Dünya Ekonomik Forumu’nun 2023 yılında yayınlanan Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporuna göre: Hollanda, cinsiyet eşitsizliği açısından 2 yılda küresel sıralamada 28’inci sırada bulunmakta. Hollanda kadınlarının, cinsiyet eşitliği konusunda Almanya ve Belçika’dan geri kaldığı bilinmekte. İskandinavya ülkelerinde ise çocuk bakımı ve hamilelik izni Hollanda ya göre daha iyi bir durumda. Özellikle; çocuk bakımı, tam gün çalışma ve iş dünyasında üst düzey yönetici olan kadınların oranında Hollandalı kadınlar hiç de eşit olmayan bir konumda.
Akademik(HBO) ve Bilimsel Eğitim(WO )
Son yıllarda Hollanda’da yüksek meslek ve üniversite eğitimlerine devam edenlerin % 55’i kadınlardan oluşmakta. Gelecek günlerde, Hollanda yönetim kadrolarında ve geleneksel meslek gruplarında kadınların yükselen eğitim oranına bağlı olarak kadın çalışan sayısında bir artışın beklenmesi gayet olağan.
Hollanda tarihinde bir ilk
Mark Rutte’nin dördüncü koalisyon kabinesinde, VVD, CDA, D66 ve CU partilerinin oluşturduğu kabine üyeleri genelinde, Hollanda tarihinde ilk defa kadın bakan ve devlet sekreterlerinin sayısında kadınlar lehine %50’lik bir oran söz konusu.
Arz ve talep mekanizması
Arz-talep ilişkisi; istihdam ve insan kaynaklarının temelini oluşturan en önemli kavramlardan biridir. Talep, belli başlı mesleklere ve hizmetlere karşı toplumda oluşmuş olan çalışma ve para kazanma isteğidir. Arz da talebe göre şekillenen istihdam, üretim ve hizmetlere verilen genel addır.
Bu mekanizma, iş hayatında kadının konumu açısından da belirleyicidir.
Erkekler, toplumsal konumlarını kadınlara bırakmaya hiç de niyetli değil
Son yıllardaki değişim ve kabule rağmen, erkeklerin, sahip oldukları konumu kadınlara bırakmaya hiç de niyeti yok. Kadınlarımız, hak ettikleri yeri ve pozisyonu erkeği yana iterek yanına yerleşerek elde etmek zorunda. Aslında bunun orta yolu; barış, mutluluk ve huzur içinde birlikte yaşamaya uygun erkek ve kadın yetiştirmekten geçiyor.
Nazım Hikmet ne kadar yalın ve güzel anlatmış:
Kadınlarımız
Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.