Hollanda’da Yeni Bir Nesil: Kraldan Çok Kralcı Türkler
In Nederland ontstaat een nieuwe generatie Turken die nog koningsgezinder is dan de koning zelf.
Göçmen toplumların, yerleştikleri ülkelerdeki kaderidir; fakir ve mazlum Anadolu, Orta Asya, Orta Doğu ve Uzak Doğu insanının "kraldan çok kralcı" olması...
Başbakanın Ziyaretiyle Gelen "Sevindirik" Hali
Ne yapsınlar? İnsanımız, özlediği ancak son yıllarda bulamadığı değerleri yeni bir koalisyonun kurulması ve başbakanın göreve başlamasıyla tekrar hatırlar oldu. Hollanda’da var olan ırkçı ve göçmen karşıtı söylemlerde, yeni hükümetle birlikte birdenbire yüzde yüze varan bir sessizlik ve düşüş yaşandı.
Bu ziyaretin politik anlamını iyi okumak gerekir. Geçen hafta Hollanda’nın çiçeği burnunda Başbakanı Rob Jetten, Lahey’deki Alevi toplumunu temsil eden bir derneği ziyaret etti. Bu başlangıcı olumlu buluyorum; bir yerden başlamak gerekirse doğru adres burasıdır. Ancak bu hükümetin Türk toplumundan geniş tabanlı bir desteği olmadığı da bir gerçek.
Yine de Faslıların ve Türklerin 29 Ekim seçimlerinde D66'yı büyük parti yaparak PVV (Özgürlük Partisi) şerrinden bir nevi nefes almamızı sağladığı söylenebilir. Bu ziyaret, Türklerin desteğine bir teşekkür anlamı taşıyorsa, kuşkusuz olumlu bir adımdır.
Seçmen Tercihleri ve "Yulaf Sütü Eliti"
29 Ekim 2025 tarihinde; sol, laik ve seküler Alevi seçmenin Yeşil Sol (GroenLinks) ve Sosyalist Parti’ye (SP) oy verdiği kesin. Muhafazakâr ve sağ seçmenin ise DENK partisine yöneldiğini biliyoruz. Bu veriler ışığında; birinci ve ikinci nesil feodal, gelenekçi, Pan-Türkçü veya Pan-İslamcı kesimlerden D66’nın çok fazla oy aldığını söylemek zor.
Ancak onların çocukları ve torunları D66’ya oy vermeye çok daha istekli. Türk toplumunda liberal düşünceye sahip, hür ve prangasız bir yaşamı kabul etmiş, kaliteli yaşamı bir hayat biçimi haline getirmiş ve elit tabakaya dahil olmuş "Yulaf Sütü Eliti" (Havermelkelite), kendisi için liberal VVD’den ziyade, sosyal liberal D66’yı daha uygun görüyor.
Birdenbire hem sağın hem solun, yeni Başbakan Rob Jetten’ın ziyaretini büyük bir coşkuyla değerlendirmesini ancak şu kelimeyle özetleyebiliriz: "Sevindirik olmak."
Seküler Bir Gelecek mi?
Yeni kabinenin gelecekteki politik tercihi, seküler ve çok kültürlü bir Hollanda toplumudur (De seculiere en multiculturele samenleving).
Not: Seküler bir toplumda din ve devlet işlerinin ayrımı temel bir prensiptir. Din, devlet yönetimi ve resmi politikalar üzerinde belirleyici bir etkiye sahip değildir. Bu, modern demokrasilerin temel taşlarından biridir.
Mart 2026’da göreve başlayan Rob Jetten azınlık koalisyonu (D66, VVD ve CDA) ile birlikte, göçmenlerin ve geleneksel Türk toplumunun Hollanda’ya katılım süreçlerinde seküler temelli politikaların gelişeceğini şimdiden kestirebiliriz. Gelecek yıllarda, mahalle düzeyindeki seküler faaliyetlerin yeni hükümetten destek bulacağını söylemek mümkün görünüyor.
Kraldan Çok Kralcı Olmak
Bizde bir söz vardır: "Kraldan çok kralcı olmak." 29 Ekim 2025 seçimlerinden sonra radyoda bir gazeteci hanımefendinin röportajını dinledim. Hanımefendi, Hollanda’da yaşayan belirli bir kesim Türk ve Müslüman topluma karşı adeta aşırı sağcı PVV’nin sözcüsü gibi konuşuyordu. Belki de gelecekteki bir sağcı PVV kabinesinde bakanlık veya devlet sekreterliği görevi bekliyordur, kim bilir?
Kendini Hollandalıdan çok Hollandalı hissetmek!
45 yıl önce Hollanda’daki ilk yıllarımda, dilimi geliştirmek için sözlük yardımıyla De Volkskrant gazetesini okumaya çalışırdım. Bir haberde; Hollanda’nın eski sömürgesi Endonezya’dan gelen ve sayıları 470 bini bulan Endonezyalı kökenli Hollandalıların %35’inin, kendilerini "Hollandalılardan bile daha çok Hollandalı" hissettiklerini okumuştum. O günlerde bir "Endonezyalı Hollandalı" gibi olmayı hayal bile edemezdik; çünkü biz geri dönecektik, Anadolu'ya...
Hiç aklıma gelmezdi ama bugün artık kendisini Hollandalılardan daha çok Hollandalı hisseden Türkleri okuyor ve dinliyorum. Artık Hollanda Türk toplumunda tek bir bloktan, birlik ve beraberlikten söz etmek imkânsız. Toplumsal ayrışma ve kutuplaşma çoktan gerçekleşti. Birlikte hareket etmek artık "ütopik" bir hayal. Belki de en doğrusu budur: bireysel gelişim ve özgür seçimler. Hoşumuza gitse de gitmese de bu tercihlere saygı duymak zorundayız.
Yeni Hükümet ve Sosyal Ayrışma (Segregatie)
Yeni politikalarla birlikte mevcut Hollanda toplumunda; gelir, konut, eğitim ve sosyal yaşam bazındaki ayrışmanın (segregatie) artacağı benziyor. Çok uzağa gitmeye gerek yok; 2026-2027 eğitim yılında Hollanda’da 9 yeni İslam okulu açılması bekleniyor. Hollanda tarihinde eğitim sisteminde hiç bu kadar yüksek sayıda İslam okulu açılmamıştı.
Bugünkü koalisyon hükümeti sorunlara çözüm ararken, mültecileri veya Müslümanları konut krizi ve işsizlik gibi yapısal sorunların "günah keçisi" (zondebok) olarak ilan etmemeye özen gösterecektir.
Sonuç: Farklılıklarımız Zenginliğimizdir
Sahip olduğumuz farklılıklar, çok renkli Hollanda toplumunun gerçek zenginliğidir. Önümüzdeki yılların kolay olmayacağı açık; ancak Hollanda toplumunda kendi yerimizi ve geleceğimizi oluşturma mücadelemiz sürecektir. Bu mücadele bizleri daha çalışkan, daha donanımlı ve toplumda saygı gören bireyler haline getirecektir.
Daha umutlu ve kaliteli bir yaşam için güçlü toplumsal dinamiklerimiz ve Hollandalı dostlarımız var. Yeter ki bu potansiyeli doğru hedefler için kullanalım.
Hoş ve güzel geceler dileğiyle, hoşça kalın.