Hollanda’da var olan ayrımcılık, ötekileştirme ve iş pazarında; yerel, bölgesel ve ülkesel yönetimlerde hak edilen mevki ve makamlara sahip olabilme mücadelemiz, bizim Hollanda’daki 60 yıllık varlığımızla eşdeğerdir.
Var olan işsizlik, istihdam, aş ve iş sorunlarımızı mevcut politikalar ve politikacılar değil; arz ve talep mekanizması çözdü
(Aanbod en vraagmechanisme lost maatschappelijke vraagstukken zoals werkloosheid, werk en inkomen op).
Bireysel, örgütsel ve yerel yönetimlerdeki temsili görevlerim boyunca her zaman mevcut olanaklardan hak edilen payı almayı savundum. 2000’li yıllardaki çalışmalarımda ve görevlerimde, bireysel katkım ve temsili sorumluluklarım süresince gücümün yettiği, bilgimin ulaştığı ölçüde hizmeti kutsal gördüm. Evet; ne burnu havada ne de burnu yerde olmanın nefsi mücadelesiydi bu.
Yıllar sonra Hollanda Türk toplumunda iş ve istihdamdaki artışla birlikte sağlık pastasından pay alma oranında Hollandalı emsallerimize göre iki adım öne çıkarak onları yakalamaya çalışıyoruz. Her ne kadar mevcut dengeleri koruma ve kıskançlık duyguları olsa da iş pazarının madalyonun arka yüzüne baktığımızda ortaya çıkan tablo beni mutlu ve huzurlu kılıyor.
Hollanda’da iş gücü açığı 2025 yılının dördüncü çeyreğinde (Ekim, Kasım, Aralık) 90 bin yeni iş ilanı ile artarak, doldurulamayan iş ilanı sayısı 370 bine ulaşmıştır. Son 10 yılda açılan yeni istihdam ilanı 1 milyon 800 bin artmıştır. Her 100 iş arayana 99 iş ilanı düşmektedir. Bunun yanında göçmenler ve Türk toplumunda işsizlik oranı yüzde 35’lerden yüzde 6’ya kadar gerilemiştir. Son aylarda işsizlik oranı yüzde 3,9 seviyesinde olup yaklaşık 410 bin işsiz bulunmaktadır.
Hollanda’da mevcut tüm özel ve tüzel sektörlerdeki boş ve nitelikli pozisyonları doldurmak mümkün görünmemektedir. Gelecek yıllarda sağlık sektöründe, okullarda ve belediyelerde emeklilikler artacaktır. Sadece önümüzdeki 10 yılda 342 belediyede 30 bin yeni insan kaynağına ihtiyaç duyulacaktır. Hollanda’nın en büyük hizmet ve kazanç kapılarından biri olan sağlık sektöründe ise önümüzdeki 10 yılda 100 binden fazla yeni çalışan istihdam edilmesi beklenmektedir.
Sosyal güvenlik sisteminde reform ihtiyacı
15–75 yaş arası, çeşitli nedenlerle çalışamayan ya da çalışmak istemeyen yaklaşık 3 milyon 200 bin Hollandalı bulunmaktadır (Niet willers en niet kenners). Çalışma kapasitesi olan bireylerin ek ve yan meslek kursları (Om / bijscholing) ile iş hayatına kazandırılması mümkündür. Bu nedenle sosyal güvenlik sisteminde köklü reformlar gereklidir. Gelecekte sosyal güvenlik ödenek sisteminin bütüncül şekilde gözden geçirilmesi ve güçlü merkezi ile yerel yönetim uygulamalarına ihtiyaç vardır.
Alışkanlıkların ve mevcut sistemin içinde çözümsüzlük üreten bir yapının parçası hâline gelen milyonları yeniden iş pazarına kazandırmak kolay değildir. İşveren artık yüzde 100 değil, yüzde 150 verim beklemektedir.
Hollanda sağlık sektörü 2026 yılında 124 milyar avroluk bütçesiyle en büyük ikinci sektör konumundadır. Hepimizi ilgilendiren bu sektörde, son 60 yılda gerekli niteliklere (bekwaam en bevoegd) yeterince sahip olamadığımız için çoğu zaman sistemin dışında kaldık. Bunun yanında aile, komşu, arkadaş ve sosyal çevre ağlarımız (network) da yeterince güçlü değildi. Ayrımcılık, ırkçılık ve önyargılar (vooroordelen) ise istihdamın önündeki en büyük toplumsal engeller arasında yer aldı.
Bugün geldiğimiz nokta
Son 10 yılda 1 milyon 700 bin yeni iş ilanı açılmış, 405 bin pozisyon doldurulamamış ve yalnızca sağlık sektöründe 55 bin kişilik açık oluşmuştur. 2034 yılında sağlık sektöründeki nitelikli insan kaynağı açığının 300 bini aşması beklenmektedir.
Göçmenlerde suç oranındaki düşüş
Son 10 yılda geleneksel göçmen gruplarında kriminal olaylarda yüzde 50’nin üzerinde düşüş yaşanmıştır. Hollandalı emsallere kıyasla Türk ve Fas kökenli göçmenlerde suç ve ceza bağlantılı olaylarda ciddi azalma görülmektedir. Aktif çalışan ve gelir elde eden göçmenlerin ekonomik hayata daha fazla katılması, suç oranlarının düşmesinde önemli rol oynamaktadır.
Artık sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel konumumuz gelecek açısından büyük önem taşımaktadır. Gelinen ülke, kültürel yaşam biçimi ve gelenekler de belirleyici faktörlerdir. Hollanda Türk diasporası hiçbir zaman esir milletler kategorisinden gelen bir topluluk olmamıştır.
Mevcut sorunların devamını isteyen “günah keçisi” politikaları olsa da gerçeği gizlemek mümkün değildir. Yeni Hollanda dinamikleri içinde geleceğe yatırım; eğitim, istihdam ve ülke zenginliğinden, yani Gayrisafi Millî Hasıla’dan pay almaktan geçmektedir.
“Hasta olmamak, tedavi olmaktan daha iyidir.”
Voorkomen is beter dan genezen.
Saygı ve sevgilerim,