50 Yıl Öncesinde Kapitalizmin Bu Kadarını Hiç mi Hiç Düşünmemiştim?


  • Kayıt: 01.03.2026 10:10:49 Güncelleme: 01.03.2026 10:10:49

50 Yıl Öncesinde Kapitalizmin Bu Kadarını Hiç mi Hiç Düşünmemiştim?

Mustafa Nejat Sucu

Kapitalizmin temsili o kadar cesur ve pervasız ki, kimseden çekincesi ve korkusu da yok. Kapitalin ve silah gücünün hâkim olduğu evrensel bir düzende yaşamaktayız.

Evet, gençlik yıllarımız Hollanda’da bugünkü gençlerin yaşamlarına benzemiyordu. Yaşam daha sosyal, yardımsever, paylaşımcı ve ucuzdu. Anne ve babanın yanında sabit giderlerimiz de tabii ki daha azdı. Bu günde sayıları artarak devam eden “vur patlasın, çal oynasın gençlik” değildik.

Bize öğrettikleri neler nelerdi?

Yaşamda her şeyin para ve kazanç olmadığını; kazanmadan ve maddi çıkar gözetmeden de insana ve topluma hizmet ederek iyi bir insan ve vatandaş olabileceğimizi öğrenmiştik. Paradan, maniden, dolar ve eurodan daha kıymetli; fakir, fukara, yokluk çeken insanlara destek olmak, barış, paylaşım, dostluk ve yoldaşlık yaşamda çok çok önemli değerlerdi.

İyi ki öğretmişler. Bu yaşam felsefesi ve değerli kültürel etik anlayışı, ahlaki bir yüce değer olarak kişiliğimize katkı sağladı.

Yıllar geçti. Yaşam ve Hollanda sosyal devlet sisteminde daha katı, kuralcı; liberal ve kapitalizmin öne çıktığı varsıl bir tüketim toplumuna dönüştük. Zengin ve lüks yaşam, Hollanda’da egoları ve bireyciliği güçlendirerek sosyal toplumdan katılım toplumunun önüne geçti.

“Altta kalanın canı çıksın” denirse, gerçekten altta kalanların en asgari yaşam koşullarına sahip olması toplumsal kabul gördü. Hollanda sosyal devleti (Sociale staat), var olan bütçe ile en iyisini sunma, fakirlikle mücadele, alım gücünün korunması (koopkracht / koopkrachtreparatie) ve onarımı ile devam eden yönetim süreçleri yürütmektedir. Bölge, belediye, ülke ve Avrupa Birliği yönetimleri bu konuda büyük katkılar sunmaktadır.

Var olan tüketim deliği (consumptiegat) küçülmediği gibi, eskisine göre büyüyerek toplumsal değerleri de öğütmüş; milyonları sisteme borçlandırarak bağımlı bir yapının kayıtsız ve şartsız dişlilerine dönüştürmüştür.

Paranın Bütün Değerlerin Önüne Geçtiği Bir Zaman

Evrensel değerlerin, insancıl ve kaliteli bir yaşam hakkının önüne ticaret ve para geçti. Zamanla uyum sağlayamayanlar dışarıda ve fakir kaldı. Hangi fikirden, gruptan ve ideolojiden olursa olsun, parayı ve kapitali sevmeyen kalmadı.

Eski Bir Komünist

Bir zamanlar Hollanda Komünist Partisi’nin (De Communistische Partij van Nederland – CPN, 1909–1990; 1990’dan sonra GroenLinks) seçim programlarını ve tanıtımını yapan Hans’ı yıllar sonra gördüğümde, onun da neoliberalizme teslim olduğunu fark ettim. 90 bin avroluk bir arabaya biniyor ve bir belediyede müdürlük görevinden ayda 6 bin euro kazanıyordu. Artık sınıfı değişmişti. Eski partisinin devamı olan GroenLinks’e de oy vermiyordu. Liberalleşen yaşamla birlikte, eskiden kesinlikle oy vermem dediği Hollanda liberallerinin aydın temsili D66’ya oy veriyordu.

Hem Komünist Hem Kapitalist (Burjuva) Olunur mu?

Avrupa’da bugün neden olmasın diyorum. Hem komünist, hem Marksist, hem Pan-Türkçü hem de Pan-İslamcı olunabilir; bunun yanında kapitalist ve burjuva sınıfına ait olmak da bu zamanda mümkündür. Bazıları sınıf atlamış, bazıları oportünist olmuş; küçük ya da büyük burjuva da olunmuştur.

Bir zamanlar Türkiye Komünist Partisi’nin Hollanda’daki aktif ve inanmış üyelerinden biri, o dönem tam anlamıyla anti-Amerikancıydı. Yıllar sonra karşılaştığımda onun da sınıf değiştirdiğini gözlemledim. O artık, kapitalizmin simgelerinden sayılan “Marlboro” sigarası içiyordu.

Uzun yıllar önce okuduğum bir makalede, Fransız Komünist Partisi’nin (Parti communiste français – PCF, 1920) sayılı üyelerinden birinin multi milyarder olduğunu okumuştum.

Aynı zamanda 2012’de iktidar olan Fransa Sosyalist Partisi ve François Hollande kabinesinde de 5 milyoner sosyalist bulunuyordu.

Yaşamın Balansı

Biz yine yaptığımız her hizmette kazancı ve parayı düşünmeden, sofradaki ekmeği de (brood op de plank) unutmadan yaşamın dengesini bulmaya çalıştık. Her istediğimizi değil, bize uygun olan hizmetleri yapmaya gayret ettik.

Yapabildiklerimizin yanında tabii ki yapamadıklarımız da var. Çoğu zaman bugün size uygun görülen bir hizmet yarın uygun olmayabilir. Onun için her dönemde ve her yaşta yapabileceklerimizi yeniden gözden geçirmek gerekir.

Yeni yaşamın dengelerini sağlayarak kendi balansımızı bulmada en önemli atasözlerinden biri şudur: “Kurt kocayınca köpeklere maskara olurmuş.” Biz de kimsenin maskarası olmadan kendi yaşantımızı yeniden düzenlemeliyiz.

Geçmişe takılmadan, o zamanın sunduğu olanakları iyi değerlendirerek; kendimizle barışık, huzurlu ve var olan mutluluğu bulduğumuz zaman yeni umutlar depolayarak yaşamak gerekir.

Belli ki bunları yazabilmenin şartları, belki de yaşadığımız ülke Hollanda’nın var olan bireysel özgürlüğü ve sunduğu olanaklardan kaynaklanıyor. Bazen var olanla yetinip, bulunduğumuz yerden güzeli daha da güzelleştirmek gerekir.

Sevgilerimle.