Değerli okuyucular, özellikle gençler.
Bu sefer, Mekke’nin fethi yıldönümü dolaysıyla hem Mekke’ye, hem onu sevenlere, hem de Muhâcirlere selâm olsun dedik.
Mekke, Milâdi 10 veya 11 Ocak 630da, Hicri 20 Ramazan 8. yılda fethedildi, putperstlikyen, şirkten, işgalden kurtarıldı.
-Mekke’ye selâm olsun
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...
Orada, Mekke’de Allah adına yükseltilen ilk mâbed var…
Orada İbrahim’in, İsmail’in aziz hatıraları var…
Orada İsmail’ine su bulmak isteyen aziz bir annenin Safa ile Merve tepeleri arasında koşuşunun ayak sesleri var…
Sesler ve renkler orada bir mana kazanıyor. İbadete dönüşüyor, âlemlerin Rabbinin önünde.
Kâbe, Tevhidin, takvanın bir sembolü... Yeryüzüne ve gökyüzüne hâkim olan iradenin simgesi... Allah için yola çıkanların menzili... Allah için kıyâma duranların, secde edenlerin, rukû’ yapanların kıblesi...
Yürekler heyecanlanır sevgiden ve haşyetten (Yaradana saygıdan), döndükçe Kâbe’nin etrafında... Gönüller, Tevhid’in anlamına kavuşur. En yüce makamın karşısında teslim olur, rahata ererler.
Mescid-i Haram, emniyetin ve bağlılığın işareti... Allah’a yönelmenin mekanı... Allah’a el açmanın, yalvarmanın, Allah’tan istemenin yeri... Kirlerin yıkandığı, fazlalıkların atıldığı, dünyalık engellerden kurtulma meydanı.
Mekke, Kâbe, Hescid-i Haram… Üçü bir manayı tamamlıyor. Üçü mü’min gönüllerde bir sütun oluyor. Çölün uzunluğunda ve sessizliğinde, üçü Tekbir’i en yüce anlamıyla haykırıyorlar.
Onları sevenlere selâm olsun.
İbrahimi sevenlere selâm olsun.
İsmail’i sevenlere selâm olsun. Hiç bitmeyen bir selâm hem de.
İbrahim (as), Allah’ın yeryüzünü kirleten, putlarla dolduran, hayata şirki (çok tanrıcılığı ve yanlışları) bulaştıran nemrut anlayışına karşı Tevhid Dinini tebliğ etti... Ona ateşi layık gördüler. Ateş ona gülistan oldu.
Demek ki mü’minler de bugün Allah’ın dini için yola çıksalar, Allah onlara bütün ateşleri ve zorlukları gülistan edecektir.
İbrahim’in gülistanına selâm olsun.
Allah’ın iradesine hakkıyla teslim olan İsmail’i örnek alıp Allah’a itaati her şeyin üstünde tutan gençlere selâm olsun.
Son Elçi Muhammed’e (sav) çok çok salat ve selâm olsun. O’nun pak ehl-i beytine ve seçkin sahâbelerine de selâm olsun.
Kâbenin sahibi Kâbe’ye bir sahip gönderdi, Muhammed Mustafa’yı…
O geldi ve hayata canlılık geldi.
O geldi ve Kâbe’nin yüzü güldü.
O geldi ve şirkin ve sapıklığın, zulmün eceli geldi.
O geldi ve insanlık yeniden Tevhid’in aydınlığına kavuştu.
O, çok uğraştı, yoğun bir şekilde çalıştı, kötülerle ve kötülük odaklarıyla en güzel şekilde mücadele etti. Büyük bir müjdeyle Mekke’yi tağutlardan (azgın zalimlerden, uydurma tanrılardan) ve firavun zihniyetinden kurtardı.
O’na, O’nun yoldaşlarına ve O’nun yolundan gidenlere selâm olsun.
Karanlığın ortasında bir güneş gibi iman ışığı parladı.
Mekke, iman şehridir, Mekke Tevhid’in vatanıdır. Mekke İslâmın yurdudur.
Çağlar boyu Mekke’yi sevenlere selâm olsun.
-Muhâcirlere selâm olsun
(Muhâcir, Milâdi 622 milâdi yılında Allah rızası için Medine’ye hicret eden ilk nesil mü’minlerin özel adı)
Ey muhâcir! Sana zamanlar boyunca, yollar boyunca, nefesler sayısınca selâm olsun.
Ey toprağını, evini, barkını, ülkesini Allah için terkeden, yüzü ak insan: Seni yeniden anmak istiyorum. Şüphesiz ki ben ve benim gibiler senin yaşadığın iklime ihtiyacımız var.
Senin o geniş yüreğin toprak parçasına hapsolmadı. Ve sen o toprak parçasını elde tutmak elde tutmak uğruna Hakk’ı çiğnemedin. Sen bildin ki Hakk her şeyden üstündür. Bildin ki şeref ve izzet malda mülkte değil, Haktadır.
Sen Hakkın müjdesini duydun da ona koştun. Hakkın va’dini işittin de onu elde etmek için seferber oldun.
Ey Muhâcir! İnsanlar tarihinde bir nûr/bir ışık gibisin. Eğer senin hicretin olmasaydı; biz Hak uğruna evi barkı, ülkeyi ve dünyalıklarını terketmenin mantığını anlayamazdık.
Sen varlığı Allah yolunda harcamayı bize öğretensin! Sen, serden ve yârdan geçmeyi, neyi sevmemiz gerektiğini ve fedakârlığı öğrettin.
Ey Muhâcir! Seni tarihe şâhit tutuyoruz. Senin hicretin hayatın manasını bize hatırlatırken, dünyada nelerin daha değerli olduğunu anlıyoruz.
Seni yurdundan, evinden ve ocağından kovanlar bilmeden sana iyilik ettiler. Rabbim sana düşmanlarının hayâl bile edemeyeceği sonsuz mükâfatlar hazırladı.
Ey muhâcir, şu perişan İslâm ümmetinin uyanışı için bir Sûr’un üflenmesi lazım. O sûr borusu ötsün, belki uyanırız veya belki kıyâmetimiz kopar.
Senden bize bir ses gelsin, bir haber ulaşsın. Rasûllerden, ensârdan, sıddîklerden, şehitlerden, sâlihlerden haber ver.
Ey muhâcir, Rasûlüllah’ın ve senin hicretinin her yıldönümünde seni anmak, seni hatırlamak, sana yakın olmak istiyoruz.
Ensara selâm olsun. Çile arkadaşlarına selâm olsun. Yol arkadaşlarına selâm olsun.
Ey muhâcir! Terkettiğin Mekke’ye selâm olsun. Vardığın Peygamber şehri Medine’ye selâm olsun.
Tarih boyunca Allah yolunda muhâcir adını alanlara da selâm olsun.
Tarih boyunca muhâcirleri sevenlere de selâm olsun.