HOLLANDA'DA HALK "SARAY"A SIĞINDI: %62 "Kral" diyor!


  • Kayıt: 24.05.2026 08:48:55 Güncelleme: 24.05.2026 08:48:55

HOLLANDA'DA HALK "SARAY"A SIĞINDI: %62 "Kral" diyor!

Avrupa’nın göbeğinde, parlamenter demokrasiyle yönetilen ama gözü gibi baktığı bir Anayasal Monarşiyi yaşatan Hollanda’da kartlar yeniden karılıyor. Siyasetin kördüğüme döndüğü, koalisyon krizlerinin bitmediği ülkede, halkın siyasetçilere güveni dibe vururken, saraya olan destek şaşırtıcı bir şekilde tırmanışta.

Kral Willem-Alexander ve Orange-Nassau Hanedanlığı, 2025 yılı verilerine göre halktan "vize" almayı sürdürüyor. Peki, her şey göründüğü gibi toz pembe mi? Hollanda sokaklarında neler konuşuluyor? Perde arkasını aralayalım...

Wilders’a Sandık Şoku: Faslı ve Türk Seçmen Dengeleri Değiştirdi

Hollanda, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri (1945) koalisyon hükümetleriyle yönetilen, "uzlaşı" kültürü üzerine kurulu bir ülke. Ancak son erken genel seçimler, ülke tarihinde bir ilke sahne oldu.

Irkçı lider Geert Wilders’ın PVV’sine karşı, özellikle Faslı ve Türk seçmenlerin oylarıyla D66 partisi adeta bir baraj kurdu. Sadece 26 bin oy farkıyla yarışı önde tamamlayan D66, Wilders’ı geride bırakarak büyük parti oldu. Başbakan Rob Jetten liderliğinde kurulan D66, VVD ve CDA azınlık koalisyonu ise bugünlerde adeta ateşten gömlek giymiş durumda.

100 Günlük Fiyasko ve Siyasete Güvensizlik İklimi

Çiçeği burnunda Başbakan Rob Jetten’ın azınlık hükümeti, ilk 100 gününde sınıfta kaldı. Kronikleşen yapısal ve ekonomik sorunlara karşı meclisten kalıcı tek bir çözüm önerisi bile çıkmadı.

Bu kısırdöngü, Hollanda seçmeninde siyasi kurumlara karşı ciddi bir "güvensizlik iklimi" yarattı. Meclis (Tweede Kamer) ile 75 kişilik Senato (Eerste Kamer) arasındaki yasa trafiği tıkanmış durumda. Gözler şimdi, 17 Mart 2027’de yapılacak Bölge Eyalet İdareleri ve Su İdareleri seçimlerine çevrildi. Buradan çıkacak sonuçlar, Senato’nun rengini ve dolayısıyla ülkenin kaderini belirleyecek.

Cumhuriyetçiler Sesini Yükseltiyor Ama Nafile: Halkın %62'si "Kral" Diyor!

Siyasetçilerin yarattığı bu kaos ortamında, ülkedeki Cumhuriyetçi sesler ne kadar yükselirse yükselsin, Hollanda halkı "istikrarı" sarayda arıyor.

Son araştırmalara göre, Orange-Nassau Monarşisine olan halk desteği hafif bir artışla yüzde 62 seviyesine ulaştı. Halkın hanedan üyelerine verdiği "notlar" ise siyasetçileri kıskandıracak cinsten:

  • Kral Willem-Alexander: 10 üzerinden 6,9

  • Kraliçe Máxima: 10 üzerinden 7,5

  • Veliaht Prenses Amalia: 10 üzerinden 7,3

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Hollanda halkının yüzde 49’u, kraliyet ailesinin yıllık masraflarını oldukça "yüklü" ve abartılı buluyor. Yani halk "Monarşi kalsın ama cüzdanımızı da fazla zorlamasın" mesajı veriyor.

"Şaraba Su Katmak"

Post-modern çağda, multimedya ve dijital iletişimin zirve yaptığı bir dönemde yaşayan birey için artık tabeladaki ismin (Cumhuriyet, Monarşi ya da Beylik) pek bir hükmü kalmadı.

Hollandalıların meşhur bir atasözü vardır: "Şaraba su katmak" (Water bij de wijn doen). Yani tarafların ortak yaşam adına kendi isteklerinden ödün vermesi, orta yolu bulması... Siyaseti yönetenlerin de muhalif sesleri ciddiye alarak bu "kompromis" (uzlaşı) kültürünü yaşatması gerekiyor.

Günün sonunda vatandaşı ilgilendiren tek bir gerçek var: Refah düzeyi, kaliteli eğitim, kesintisiz sağlık hizmeti ve geleceğe güvenle bakabilmek. Bireysel mutluluğu sağlayan, halkın refahına fazladan 1 Euro katabilen yönetim biçimi hangisiyse, vatandaşın gözünde "en iyi" yönetim odur.

Mustafa Nejat Sucu