Hollanda’da Bizler, Endonezyalı Hollandalılara mı Benzemeye Başladık?


  • Kayıt: 13.05.2026 19:24:56 Güncelleme: 13.05.2026 19:40:55

Hollanda’da Bizler, Endonezyalı Hollandalılara mı Benzemeye Başladık?

Nejat Sucu

Hollanda’da Göçmenlik, Göç ve Diaspora Travmalarımız Nelerdir?

Türk göçmenleri yaşlanıyor. Türkler; ruhsal, ekonomik, sosyal, ailevi, geçim, eğitim ve gençlik problemleriyle boğuşuyor. Erkekler dertlerini birbirleriyle paylaşmaya çalışsalar da toplumun görünmez yüzünde kadınlar ve gençler var.

Değişim, kimlik, gelecek, uyum, katılım ve asimilasyon sancıları binlerce Türk göçmenini ruhsal olarak yıprattı ve yıpratmaya devam ediyor. Elbette sadece yemek ve içmek için yaşamak insanı mutlu etmiyor. Bazen sahip olduğumuz komplekslere çareler arıyoruz; bulunan çözümler ise akademik bir eğitim, eğitimli bir eş, evde Hollandaca konuşma, bol kazanç, kariyer yapmış ve başarılı bir genç nesil... Ancak bunlar da bizleri "mutlu" kılmaya yetmiyor. Kim bilir, ruhumuzun gıdası olan mutluluk bize belki de bir memleket kadar uzak.

Var olanla yetinmeyen, sahip olduğunun değerini bilmeyen göçmen Türk toplumu, içinden çıkılmaz sorunlarla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Bunun yanında ruhsal sorunları olan yaşlılar, gençler ve kadınlar da var. Sessiz ve dilsiz bir çığlıkla dolu olan toplum, çekilen acılarla yaşayıp gidiyor.

Son yılların gizli tehlikesi ise "beyaz ölüm" olarak adlandırılan ve gençleri hedef alan madde bağımlılığı.

Hollanda’daki mevcut sorunların yanında, acilen tanınması ve çözülmesi gereken bir diğer mesele madde bağımlılığıdır. Mevcut travmalara yönelik terapi ve çözüm yolları geliştirilmelidir. Bu süreç, elbette bu konuda uzman kurumların ve bizlerin kendi içimizden çıkan uzmanların katılımıyla gerçekleşmelidir.

Bu sorunları iyi bilen uzman, eğitimli ve gönülden fedakâr insan sayısı da oldukça az. Mevcut yapılar istenen kaliteyi veremediği gibi kurumlardaki ihtiyaçları da karşılayamıyor.

Kimisi ne istediğini bilmiyor; istekler bazen çocuksu, şakacı, ütopik ve hayalperest olmaktan öteye gidemiyor. Alışılan sosyal devletten ve belediyeden "kendine bir eş" bile isteyenler var. Oysa Hollanda sosyal devletinin kimseye eş bulma, sohbet etme veya yalnızlığına derman olma gibi bir niyeti yok.

Yalnız kalan, parası ve malı mülkü olmasına rağmen yeni ve uygun bir eş bulamayan yaşlı bir bekâr grubu mevcut. Birçoğu çöpçatan organizasyonlarına para kaptırıyor ve çözüm olarak beklenen "eş", yanında birden fazla yaşam ve uyum sorununu da Hollanda'ya getiriyor.

Hollandalı Endonezyalılara ve Kuzey Moluklulara mı Benzemeye Başladık?

17 Ağustos 1945 yılında Endonezya bağımsızlığını ilan eden Sukarno'dan sonra, kendilerine Endonezya’da yer kalmadığını hisseden Hollandalılarla akraba olan Endonezyalıların ve Kuzey Molukluların Hollanda’ya göçlerini görmekteyiz.

Hollanda’daki 80 yılı aşan yaşamları boyunca geri dönecekleri bir memleketleri olmadığını düşünen ve bugün sayıları 400 bini aşan bu kitle, Hollanda toplumu ile harmanlanarak yeni bir yaşam grubu ve kültürü oluşturdu.

Çoğunluğu Hollanda’ya intikal ederken Müslüman olan bu kesimin, Hollanda toplumuna daha "şirin" ve uyumlu görünmek için ibadet, cami ve dini faaliyetlerden uzak durduklarını gözlemliyoruz.

Bu durum, bilinen bir kültürel uyumdan ziyade; kendi kimliğinden, inancından ve ülkesinden vazgeçerek kayıtsız şartsız "Hollandalı olma" ve kendini %80’den fazla Hollandalı hissetme halidir: "Bijna meer Nederlander te zijn dan de Nederlanders" (Neredeyse Hollandalılardan daha fazla Hollandalı olmak).

Burada kültürel sömürge toplumları, emperyalizmin sonuçları ve küresel sömürge tarihinin; Hollanda ile akraba toplumlar arasındaki duygusal, sosyal, ekonomik ve toplumsal gelecek ilişkilerini nasıl belirlediği görülmektedir.

Hollanda’da yaşayan ve Hollandalılarla kan bağı bulunan Endonezyalılar ve Kuzey Molukluların tarihini incelediğimizde; onların da bizim yaşadığımız uyum, entegrasyon ve asimilasyon sancılarını, travmalarını yaşadığını görüyoruz. Onlar artık kökünden, geçmişinden ve değerlerinden koparılmış bir toplum. Acaba bizim geleceğimiz de onlarınkine mi benzeyecek?