Sizin ve Bizim Mutluluğumuz... Hollanda’da Ne Kadar Var Olmak İstersiniz?
Aslında zor bir soru ve derin bir konu. Asırlar boyu kimilerini mutlu etmiş, birçoğunu ise mutsuzluğa mahkûm etmiş bir arayış bu. Amacım soyut olanı arayıp bulunmazları keşfetmek değil. Mutluluk, doğası gereği anlık bir algı ve soyut bir kavramdır.
Zenginlikle Gelen Refah Bir Yaşam Farkı mı?
Kişi başına düşen millî gelirin 65 bin avroyu geçtiği zengin bir ülke Hollanda. Resmi nüfus kayıtlarına göre 18 milyon 152 bin 742 kişinin yaşamını sürdürdüğü bu ülke, neredeyse eski Konya ilimizin yüz ölçümü kadar (41.864 kilometrekare).
Birleşmiş Milletler'in yıllık Dünya Mutluluk Raporu’na (World Happiness Report) göre, yapılan güvenilir araştırmalarda Hollanda 147 ülke arasında 5’inci sırada yer alıyor. Evet, bu başarı bazen yalnız, bazen hep birlikte deneyimlenen o meşhur yaşam sevincinden (Levensvreugde) kaynaklanıyor.
Bilinmez bir mutluluğa ulaşmanın elbette farklı yolları vardır. Aslında neden mutlu olduğunuzdan ziyade, o anı mutlu yaşayabilmeniz önemlidir. İnsanlık tarihi boyunca, aranan ama bir türlü tam bulunamayan bu hisse ulaşmak için hep dış faktörlerden ve destekleyici unsurlardan yardım beklenmiştir.
Yaşamda Beklentileri Düşük Tutmak Gerek
Hayattan ve özellikle Hollanda’dan beklentileri çok yüksek olanlar, genellikle büyük bir hayal kırıklığıyla birlikte mutsuzluğa gömülürler. Bu yüzden yaşantımızda hedeflediklerimizi ve gönlümüzden geçenleri makul (minimum) bir düzeyde tutarak, sahip olduklarımızla mutlu olmayı denemek ve bunun için çaba sarf etmek gerekir.
Gönülden Geçenden Bir Adım İlerisi
Gönülce istemek, olumlu düşünmek, umut etmek ve denemek çok değerlidir. Asıl mesele, sahip olunanla mutlu ve tatminkar olup, daha iyisi ve güzeli için mücadeleye devam edebilmektir.
Geçen yıllar boyunca çevremdeki insanları yakından gözlemledim. Temiz bir kalbe sahip olmak, burada mutlu olmanın en büyük anahtarı. Geçimsiz, arsız ve adeta bir ısırgan otu gibi etrafını yakıp yıkan kişilerin mutluluğu, sadece çevresindekileri mutsuz etmekten ibarettir. Ne var ki bu tür bir yaklaşım, sahibine de ömür boyu sürecek bir mutsuzluk vadeder.
Şans Faktörü ve Mutluluğun Metodu
Yaşantımızda şansın rolü yadsınamaz. Kiminin sahip olduğuna kimileri sahip olamaz. O halde mutlu olmak için biraz da şans mı gerekir? Aile kökeninden yaşanılan şehrin ve ülkenin olanaklarına kadar pek Scot şey kişiden kişiye değişir.
Belirli bir formülü olmasa da bireyin öncelikle mutlu olduğuna kendisinin inanması gerekir. Elbette mutluluk, günde 24 saat kesintisiz ve katıksız yaşanan bir durum değildir. Anlıktır; bazen de sadece başkalarının mutluluğunu hissederek ve görerek mutlu olmayı beceribilmektir.
"Mutluluk bir sanattır" derler. Bu modern yaşamda, modern bir mutluluk hissinin de olması gerekir. Tabii ki her bireyin mutluluk iksiri ve duyguları farklıdır. Her insan var olan güzel umutlarıyla kendi mutluluk dünyasının içini bolca doldurmalıdır.
Çünkü mutluluk ne parayla ne de pullarla satın alınabiliyor. Zenginlik, mal, mülk, lüks arabalar, makamlar ve unvanlar insanı her zaman mutlu etmeye yetmiyor. Para, bugünkü postmodern dünyada mutluluğa giden yolda sadece bir araçtır. Sadece parayla mutlu olacağını sananlar, o paraya sahip olduklarında gerçeğin öyle olmadığını acı bir şekilde anlayacaklardır.
Elindekinin Kıymetini Bilmek
Eski bir aile hikayesinde anlatılır; askerde tezkeresi yaklaşan bir asker, evdeki eşini kastederek memlekete dönmek istemediğini, evde "bir çirkin" olduğunu söyler. Arkadaşının ona verdiği cevap ise gayet basit ama çok anlamlıdır: "El bakacağına, sen kendin bakarsın."
O dönemin kültürel yapısına ait bu bilgece cevap, aslında insanın elindekiyle, sahip olduklarıyla mutlu olmayı bilmesi gerektiği anlamına gelir.
Ömür boyu zor olanı başarmak ve zora ulaşıldığı zaman çok daha kıymetli olan o mutlu yaşamı yakalayabilmek dileğiyle...
Mutlu Yıllar.