızca pasaportla tanımlanamayacağını vurgulayan Tuncer, “Aidiyet, sabah selam verdiğimiz komşudur, mahalledeki bakkaldır, yağmur yağdığında birlikte ıslandığımız sokaktır” diyerek gündelik hayatın belirleyici rolüne dikkat çekti.

Sessiz Ama Kalıcı İmzalar
Konuşmasında Avrupa şehirlerindeki Türk mahallelerine dair gözlemlerini de paylaşan Tuncer, dükkân tabelalarında yer alan “İstanbul”, “Anadolu” gibi isimlerin rastgele seçilmediğini belirtti. Bu tabelaların, yaşanılan şehre bırakılmış sessiz ama kalıcı imzalar olduğunu ifade etti.
Bir pencereye asılan tülün, sadece bir perde değil; mahremiyet anlayışının, düzen kurma biçiminin ve kültürel hafızanın yansıması olduğunu söyleyen Tuncer, bu detayların şehirlerde fark edilmeden aktarılan kültürün en güçlü göstergeleri olduğuna dikkat çekti.
Camiler ve Kültür Merkezleri Bir Hafıza Mekânı
Bugün Avrupa şehirlerinde camilerin, kültür merkezlerinin ve toplumsal buluşma alanlarının şehir dokusunun ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirten Tuncer, bu yapıların yalnızca taş ve betondan ibaret olmadığını söyledi. Bu mekânların kültürel aktarımın, hafızanın korunmasının ve nesiller arası bağın simgesi olduğunu vurguladı.
İkinci ve üçüncü kuşaktan mimar, mühendis ve şehir plancılarının artık bu şehirlerin karar alma süreçlerinde aktif rol aldığını ifade eden Tuncer, ortaya çıkan tabloyu “köklerini unutmayan ama geleceğe bakan bir şehir mozaiği” olarak tanımladı.
“Şehircilik Beton Değil, Duygusal Bir Bağdır”
AK Parti hükümetlerinin şehircilik anlayışına da değinen Tuncer, şehirlerin yalnızca bina sayısıyla ölçülmediğini belirterek, şehircilik anlayışının merkezine insanı, aidiyeti, huzuru ve güveni koyduklarını ifade etti.
Bu sürecin daha da güçlenmesi için temsiliyetin önemine vurgu yapan Tuncer, Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun artık yalnızca uyum sağlayan değil; karar süreçlerine katılan, yönetimde yer alan ve temsil edilen bir toplum olduğunu dile getirdi.
“Hem Buraya Aitiz Hem Kimliğimizle Buradayız”
Konuşmasının sonunda güçlü bir mesaj veren Tuncer, köklerin Anadolu’da, dalların ise artık Avrupa’da yetiştiğini ifade etti. Bu dengenin hem yaşanılan şehirleri güçlendirdiğini hem de Türk toplumunu daha özgüvenli ve görünür kıldığını söyledi.
“Bu inançla, bu özgüvenle ve bu sorumluluk bilinciyle yolumuza devam edeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamlayan Sevilay Tuncer, şehir–kimlik–aidiyet ekseninde Avrupa’daki Türk toplumuna güçlü bir perspektif sundu.
Amsterdam / Ebubekir TURGUT