Ben burada Hollanda’nın ineklerinin ne kadar süt verdiğinden, etinden veya yağından çok fazla bahsetmeyeceğim. Anadolu’da doğup büyüyüp de inekleri sevmemek hiç olur mu? Bir zamanlar o bizim ahır odalarımız vardı... Anadolu’da hayvanlar insanlarla, insanlar da hayvanlarıyla birlikte yaşamaktan mutlu ve huzurlu idiler.
"Ahır odaları", geleneksel Anadolu yerleşimlerinde hayvanların barındığı ahır bölümüne bitişik veya onunla ilişkili küçük mekânları ifade eder. Bu odalar hem işlevsel hem de mimari açıdan kırsal yaşamın önemli bir parçasıdır.
Evet, Hollanda; yüzölçümü olarak kendisinden katbekat büyük olan Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra, tarım ürünleri ihracatında dünya ikincisi. Eski Konya vilayeti büyüklüğünde (41.865 km²) topraklara sahip olan bir ülke Hollanda (laagland).
Halka ve 18 Milyon 152 Bin Nüfusa Yansıyan Etkisi İse?
Evet, Hollanda’da son yıllarda kişi başına düşen milli gelir –resmi dilde gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH / Bruto binnenlands product - BBP)– 65 bin Euro ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında 4’üncü sırada yer alıyor.
Her ne kadar sosyal devlet ve güvenlik sistemi (Sociale staat en zekerheid) vatandaşını aç ve açıkta bırakmasa da, yine de 35 bin evsizin olduğu, 1 milyondan fazla insanın fakirlik sınırı içinde yaşadığı bir ülke Hollanda. Yani milli gelirden alınan payda ve paylaşımda sorunları olan bir ülke.
Ne zaman ki doğduğum Göre Kasabası’ndaki eski kaya evlerde yer alan ahır odalarını (De Stalkamers) terk ettiler, bizim inekler de eskisi gibi süt vermez oldular. Hayvanları terk eden insanların ruhsal sorunlarında büyük patlamalar olduğunu ve son yıllarda ev hayvanı olarak kedi ve köpek sayısında büyük oranda artış yaşandığını gözlemlemekteyiz. Son yıllarda doğada resim çekerken Hollanda ineklerini gözlemliyorum ve onlara birer hayvan olarak imrenmemek elde değil.
Birbirini Ötekileştirme ve Ayrımcılık Yok
Hollanda’nın ineklerinin renklerinden, cinslerinden, boylarından, yaşlarından, kilolarından ötürü birbirlerine ayrımcılık yapmak gibi bir durumları ya da zenginlik hırsı yok. Birbirlerine eziyet etmeleri, birbirlerini öldürmeleri de yok. Günübirlik yaşayarak, o gün yedikleri ve içtikleri ile yetinen; stresten ve komplekslerden uzak, rahat bir yaşam sürüyorlar. Biriktirme hırsları ve kavgaları da yok. Gelecek nesillerinin; oğullarının, kızlarının veya torunlarının gelecek kaygıları da yok.
Bir de güneş, bahar ve yaz ayları geldi mi değme keyiflerine! Onların Akdeniz kıyılarında yazlıkları, çocuklarının eğitim ve evlenme stresi ya da masrafı yok. Geçen yıl şahit olduğum en akıllıca hareketleri; kanalı geçerek bir adada beş ineğin rahat rahat yayılıp güneşin karşısında uzandıklarını görmekti. Ben de o resmi "İnekler de tatilde" notuyla paylaşmıştım.
Ülkenin refahı, zenginliği ve gelişmişliği ineklerin sağlığına, rahatına ve yaşamına da yansıyor. Çiftlik sahipleri genelde en az orta dereceli tarım ve hayvancılık meslek okulu (Middelbare Landbouwschool) mezunu. Tarımdan ve hayvancılıktan zengin olan, iyi bir gelir sağlayan ancak yeri geldiğinde günde 16 saat çalışan köylülerle/üreticilerle karşılaşıyoruz.
Sosyal İlgi Alanına Giren Durumlar
İnekler diğer hayvanlara göre çok daha sosyal hayvanlar. Etraflarında olup bitenlere alakalı, ilgili ve katılımcı olduklarını görüyorum. Sosyal bir hayvan yapısı ancak rahat bir yaşamla oluşur. Aslında insanın ve hayvanın sosyalleşmesinin tarihsel bir geçmişi ve geleceği vardır.
Müzikle Üretimi Artıran Köylü
Yıllar önce okumuştum: İnek çiftliklerinde müzik dinleyen ineklerin diğer emsallerine göre daha çok süt verdiği, rahat bir yaşama sahip olan ineklerin etinin ve sütünün daha da lezzetli olduğundan bahsediliyordu.
Hollandalıların tatil planları yaptığı bu günlerde; dünyada, Ortadoğu'da ve Uzak Doğu ülkelerinde insanlar kan, zulüm, cahillik ve yoksulluk içinde. Günlük televizyon haberlerine bakmaya cesaret edemez bir durumdayken; tabii ki barıştan, silahsız bir dünyadan, kavgaların ve ölümlerin olmadığı bir gelecekten yana olduğum için barış ve mutluluk içinde yaşayan ineklere imrenmem bana gayet olağan geliyor.
Yaklaşık 5 yıl önceydi; Almelo’dan Deventer’e doğru A1 otoyolunda giderken bir reklam tanıtım panosu gördüm. O hafta Rijssen şehrinde Tarım ve Tarım Ürünleri Fuarı (Landbouwbeurs) vardı. Bir fırsatını bulup fuarı ziyaret ettim. Gerçekten tarım makineleri, traktörler, o güzelim biçerdöverler ile hayvanların yaşamını verimli ve kolay kılacak teknolojik ürünleri ve destekleri görmek değerdi.
Yine İnsan Faktörü Öne Çıkarken...
Bu hayvanların yaşamı, rahatı ve geleceklerinin var olması yine insanların elinde. Savaşlarda en büyük kaybı insanlarla hayvanlar birlikte vermekte. Geçen yıl Halep’teki savaşta ölen sahibinin başında gözyaşı döken köpeği görmek ve gözlerinin anlattıkları biz insanlara yeterdi.
Bizim ineklerin normal yaşamlarını yaşayamadan hayatlarının son bulması, yine biz insanların sebebi ve sonucudur. Yine yeme ve tüketme yönündeki beyinsel dürtülerimizle, gereğinden fazla tüketen bir toplum olduk. Biliyor musunuz; Amsterdam’da yapılan bir araştırmaya göre Türklerin yüzde 50’den daha yüksek bir oranı aşırı kilolu. Tabii ki "3 beyaz"ı tüketmeye devam ettiğimiz sürece kilolarımız azalmaz, çoğalır. Yanında birden çok hastalığın sebebini ararız da, bir türlü vazgeçemediğimiz oburlukta ise suç bulmayız.
Saygı ve sevgilerimle, gününüz aydın olsun.