Aç kalma korkusu… Karınları doymayan ve yüzleri gülmeyen insanlar nasıl mutlu olsunlar?
Çoğu zaman var olduğuna inandığımız ve sahip olduğumuzu düşündüğümüz “mutluluk” üzerine yazar, konuşuruz. Ama araya bir ömür girdiğinde, geçmişte ne elde ne de avuçta bir şey olmadığını görür ve “mutsuz” oluruz.
Aslında mutluluk ve mutsuzluk gibi iki karşıt kavram soyuttur (abstract). Soyut olan, elle tutulmayan; kişiden kişiye, aileden topluma kadar uzanan bir yaşam biçiminin küçük bir parçasıdır. Mutluluk ve mutsuzluk birbirinden ayrılmaz iki parçadır. Biri olmadan diğeri olmaz. Mutsuzluğu tatmayan, mutluluğu nasıl anlayabilir?
En çok mutlu olduğumuza inanır ve öyle yaşamaya devam ederiz. Avrupalıya sorarsak, bireysel ve egolar üzerinden şekillenen bir mutluluk anlayışıyla toplumun da mutlu olduğunu söyleyebiliriz. Peki bireysel mutluluk, Avrupa ülkelerinde varsıllığın sağladığı imkânlarla toplumsal mutluluğu da beraberinde getirmez mi?
Bizim mutlu olmamız zor. Biz bireysel mutluluğu pek tanımayız. Bireysel mutluluğu toplumsal bütünlük içinde ararız. Bir ömür boyu süren bu arayış, çoğu zaman mutsuzlukla sonuçlanır.
Şark toplumlarında mutluluk çok da önemli değildir. Birey, ego, kişisel tercihler ve yaşam biçimleri; toplumun, ailenin ve yaşanan çevrenin güvenliği, geleceği ve devamlılığından daha ön planda değildir. Burada belirleyici olan “biz” (wij) iken, Avrupa’da birey kültürü yani “ben” (ik) öne çıkar.
Avrupalı için mutluluk önemlidir. Hem birey hem toplum için mutlu yaşamın gerekli olduğuna inanır ve bu yolda sürekli girişimlerde bulunur. Ancak tanımlanamayan, tam olarak ifade edilemeyen mutluluk duygusu, Avrupalıyı da mutsuz etmeye yeter.
Hollanda’da mutsuzluk da var
Son 6 yılda Hollanda’da yaşamı olumsuz etkileyen birçok gelişme yaşandı: Korona pandemisi, Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel dengeleri sarsan politik gerilimler…
Geçen gün ÖzB’de insanların korkularını ve mutsuzluğunu gözlemledim.
Hollanda’nın Gelderland eyaletinde bulunan varlıklı bir şehir: Apeldoorn. Burada, geçmişte uygun fiyatlarıyla büyük ilgi gören, ağızdan ağıza (van mond tot mond) yayılan bir Türk marketi var. Ancak son 5 yılda fiyatların iki katına çıktığı görülüyor.
Geçen bir cumartesi günü… Aman Allah’ım, bu ne kalabalık! Çok renkli ve farklı kültürlerden bir müşteri grubu vardı. Ama garip olan, insanların yiyemeyecekleri kadar gıda ürününü arabalarına doldurmalarıydı.
Avrupa’da kaliteli yaşamın sadece size ait olduğuna inanılır ve bu şekilde yaşanır. Gelin bir halk otobüsüne binelim ve etrafımızdaki yüzlere bakalım… Gülmeyen, mutlu olmayan insanlara.
Şark ve Garp toplumları arasındaki fark
Garp’lı, mutluluğu bulmak için denemekten doğan bir “suçluluk kültürü”ne (Schuldcultuur) sahiptir. Şark’lı ise çoğu zaman denemekten çekinir; baskı altında yaşar ve “utanç kültürü” (Schaamtecultuur) ile hayatını sürdürür. Bu yüzden çoğu zaman mutsuzdur. Bazen bilir, bazen hiç bilmez mutluluğun ne olduğunu.
Mutluluğun yanında mutsuz bir Hollanda gençliği
Hollanda, mutluluk derecesinde Avrupa ve dünyada ilk 10’da yer alsa da, binlerce genç eğitim, iş, istihdam, bakım ve ruh sağlığı sorunlarıyla mücadele etmektedir.
Her türlü yasal düzenlemeye (Jeugdwet) ve 342 belediyenin sorumluluğundaki bütçelere rağmen gençler işsizlik ve belirsiz bir gelecekle karşı karşıyadır.
Fatma Hanım yıllar önce şöyle demişti:
“Çoğu zaman mutluluk duygusunun ve tecrübesinin bize ait olmadığına inanırız.”
Uzun yıllar Kurşunlu Camii’nde görev yapan Mehmet Efendi de şöyle dememiş miydi:
“Mutluluk, dinle ve imanla alakası olmayanların hesabına yazılan bir şeydir. Ama sizleri bekleyen bir cennet vardır.”
Biliyor musunuz?
Her iki düşüncenin vardığı nokta da aslında bilinmeyen bir mutsuzluktur.
İyi ki hayat, bilinenlerin yanında bilinmeyenlerle dolu…
Mutlu olmanız dileğiyle; bol güneşli, huzurlu ve güzel bahar günleri temenni ederim.