Toplumda cinsiyet eşitliği nasıl gerçekleşir


  • Kayıt: 24.06.2023 12:16:32 Güncelleme: 24.06.2023 12:16:32

Toplumda cinsiyet eşitliği nasıl gerçekleşir

Nejat SUCU

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2023 yılında yayınlanan Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporuna göre: Hollanda, cinsiyet eşitsizliği açısından 2 yılda küresel sıralamada 28’inci sırada bulunmakta. Hollanda kadınlarının, cinsiyet eşitliği konusunda Almanya ve Belçika’dan geri kaldığı bilinmekte. İskandinavya ülkelerinde ise çocuk bakımı ve hamilelik izni Hollanda ya göre daha iyi bir durumda. Özellikle; çocuk bakımı, tam gün çalışma ve iş dünyasında üst düzey yönetici olan kadınların oranında Hollandalı kadınlar hiç de eşit olmayan bir konumda.

Akademik(HBO) ve Bilimsel Eğitim(WO )

Son yıllarda Hollanda’da yüksek meslek ve üniversite eğitimlerine devam edenlerin % 55’i kadınlardan oluşmakta. Gelecek günlerde, Hollanda yönetim kadrolarında ve geleneksel meslek gruplarında kadınların yükselen eğitim oranına bağlı olarak kadın çalışan sayısında bir artışın beklenmesi gayet olağan.

Hollanda tarihinde bir ilk

Mark Rutte’nin dördüncü koalisyon kabinesinde, VVD, CDA, D66 ve CU partilerinin oluşturduğu kabine üyeleri genelinde, Hollanda tarihinde ilk defa kadın bakan ve devlet sekreterlerinin sayısında kadınlar lehine %50’lik bir oran söz konusu.

Arz ve talep mekanizması

Arz-talep ilişkisi; istihdam ve insan kaynaklarının temelini oluşturan en önemli kavramlardan biridir. Talep, belli başlı mesleklere ve hizmetlere karşı toplumda oluşmuş olan çalışma ve para kazanma isteğidir. Arz da talebe göre şekillenen istihdam, üretim ve hizmetlere verilen genel addır.

Bu mekanizma, iş hayatında kadının konumu açısından da belirleyicidir.

Erkekler, toplumsal konumlarını kadınlara bırakmaya hiç de niyetli değil

Son yıllardaki değişim ve kabule rağmen, erkeklerin, sahip oldukları konumu kadınlara bırakmaya hiç de niyeti yok. Kadınlarımız, hak ettikleri yeri ve pozisyonu erkeği yana iterek yanına yerleşerek elde etmek zorunda. Aslında bunun orta yolu; barış, mutluluk ve huzur içinde birlikte yaşamaya uygun erkek ve kadın yetiştirmekten geçiyor.

Nazım Hikmet ne kadar yalın ve güzel anlatmış:

Kadınlarımız

Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,

sanki gidenler hiçbir zaman

hiçbir menzile erişemeyecekti.

Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle

Ve onlar

ayın altında dönen ilk tekerlekti.

Ayın altında öküzler

başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi

ufacık kısacıktılar

ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında

ve ayakları altından akan

toprak,

toprak,

ve topraktı.

Gece aydınlık ve sıcak

ve kağnılarda tahta yataklarında

oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.

Ve kadınlar

birbirlerinden gizleyerek

bakıyorlardı ayın altında

geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.

Ve kadınlar

bizim kadınlarımız:

korkunç ve mübarek elleri

ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

anamız, avradımız, yarimiz

ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen

ve soframızdaki yeri

öküzümüzden sonra gelen

ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız

ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki

ve kara sabana koşulan ve ağıllarda

ışıltısında yere saplı bıçakların

oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan

kadınlar,

bizim kadınlarımız

şimdi ayın altında

kağnıların ve hartuçların peşinde

harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi

aynı yürek ferahlığı,

aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.

Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde

ince boyunlu çocuklar uyuyordu.

Ve ayın altında kağnılar

yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.