Geçmiş yıllarda Türk toplumunu, birlikte düşünen, inanan ve yaşayan homojen bir yapı olarak düşündük ve öyle görmek istedik. Ancak artık gerçeği görmek ve bunu dile getirmek gerekiyor.
Son yıllarda, Hollanda toplumuna uyum sürecinin getirdiği hızlı değişimle birlikte, çok farklı düşünen, yaşayan ve yeni değer yargılarına sahip bir Türk göçmen toplumu oluştu. Bu toplumsal katman, hâlâ bizden biri olan; eğitimli, iş ve gelir düzeyi yüksek, topluma uyumlu bireylerden oluşuyor. Onlara ne isim verirsek verelim, bu grup aynı zamanda bizlerin en uyumlu, entegre olmuş, kültürel değişim ve etkileşimle akültürasyona uğramış toplumsal değeridir. Hollandalılar bu elit gruba “Havermelk-elite” diyorlar. Neden bizden de olmasın?
Yeniden Keşfetmek
Bulunan tekerleği yeniden keşfetmeye gerek yok (“Het wiel niet opnieuw uitvinden”), ancak Hollanda toplumuna uyum sürecini iyi değerlendiren, yeni ve dinamik bir nesil geliyor. Bu nesil, inanç, yaşam tarzı, kültür, gelenek ve görenekler bakımından kendi içinde farklılıklara sahip olacak.
Hollandalı emsalleriyle benzerlikler taşıyan bu elit Müslüman Türk grubu, doğum, evlilik ve boşanma gibi sosyal olaylarda Hollandalılarla aynı istatistiksel seviyeye gelmiş durumda. Daha doğrusu, Hollanda’ya ve Hollandalıya benzedik.
Zenginlik ve Tolerans
Yaşamda değişim ve güzellikler, karşılıklı saygı ve hoşgörüyle olduğu sürece anlamlıdır. Birbirini olduğu gibi kabul eden, özgür düşünen ve yaşayan bir toplum ancak böyle gelişebilir.
İnanç ve Yaşamda Sekülarizm
Hollanda’daki vakıf temelli inanç grupları ve mezhepler, bağımsız, özgün ve özgür kimliklere sahip seküler kurumlardır. Faaliyetleri ve çalışmaları Hollanda yasalarına göre düzenlenmiştir. Burada önemli olan, vatandaşın kendi özgür iradesiyle inanma ve inancını uygulama hakkına sahip olmasıdır. Bu konuda ciddi bir sorun yaşanmamaktadır.
Hür İnanç, İrade, Gençlik ve Gelecek
Hiçbir genç, gelecekteki yaşam biçimini belirleme konusunda baskı altında kalmak istemez. Entelektüel birikim ve gelişim, ancak bireysel özgürlüklerin toplumsallaşmaya ve sosyalleşmeye dönüştüğü zaman mümkün olabilir.
Amatör Kulüplerden Süper Lig’e Top Koşturma Zamanı Geçiyor
Her 500 Türk nüfusunun bulunduğu şehirde bir cami ve mescit inşa ettik. Ancak yılların emeğiyle oluşan bu yapıların, milyonlarca avro değerindeki vakıfların yönetimi hâlâ amatör düzeyde kalmıştır. Korona pandemisiyle birlikte bugün Hollanda’da bazı küçük camilerin beş vakit ibadete açık olmadığını gözlemliyorum. Merkezi vakıf yönetimlerinin bu durumun farkında olduklarını söyleyebilirim. Ne yazık ki bazı şehirlerde cemaatler birbirlerini şikâyet etmekten camileri yönetmeyi unutmuş durumdalar.
Amatör bir spor kulübü ile Süper Lig’de, Hollanda’nın “Eredivisie” liginde top koşturmak mümkün olmadığı gibi, amatör cami yönetimleriyle postmodern Hollanda-Türk toplumunun sosyal, inanç, finans, kültürel ve eğitim liderliğini üstlenmek de gerçekçi değildir. Bu, ayakları yere basmayan bir özlemden öteye geçemeyecektir.
Yaşamda dolu dolu, mutlu, doğayla barışık ve uyumlu bir hayat dileğimle…
Hoş ve neşeli kalın.