Ben, futbol maçlarını ve siyasi seçimleri çoğu zaman birbirine benzetirim. Çünkü politikacılar da tıpkı futbolcular gibidir: Kimisi uzun süre formda kalır, kimisi ise kısa bir dönem parlayıp sahneden çekilir. Her iki alanda da strateji, ekip çalışması, rekabet ve zaman zaman panik hâkimdir.
Politika bir araçtır, amaç değil
Her siyasi parti, tıpkı bir futbol takımı gibi, belirli bir hedefe ulaşmak için kullanılan bir araçtır. Ancak zamanla, iktidar sahipleri kendilerini halkın üzerinde görmeye başladıklarında; yanlış kararlar, memnuniyetsizlik ve toplumsal huzursuzluk kaçınılmaz olur.
Devletler ise sürekliliği temsil eder. Özellikle Türkiye gibi köklü bir geçmişe sahip ülkelerde devlet; adalet, hukuk, hizmet, hatta anne ve baba anlamına gelir. Yönetimler değişir, ancak devletin temel ilkeleri kalıcı olmalıdır.
Erkler ve güç paylaşımı
Zamanla bazı yönetimler, devletin hizmetinde olmak yerine devletin yerine geçmeye başlar. Bürokratik, aristokratik ya da oligarşik yapıların halktan uzaklaşması, adalet duygusunu zedeler. Eğer yönetimler öz eleştiri yapmaz ve sağlıklı bir “geri bildirim” kültürü oluşturmazsa, hatalar büyür; sosyal, ekonomik ve politik sorunlar zincirleme şekilde ortaya çıkar.
Hollanda’da paylaşılan politik güç
Hollanda siyasetinde ise güç, seçmen tarafından farklı partiler arasında bölüştürülür. Bu “paylaşılan politik güç” (gedeelde politieke macht), uzlaşma ve ortak akıl kültürünü zorunlu kılar. Hollanda’daki koalisyon hükümetleri bu anlayışla şekillenir.
Bu durumu en iyi anlatan Hollanda atasözü, “Şaraba su katmak” (Water bij de wijn doen) ifadesidir. Yani, herkes biraz taviz verir; önemli olan, birlikte yönetebilme kültürünü sürdürebilmektir.
Panik futbolu ve seçim yarışı
Futbolda bir takım kendi oyun disiplinini kaybedip panikle oynamaya başladığında, üst üste goller yemesi kaçınılmazdır. Kaybetme korkusu, yenilginin kendisinden daha yıpratıcı olabilir.
Politikada da durum farklı değildir. Seçim dönemlerinde paniğe kapılan, planını kaybeden partiler genellikle yarışın sonunda kaybeden tarafta olur.
Seçmenin rolü ve stratejik oy
Sonuçta kazanan, halkın iradesidir. Seçmenler, haklarını korumayı ve yeni kazanımlar elde etmeyi bilir. Benim temennim; Hollanda’yı yönetecek yeni kadroların deneyim, vizyon ve misyon sahibi olmasıdır.
Bu seçimlerde birçok kişi gibi ben de kendime en yakın politik tercihi yapacağım. Hollanda’da sıkça kullanılan bir kavramla, “stratejik oy” (strategisch stemmen) bu seçimde belirleyici olacak gibi görünüyor.
Haydi hep birlikte sandık başına.
Yüksek katılımlı, demokratik bir seçim dileğiyle.
Sevgilerimle,