Evet, bazen insanların ilgi odağı olmak ve onlarla hoş, bilgili, aydın ve güzel vakit geçirmek güzeldir. Bazen de çevrendekilere doğruyu, bilgiyi ve geleceğe dair umudu aktarabilmek çok daha önemlidir.
Bu buhranlı ve bunalımlı zaman diliminde insanların, ekmek kadar yeni umutlara ve olumlu düşüncelere ihtiyacı var. Geleceğe dair umut taşıyabilmek, belki de bugünlerin en kıymetli duygusu.
Bazen kısa bir süreliğine de olsa insanlardan uzaklaşmak; bir gezi bahanesiyle, garip bir yolcu gibi yalnız kalabilmek… Orta Çağ’ın kale ve ticaret şehirlerinden biri olan Deventer’de tek başına dolaşmak, gözlem yapmak, geçmişi anlamaya çalışarak geleceğe umutla bakabilmek ne güzel.
Deventer’i Bizim İçin Önemli Kılan Ne?
Türkiye Cumhuriyeti Deventer Başkonsolosluğu, 1976 yılından itibaren Deventer bölgesinde ikamet eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vatandaşlık işlemlerinde hizmet vermektedir. Yıllar içinde başkonsolosluğa ve Deventer şehir merkezine birden fazla kez yolumuz düştü.
Deventer’de 12 binden fazla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yaşamaktadır. Farklı toplumsal gruplar zamanla kendi özgün örgütlenmelerini oluşturmuştur. Şehir; çok renkli, çok kültürlü ve zengin bir yapıya sahip, aydın ve ilerici bir Hollanda nüfusunu da barındırmaktadır. Aynı zamanda Osmanlı mimarisini çağrıştıran HDV Merkez Camii, hem şehirde yaşayanlara hem de ziyaretçilere hizmet vermektedir.
Kayın ağaçlarının arasından geçerken hep Nazım Hikmet’in “Karlı Kayın Ormanı” şiiri aklıma gelir:
Karlı kayın ormanında
Yürüyorum geceleyin.
Memleket mi, yıldızlar mı,
Gençliğim mi daha uzak?
Geçmişi Anlamadan Gelecek Olmaz
Doğduğum andan itibaren, emeklemeye başladığım günlerde ellerime ilk dokunan şeyin patates olduğunu hatırlıyorum. Patates; üretim, tohum, ekim ve dikim demektir. En neşelisi ise bayram havasında geçen patates sökümü ve hasat günleridir.
Eskiden iki çeşit patates vardı: Ödemiş ve Alman. O dönemlerin patatesleri, sanki insanlar gibi, bugünkünden daha lezzetliydi. Patates sökümü sırasında yapılan yemeklerin kokusu kilometrelerce uzağa yayılırdı. Bugün ise bir evde pişen patatesin kokusu çoğu zaman apartman dışına bile zor çıkıyor. O yıllarda kullanılan gübre doğal hayvan gübresiydi; bugünkü gibi kimyasal gübreler yoktu.
Ticaret, Borsa ve Patates
Deventer, Hollanda’nın Overijssel Eyaleti’nde yaklaşık 105 bin nüfuslu, tarihî bir Hanze ticaret şehridir. Akademik eğitim veren Saxion Meslek Yüksekokulu ise şehre genç bir dinamizm katmaktadır.
Bir gün bir binanın duvarında “Patates Borsası (Aardappelbeurs)” yazısını gördüm. Yıllar önce patatesin tadını bile bilmezken ticaretini yapan Deventerliler, patates için borsa kurmuşlar.
Peki bizde neden olmadı? Dedem Muçuoğlu Sarı Dayı Mustafa Sucu ile başlayan ve 85 yıldır süren Nevşehir–Niğde patates üretiminde neden bir patates borsası kurulamadı? Dedemin, gezici ticaret yaptığı yıllarda patates tohumunu Göre kasabasına getirdiğini duyardık. O dönem Nevşehir, Niğde vilayetine bağlı küçük bir ilçeydi. Nevşehir’de lise olmadığı için büyük dayım eğitimini Niğde Lisesi’nde tamamlamıştı. Nevşehir ise 20 Temmuz 1954’te il statüsüne kavuştu.
Tarım ve Değer Meselesi
Patates Türkiye’de bir türlü gerçek anlamda endüstri bitkisi olamadı. Dünya fındık tüketiminin yaklaşık yüzde 70’ini karşılayan Karadeniz fındığının fiyatını ise çoğu zaman Hamburg Borsası belirliyor. Biz ise neden dünya genelinde fiyatların düşük olduğundan yakınıyoruz?
Son yıllarda fındık fiyatlarında belirgin artışlar görülse de, fiyatların büyük ölçüde Avrupa’nın çikolata tüketimine bağlı olduğu söylenebilir. Fiyat artışı çikolata maliyetini yükseltiyor; tüketimin azalması ise üreticilerin kârlarını etkiliyor. Bu döngü içinde Karadeniz’in fındık üreticisiyle Nevşehir ve Niğde’nin patates üreticisi çoğu zaman aynı soruyu soruyor: “Bizi kim düşünüyor?”
Soru sormak bazen insanı mutsuz etse de, cevap aramak insanı diri tutar. Ne var ki, soranı ve doğru bilgiyi arayanı sevmeyen bir dünya düzeninde yaşıyoruz. Kayıtsız ve şartsız bir tüketim toplumunun parçası mı olacağız, yoksa sorgulayan bireyler olarak mı kalacağız?
Orhan Veli Kanık’ın “Cımbızlı Şiir”inde dediği gibi:
Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!
Sağlıcakla ve sevgiyle kalın.