Hollanda’nın Karanlık Sayfası: Unutulan Neo-Nazi Mirası


  • Kayıt: 07.12.2025 12:17:05 Güncelleme: 07.12.2025 12:17:05

Hollanda’nın Karanlık Sayfası: Unutulan Neo-Nazi Mirası

Mustafa Nejat Sucu

Hollanda denildiğinde çoğumuzun aklına özgürlükler ülkesi, eşitlik ve hukuk devleti gelir. Okullarda, kitaplarda, hafızalarda yer eden anlatı da genellikle bu çerçevededir: Almanya’nın işgaline direnen, bağımsızlığı için mücadele eden bir toplum. Ancak madalyonun bir de özenle gölgede bırakılmış arka yüzü var.

O yüz, Hollanda’nın bugüne dek konuşmaktan kaçındığı Neo-Nazi geçmişi.

Bu konu, bir yarayı kanatmak için değil; toplumun kendi tarihine, özellikle de işgal yıllarına dair eksik kalan parçaları tamamlamak için önemli. Çünkü Almanya’nın 1940’ta Hollanda’yı işgali yalnızca sekiz saatte gerçekleşmiş olsa da, işgal yıllarının bıraktığı izler ve işbirlikçi Hollandalı Neo-Nazilerin rolü hâlâ gerektiği kadar açık konuşulmuyor.

Neden Bugün Konuşmalıyız?

Son yıllarda Hollanda’da yükselen aşırı sağ akımlar, göçmen ve Müslüman karşıtlığı, adeta 1930’ların Avrupa’sından yükselen bir ses gibi.

O dönem “üstün ırk” söylemi üzerine kurulan Nazi ideolojisi, yalnızca Almanya’yı değil birçok Batı Avrupa ülkesini içine çekmişti. Hollanda’da da toplumun yaklaşık %10’una varan bir kesimin Neo-Nazi politikalarına yatkınlık gösterdiği biliniyor. Bu tarihsel eğilim, bugünün politik atmosferini anlamak açısından da önemli.

Hollanda’nın Kendi Nazileri: NSB Gerçeği

1931’de kurulan Nationaal-Socialistische Beweging (NSB), yani Hollanda Ulusal Sosyalist Hareketi, Almanya’daki Nazi Partisi’nin neredeyse birebir karşılığıydı.

Parti, 1942’de 74 bin üyeye ulaşmış ve işgal yıllarında Alman yönetimiyle tam bir işbirliği içinde çalışmıştı. Bu işbirliği, binlerce Hollandalının ölümüne, Musevi yurttaşların toplama kamplarına gönderilmesine doğrudan katkı sağladı.

Almelo’daki Büyük Soygun: Direnişin Sessiz Kahramanları

Yıllardır yaşadığım Almelo’nun savaş geçmişi de bu karanlık dönemin hem acılarını hem umudunu taşıyor.

15 Kasım 1944’te Hollanda Merkez Bankası’nın Almelo şubesine yapılan ve 46 milyon 150 bin guldenin alındığı direniş operasyonu, ülke tarihinin en çarpıcı eylemlerinden biriydi.

Direnişçilerden altısı, Nazi kamplarında işkence ve infazlarla hayatını kaybetti. Geri dönebilenler ise özgürlüğün bedelinin ne olduğunu en iyi bilenlerdi.

Savaş Sonrası: On Binlerce İşbirlikçi Almanya’ya Göç Etti

1945’te Hollanda’nın kurtuluşunun ardından tam 65 bin Neo-Nazi işbirlikçisi ve aileleri Almanya’ya göç etti.

Ülkede kalanlar ise uzun yıllar süren soruşturmalar, kamplar ve yargılamalarla yüzleşti. 154 kişiye ölüm cezası verildi; büyük çoğunluğunun cezası daha sonra müebbete çevrildi.

II. Dünya Savaşı’nda ölüm cezası bulunmayan Hollanda, bu uygulamaları savaş hukuku kapsamında gerçekleştirdi.

Toplamda 120 binden fazla işbirlikçi yeniden eğitilmek üzere ülke genelindeki yeniden uyum kamplarına gönderildi.

Hollanda’nın toplu suç kültürüne dair sessizliği, ailelerin yıllarca çocuklarından geçmişlerini saklama çabasında da görülebilir.

Açılan Arşivler Yeni Gerçekleri Önümüze Koyacak

Ocak 2025 itibarıyla devlet arşivlerinin önemli bir kısmı araştırmacıların erişimine açıldı.

425 bin kişilik işbirlikçi dosyası, NSB üyeleri, SS gönüllüleri ve Nazi rejimine destek veren Hollandalılarla ilgili ayrıntılı bilgiler içeriyor.

Bu rakam, o dönem 9 milyon nüfusa sahip bir ülke için oldukça çarpıcıdür:

Hollanda toplumunun %5’i doğrudan işgalcilerle işbirliği yapmış.

Bugüne uyarlarsak, bu oran kabaca %10’luk bir toplumsal eğilim anlamına geliyor.

Musevilerin, Engellilerin ve Muhaliflerin Sessiz Çığlığı

Hollanda’da savaş yıllarında yaşamını yitirenlerin sayısının 220–280 bin arasında olduğu düşünülüyor.

Apeldoornse Bos’taki engelli bakım merkezinin önünde duran anıt, engelli ve Musevi vatandaşların bile “üstün ırk” kuramının acımasız eleğinden geçirilip yok edildiğini hatırlatıyor.

Türkiye’den Çıkmış Bir İnsanlık Hikâyesi

Bu karanlık yılların ortasında, Türkiye’den iki büyük insanlık örneği yükselir:

Paris ve Marsilya başkonsolosları Behiç Erkin ve İsmail Necdet Kent.

Binlerce Museviye Türk pasaportu vererek onları toplama kamplarından kurtaran bu iki diplomat, savaş yıllarının sessiz kahramanlarıdır.

Bugünün Avrupa’sına Bakınca…

Aşırı sağın, göçmen düşmanlığının ve İslamofobinin yükseldiği günümüz Batı Avrupa’sı, tarihin karanlık sayfalarına ürkütücü bir benzerlik taşıyor.

Bu nedenle geçmişi bilmek, konuşmak ve ders çıkarmak artık bir tercih değil; bir zorunluluktur.

Toplumlar geçmişleriyle yüzleşmedikçe, aynı hataların ayak sesleri geri dönmeye devam eder.

Bugünün Hollanda’sı, demokrasisi ve özgürlükleriyle gurur duyarken, kendi karanlık mirasını da dürüstçe konuşmak zorundadır.

Yeni yılınız barış, adalet ve vicdanla dolsun.