Bireysel ve Toplumsal Mutluluk İçin: Hollanda’yı ve İnsanlarını Gönülden Sevebilmek Ne kadar seviyoruz birbirimizi?


  • Kayıt: 28.06.2025 18:56:55 Güncelleme: 28.06.2025 18:57:18

Bireysel ve Toplumsal Mutluluk İçin: Hollanda’yı ve İnsanlarını Gönülden Sevebilmek

Ne kadar seviyoruz birbirimizi?

Mustafa Nejat Sucu

Eğer sevgi pınarınız bol, saf, temiz ve içtikçe doyurucuysa; yalnızca sizi sevenleri değil, Anavatan’ı, sılayı, Türkiye’yi ve köyünüzü de sevebilirsiniz. Çünkü sevgi pınarı tükenmez bir kaynaktır. Kimse sevgiyi bir başkasının elinden alamaz. Peki neden kendimizi, ailemizi, mahallemizi, köylümüzü, hemşehrilerimizi ya da bize benzemeyenleri sevmekte zorlanıyoruz?

Sevgi Bir Sanattır

Ne güzel türkülerimiz, halk deyişlerimiz vardır sevgi ve sevmek üzerine… Resimlerde, heykellerde, yazılarda ve şarkılarda da ifadesini bulur bu duygu.

Yıllar boyunca büyük çabalarla inşa edilen güzelliklerin temelinde de sevgi vardır. Peki biz bu sanatı ne kadar seviyoruz? Sevgiyle başlayan yolculuk, insanın yaşamı ve ruhu için vazgeçilmez bir gıdadır. Ancak sevgiyi tanımlamak ve anlatmak çoğu zaman kolay değildir. Çünkü sevgi, insana, aileye ve çevreye göre değişebilen, soyut ama derin bir histir. İnsan ilişkilerinde içten dışa yansıyan bir ruh halidir.

Kendiyle Barışık Olmak

Son 60 yılda, kendisiyle barışık ve mutlu bir toplum yetiştirebildik mi?

Neden hâlâ mutlu, üretken, paylaşımcı bir toplum yaratamadık? Belki de kıskanç bir çocuk gibi “Mutluluk biter” diye paylaşmaktan korkan, sonunda da mutsuz olan bir kuşağız.

Geleneksel, travmatik, feodal ve tutucu yapılarla mutlu toplumlar yaratmak kolay değildir.

Başkaları İçin Yaşamak?

Bize hep “Kendin için değil, aileni düşünerek yaşa” denildi. Oysa bu sürdürülebilir değildir. Çünkü herkesin egosu vardır ve tüm egoları memnun etmek mümkün değildir. Mutlu birey; kendi ve çevresi arasında denge kurarak en az yüzde 51 oranında memnuniyeti yakalamaya çalışan kişidir. İşte bu, Batı’da tanımlanan “mutlu Avrupalı birey” modelidir.

Benim Gibi Düşünmek Zorunda Değilsin

Genelde çevremizdeki herkesin bize benzemesini bekleriz. Oysa bu ne gerçekçidir ne de güzeldir. Farklı düşünceler, inançlar, renkler ve yaşam biçimleri zenginliktir. En doğal ve doğru olan da budur.

Renklerin Kardeşliği ve Çeşitlilikte Bolluk

Bahar geldi, yaz yaklaşıyor. Dağlara çıkalım, çeşit çeşit çiçekleri görelim. Onların renklerindeki uyum ve çeşitlilik bize yaşamın kardeşliğini anlatır.

Hollanda’nın en yüksek noktası Limburg’daki Vaals kasabasındaki Vaalserberg’dir (322 m). Elbette Türkiye için bu bir dağ sayılmayabilir, ama sembolik anlamı önemlidir.

Yaşadığımız Topraklar

Üzerinde yaşadığımız topraklar –ister Hollanda ister Türkiye olsun– yüz milyonlarca insanı beslemeye yeterlidir. Yeter ki kıymetini bilelim, işleyelim ve paylaşalım.

Dede’den Toruna Varsıllık

Zenginlik artık sosyal barışı tehdit eder hale geldi. Dede, torunlarına daha fazla bırakma gayesiyle mal biriktirirken, acaba çevresindeki yoksulların hakkını gasp etmiş olmuyor mu?

Evet, yasal olabilir. Ancak günlük ekmekten fazla pay alan, diğerlerine yeterli bırakmayabilir.

“Omuzu Geniş Olan Daha Fazla Taşımalı”

Hollanda’da sosyal adaletin temelinde bu anlayış vardır:

“De sterkste schouders dragen de zwaarste lasten” – Güçlü omuzlar en ağır yükleri taşır.

Sosyal paylaşım, sosyal devlet ve adil bölüşüm budur.

Bir mülteci ya da göçmen; kira yardımı, sağlık sigortası desteği, çocuk parası ve diğer sosyal desteklerle çocuklarını okutabiliyorsa, bu sosyal devletin başarısıdır. İşte sosyal devlet yönetimi budur!

Kutsal Mutluluğun Mekânı Var mı?

İster “sosyal devlet” deyin, ister “ilahi adalet”… Paylaşmadan, sevilmeden ve birbirimizi sevmeden toplumsal mutluluğa ulaşmak mümkün değildir.

Mutsuz toplumların ürettiklerinde ne bereket ne de tat olur.

Bu yüzden, bu güzel ülkenin güzel insanları; mutluluğu, refahı ve huzurlu bir yaşamı fazlasıyla hak ediyor.

Hepimize bu Cumartesi sabahında ağız tadıyla mutluluklar…

Hoşçakalın.