Hollanda, son 30 yılda çok hızlı adımlarla dijital çağa (digitale tijdperk) ayak uydurdu. Benim neslim ve sonrasındaki kuşaklar, geç de olsa dijital gelişmeleri takip edebilmekte ve MijnOverheid gibi platformlar üzerinden devletle olan işlerini kendi başlarına yürütebilmektedir.
Nisan 2003’te yürürlüğe giren ve veri tabanlarının birbirine bağlanmasını sağlayan Eşleştirme Yasası (Koppelingswet) ile resmi kurumların sistemleri entegre edildi; böylece kurumlar arası bilgi transferi ve veri değişimi kolaylaştı. Örneğin, belediyelerde yapılan bir adres veya medeni durum değişikliğinden, Hollanda Göç ve Doğasallaştırma Dairesi (IND) ile Adalet ve Güvenlik Bakanlığı dijital ortamda anında haberdar olmaktadır.
Bireyselleşme ve "Dijital Okuryazar Olmama" (Digibeten) Sorunu
Veri tabanlarının birleşmesi ve devlet hizmetlerinin tamamen dijitalleşmesi, ne yazık ki hayatı kolaylaştırdığı kadar zorlaştırdı da. Özellikle ilk nesil göçmenlerin kendi işlerini takip etmeleri, Hollanda’daki 342 belediye veya Su İşleri Kurumu (waterschappen) üzerinden vergi iadesi ve sosyal yardım gibi haklara başvurmaları neredeyse imkânsız hale geldi.
Süreçlerin tamamen bireyselleşmesi ve bilgisayar bilgisine dayanması, dijital becerileri olmayan (digibeten) yaşlı ve göçmen vatandaşları sistemin dışına itti. Dijital becerileri gelişmiş olanlar (digivaardigheid) işlerini kolayca takip edebilirken; bu dönüşüm, destek alamayan ve işlem yapamayan 1. ve 2. nesil Türk göçmenlerinin hak ve gelir kaybına uğramasına, dolayısıyla dijital temelli bir fakirleşmeye yol açtı.
Hollanda'da Ne Yapmalı? Kurumsal ve Toplumsal Çözüm Arayışı
Hollanda’da 18 Mart 2026 tarihinde Belediye Meclisi seçimlerini geride bıraktık. Bu dönemde belediye meclislerinde Türk toplumunu temsil eden 200’den fazla meclis üyesi, grup başkanı ve belediye başkan yardımcımız (raadsleden, fractievoorzitters en wethouders) bulunuyor. Bu siyasi ve toplumsal güçten destek almak zorundayız.
İlk etapta 342 belediyenin en az 100’ünde "Sosyal Destek Hizmetleri" (Sociale hulpverlening) projeleri başlatılabilir. Bu destekler hem maddi (materieel) hem de manevi/sosyal (immaterieel) boyutta olmalıdır. Bütün olanakları ve sübvansiyonları sadece belediyelerden beklemek yerine, sivil toplumun ve şehirlerin kendi sahip olduğu dinamiklerle özgün projeler üretmek mümkündür. Elimizde güçlü bir stratejik altyapı var.
"Helva yapmak için unumuz, şekerimiz, yağımız ve suyumuz var; asıl mesele bu malzemeleri bir araya getirecek ustayı bulmak."
Gelin, ilk adımı atalım; öncelikle Almelo başta olmak üzere Hollanda’nın belirlenecek 30 belediyesinde bu çalışmayı birer pilot proje (experiment / proef) olarak başlatalım. Bu konuda vizyoner, nitelikli ve nicelikli bir potansiyele fazlasıyla sahibiz.
Önemli olan; bu kalifiye insan kaynağını zamanında organize edebilmek ve doğru amaç etrafında bir araya getirmektir. Bu dayanışmanın, dijital dünyada yolunu kaybeden ve dijital fakirlikle karşı karşıya kalan tüm vatandaşlarımıza bir çare, bir ilaç olmasını temenni ediyorum.
Saygılarımla,