Mersin'e değil, tersine giden kim?


  • Kayıt: 15.04.2026 18:56:38 Güncelleme: 15.04.2026 19:06:45

Mersin'e değil, tersine giden kim?

Ali Develioğlu

Göçmen karşıtı tartışmaların geçen yıla oranla sakinleşmesi ve küresel gelişmelerin öne çıkması, dikkatleri yeni Avrupa Göç ve İltica Anlaşması`ndan kaçırdı. Geçen yıl gürültülü Almanya seçimleri ve Hollanda`nın Wilders koalisyonu günlerinde büyük kavgalarla hazırlanan bu anlaşma, 12 Haziran`da resmen yürürlüğe giriyor! Bu anlaşma AB`nin göç politikalarında köklü anti demokratik kısıtlamalar ve sertleşmeler içeriyor.

Ülke sınırlarında sıkı kontroller başlatılacak, sığınmacılarla düzensiz göçmenlerin tutulacağı dönüş kampları kurulacak ve bu insanlar AB`nın anlaşacağı üçüncü ülkelere gönderilecek. Tabii ki eğer Brüksel, anlaşabilecek `üçüncü ülke` bulabilirse!

Göçmen karşıtlığı Hollanda`da 2023 meclis seçimleri döneminde zirve yapmıştı. Ardından, zar zor kurulan Wilders kontrolündeki Schoof kabinesi, sığınmacı ve düzensiz göçmenleri hedefleyen kararlar aldı, ülkeye gelenlerin sayısı üçte bir oranında düştü.

Ancak Wilders`ın seçim öncesi vaadlerinin tam tersine, kurduğu kemer sıkmacı Schoof kabinesi, halkı memnun etmedi, iç çelişmelerinin da katkısıyla kısa sürede düştü. Bu sürecin ürünü olarak bugünkü Jetten koalisyonu kuruldu. Yeni hükümetin, NATO`ya verilen sözü tutarak askeri harcamaları arttırmak amacıyla, sağlık sektörü başta olmak üzere planladığı ekonomik kemer sıkma planları Schoof hükümetini aratmayacak düzeyde. Ama göçmen karşıtı söylemlerde hafif bir yumuşama gözlemleniyor.

Söylemlerde öyle ama, pratikte bir `yumuşama` olup olmayacağını daha önümüzdeki aylarda hissedeceğiz. Jetten kabinesi İltica ve Göç Bakanlığını bağımsız bir bakanlık olmaktan çıkartıp, Adalet Bakanlığı`na bağlayarak kısmen önemsizleştiriyor. Ancak eski PVV`li İltica ve Göç Bakanı Faber`in göçmen karşıtı yasal önlemleri devam ettirilecek! Bunlar senatoda onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek ve senatoda savunmak da yeni bakan Bart van den Brink`e düşüyor. Ve Faber`in yasaları AB`nin 12 Haziranda başlayacak Göç ve İltica Anlaşması`ndan çok farklı değil.

Faber`in kendisi artık hükümette olmasa da, ruhu yönetmeyi sürdürüyor mu acaba? Faber`in, Uganda'da bir geri gönderme merkezi kurma planını Jetten hükümeti iptal etti. Ama Van den Brink hemen ekledi: "Ancak geri gönderme merkezleri yolunda kesinlikle devam edeceğiz" 

12 HAZİRANDA BAŞLAYACAK ANLAŞMAYA TEPKİLER

Avrupa Göç ve İltica Anlaşması, insan haklarını yer yer ihlal ederek sığınmacıları durdurmaya odaklaşmakla birlikte işçi göçü üzerinde de olumsuz etkileri olacak. `Düzensiz göçmenleri` hedef olan bu yeni anlaşmada, ilticacı olan ve olmayan arasında net bir ayrım yapılmıyor.

Yeni iade düzenlemesinde tüm AB ülkelerinde uygulanacak sınır dışı etme yöntemleri yer alıyor. Bu yöntemler AB ülkelerinde göçmenlerle ilgili sivil toplum kuruluşlarında endişe doğurdu. Şubat ayı başında yaklaşık 70 STK ortak bir bildiri yayınlayarak teklifin bazı unsurlarının ABD'de göçmen baskınları ve gözaltı uygulamaları nedeniyle protestolara ve çatışmalara neden olan ICE'nin uygulamalarına yol açabileceği uyarısında bulundu.

STK'lara göre bu tür "tespit tedbirleri" özel evlerde polis aramalarını, kamusal alanlarda kolluk

kuvvetlerinin operasyonlarını ve gözetim teknolojilerinin kullanımını srttıracak.

İkamet Yasası uyarınca, birçok kamu yetkilisinin belgesiz göçmenleri göçmenlik bürolarına bildirmesi zorunlu oluyor. Yasa ayrıca sosyal yardım kuruluşlarını, belgesiz göçmenler sağlık sigortası talep etmek için kendilerine başvurduklarında göçmenlik makamlarına ihbar etmeye mecbur bırakıyor.

Aralık ayında bazı Avrupalı bakanlar ev aramalarını, el koymaları, 24 aya kadar hapiste tutabilmeyi öngören maddeleri, hazırlanan taslağa koydurttular! Bütün bunlar, Trump`ın ICE polisi aracılığıyla ABD`deki uygulamalarını eleştirmiş olan AB politikacılarının şimdi bizzat kendilerinin ayni şeyleri getirmeye uğraştığı şeklinde eleştirilere neden oldu. Birleşmiş Milletler`in 16 raportörü, böyle giderse Avrupa`nın düzensiz göçmenleri `keyfi tutuklama` sistemine dönüşeceğini bir raporda dile getirdi.

FIRTINADAN ÖNCEKİ SESSİZLİK!

Son iki yıldır tırmanan göçmen karşıtlığı nedeniyle Avrupa`da bazı sektörlere göçmen eleman getirmekte de güçlükler yaşanıyor. Ekonomik resesyona rağmen yaşlanan nüfus nedeniyle, ICT, sağlık ve hizmet sektörlerinde genç eleman açığı mevcut. Almanya eski başbakanı Scholtz yurt dışından 400 bin yeni eleman sağlamak istediklerini söylemişti ancak bu gerçekleşmedi.

12 Haziranda başlayacak olan anlaşmaya göre düzensiz göçmenlerin geri gönderileceği üçünçü ülkeler arayan AB yetkilileri, bazı ülkelerin ağızlarına `bir parmak bal çalarak` bu sorunu çözmeye çalışıyorlar:  Sen bizim yüzbinlerce düzensiz göçmen ve sığınmacımızı al, biz de senden birkaç bin tane ICT uzmanı, doktor ve hastabakıcı alalım. 

Yani “o kadar büyük masraflarla büyütüp okuttuğunuz ve kendinize lazım o insanlarınızı bize verin, hem de alın yüzbinlerce yükümüzü üzerimizden! “ Henüz buna aday bir ülke çıkmadı!

Özetle, Hollanda`daki Wilders koalisyonunun devrilmesi ile PVV`sinin gerilemesine aldanmayalım. Göçmen karşıtı gündemin son aylarda biraz durulması en uygun şöyle açıklanabilir: Fırtınadan önceki sessizlik!

Ama atalarımız şu atasözünü boşuna bulmamışlar: Herkes gider Mersin`e, biz gideriz tersine!

Kim o tersine giden bu defa?

Gazze ve İran Savaşı nedeniyle Trump`ı şiddetle eleştirerek geçenlerde dünya gündemine oturan İspanya!

İspanya, belgesiz 500 bin düzensiz göçmene yakında oturma izni verecek! Af çıkartıyor!