Mustafa Yıldızdoğan: “Vatan Sevgisinin Bir Terazisi Yok”


  • Kayıt: 18.02.2026 21:18:58 Güncelleme: 19.02.2026 18:36:09

Mustafa Yıldızdoğan: “Vatan Sevgisinin Bir Terazisi Yok”

Röportaj: Ebubekir Turgut

Tanınmış Ülkücü sanatçı Mustafa Yıldızdoğan ile Hollanda’nın Arnhem kentinde, Hoca Ahmet Yesevi Türk Kültür ve Eğitim Merkezi’nin 30. yıl programında bir araya geldik. Yoğun ilgi gören gecede Yıldızdoğan, “Ölürüm Türkiyem” ile salonu adeta ayağa kaldırdı. Gerçekleştirdiğimiz  söyleşide vatan sevgisinden sanata, gençlerden Gazze meselesine kadar samimi ve çarpıcı açıklamalarda bulundu.

“Vatan sevgisi ölçülemez.

Bu sevgi ne ideolojiye ne kelimelere sığar.”

– Uzun yıllardır sahnedesiniz. Vatan ve Türkiye duygusu sizin için ne ifade ediyor?

Bizi Türkiye’ye kadar getiren herkesten Allah razı olsun. Vatan, millet ve Türkiye’ye duyulan özlemle ilgili içimizde çok şey var. En çok bilinen şarkılarımızdan biri de zaten bu duygunun ifadesi. Vatan sevgisinin bir terazisi yok. Kim ne kadar seviyor, bu ölçülemez. Bu sevgi ne ağza sığar ne de kalbe.

Eskiden bu işin içinde daha fazla fanatiklik vardı. Bugün ise çok daha geniş kitlelere hitap ettiğimi düşünüyorum. Ama öz değişmedi. Dün neyse bugün de o.

“Annemin gözyaşlarında Türkiye vardı.

Aslında hepimizin ortak bir ana yüreği var.”

– Sizi en çok etkileyen anılardan biri hangisi?

Delta Radyomuz vardı… Âşık Mahsuni’nin “Gidiyorum Çeşmesi Siyahım” çaldığı zamanları hiç unutmam. Rahmetli anam, “Oğlum sesini biraz açar mısın?” derdi. Eşarbını yüzüne çeker, sessizce ağlardı.

O zaman belki anlayamazdık ama bugün dönüp baktığımda şuna inanıyorum: Anamın yüreğinde Türkiye vardı. Kara benizli bir Anadolu vardı. Diyarbakırlı bir ananın yüreğindede Anadolu Türkiye vardı. Aslında hepimizin ortak bir ana yüreği vardı.

“Millet olmak; aynı türküyü dinlerken

aynı anda duygulanabilmektir.”

Biz ulus olmanın, millet olmanın göstergesini nerede görüyoruz biliyor musunuz? Bir türküyü dinlerken her annenin ağlayabilmesinde… Aynı düğünde yan yana oynayabilmemizde… Bir maçta kalbimizin aynı anda çarpmasında… Acımız olduğunda hep bir ağızdan “Şehitler ölmez” diyebilmemizde…

Biz milletiz. Sağcıymış, solcuymuş, buymuş, şuymuş… Bunlara bakmam. Millet olmanın ölçüsü bu değil.

“Beni sevmeyen varsa, önce kendime bakarım.

Demek ki kendimi anlatamamışımdır.”

Beni sevene saygım sonsuzdur. Sevmeyen varsa, bunun sorumluluğunu da önce kendimde ararım. Demek ki kendimi anlatamamışımdır derim.

İnanıyorum ki bir insanla bir muhabbet kurabilsek, bir parçada buluşabilsek, o da bizi sevecektir. Çünkü Müslüman Türk milletinin geleneği neyse ben de oyum. Sanatçıyım ama ne kaprisim var ne havam. Hâlâ Konya’da yaşıyorum. Hayatım ortada.

“Çocuklarımızı kazanmak mümkün.

Yeter ki onların dilini anlayalım.”

– Geleceğe dair umudunuz var mı?

Elbette var. Çocuklarımızı kazanmak mümkündür. Onların dünyasını doğru okuyabildiğimiz sürece umut hep vardır. Bu yüzden üretmeye devam ediyoruz, daha da çok üreteceğiz Allah’ın izniyle.

Temennimiz; 2025 ve 2026’nın devletimiz, milletimiz ve bütün dünya için daha güzel yıllar olması. Savaşsız, gözyaşısız bir dünya istiyoruz.

“Sorun duyarsızlık değil;

duyarlılığın birleşememesi.”

–  Gazze konusunda sanat dünyasını yeterince duyarlı buluyor musunuz?

Bir tepki var ama bu tepki bireysel kalıyor. Bireysel olunca da ses duyulmuyor. Ses, ancak birleştiğinde ve kurumsal bir duruşa dönüştüğünde yankı buluyor.

Ben hiçbir sanatçının bu meselelerde duyarsız kaldığına inanmıyorum. Aksine, sanatçılar çoğu zaman siyasetçilerden daha hassas, daha merhametlidir. Sorun, bu duyarlılığın ortak bir zeminde birleşememesi.

“Mevlânâ gibi çemberi genişletiyoruz.

Sanat bunun için var.”

Biz durduğumuz noktadayız ama Mevlânâ’nın yaptığı gibi çemberi genişletiyoruz. Kapsayıcı oluyoruz. Sanat da zaten bunun için var. Nerede olursak olalım; Hollanda’da da Türkiye’de de bu duyguyu taşımaya devam ediyoruz.

“Hâlâ ayaktaysak, hâlâ talep varsa,

doğru yerde duruyoruz demektir.”

Allah’a binlerce şükür; 35-40 yıldır bu davanın içindeyiz. Milletimizin karşısındayız. Hâlâ ayaktaysak, demek ki durduğumuz yer doğru bir yer.