Bu Sabah Yeniden, Yeni Umutlarla ve Hollanda Sosyal Devletinin Güvencesiyle Uyanabilmek


  • Kayıt: 13.06.2026 12:02:44 Güncelleme: 13.06.2026 12:08:50

Bu Sabah Yeniden, Yeni Umutlarla ve Hollanda Sosyal Devletinin Güvencesiyle Uyanabilmek

Mustafa Nejat SUCU

Geçmiş yıllarda Türk toplumunu, hep birlikte aynı şekilde düşünen, inanan ve yaşayan homojen bir kitle olarak gördük ya da öyle görmek istedik (Kolektifçilik / Collectivisme). Ancak bugün yaşanan gerçeği net bir şekilde görmek ve bunu dile getirmek gerekiyor...

Son yıllarda Hollanda toplumuna uyumun getirdiği hızlı değişim; akültürasyon (kültürleşme), erozyon, entegrasyon ve asimilasyon süreçleriyle birlikte, çok farklı düşünen, yaşayan ve yeni yargı değerlerine sahip olan bir Türk göçmen toplumu doğurdu. Bu toplumsal katmanın içinde; iyi eğitimli, iş ve gelir düzeyi yüksek, Hollanda’ya tamamen adapte olmuş, bizim parçamız ve canımız olmaya devam eden dinamik bir kitle oluştu (Havermelkelite). Bu yeni nesle ne isim verdiğimiz çok da önemli değil; çünkü onlar aynı zamanda kültürel değişim ve etkileşimle modernleşmiş en uyumlu toplumsal değerimizdir.

Tekerleği Yeniden Keşfetmek mi?

Hollandaca bir deyim vardır: “Het wiel niet opnieuw uitvinden” (Tekerleği yeniden keşfetmeye gerek yok). Ancak, Hollanda toplumuna uyum sürecini çok iyi değerlendiren, yeni, dinamik ve değişken bir neslin geldiği de yadsınamaz bir gerçek. Bu nesil; inanç, yaşam tarzı, kültür, gelenek ve görenekler yönünden kendi içinde de farklılıklar barındırıyor. Aslında onlar; kendini iyi tanıyan, geçmiş kültürü ile gelecek yaşam felsefesi arasında güçlü bir fikir ve yaşam köprüsü kurabilen (Köprü Kuranlar / Bruggenbouwers), bilinçli ve eğitimli bir toplum.

Zenginlik ve Tolerans

Yaşamdaki değişimler; karşılıklı saygı, güzellikler ve tolerans içinde sürdürüldüğü müddetçe anlamlıdır. Birbirini olduğu gibi kabul eden, özgürce düşünen ve yaşayan bir toplum her zaman daha güçlüdür.

Bu sabah bir an düşündüm: Sosyal devletin yaşam güvencesiyle yatakta huzurla uyanabilmek ne büyük bir lütuftur.

Evet, Hollanda’da milyonlarca emekli, engelli ve iş gücüne yeterince katılamayan vatandaş için gelecek güvencesi ve sosyal devlet garantisi (Toekomst- en sociale zekerhet) hayati bir önem taşımaktadır ve taşımaya da devam etmelidir. Sosyal devlet güvencesi olmasından, geçmişte Ahmet ve Mehmet ağabeylerin dört çocuğunun bir sosyal geçim yardımı (Bijstand) ile akademi ve üniversite eğitimi almaları mümkün olabilir miydi? Kesinlikle hayır.

Her ne kadar kurumsal ırkçılık ve ayrımcılık gibi sorunlar yaşansa da yasaların ve devletin sosyal güvenlik koruması; dar gelirliğe, yoksula eşit, insancıl ve adaletli bir yaşam hakkı sunması önümüzdeki yıllarda da kritik önemdedir. Sosyal devlet, geçen 60 yılda biz göçmenler için de vardı; bundan sonra da vatandaş için var olmaya devam etmelidir. Avrupa Birliği, 341 belediye, 12 eyalet ve merkezi koalisyon hükümetleri, gelecek yıllarda sosyal güvenlik sisteminin kalıcılığını sağlamak için büyük bir gayret içinde olmalıdır.

Ecevit’in Mirası ve Sosyal Güvenlik Sözleşmesi

Unutmamak gerekir ki, 1964 yılında dönemin Çalışma Bakanı Mustafa Bülent Ecevit’in Hollanda ve Avrupa Birliği ile imzalamış olduğu göç, iş gücü ve sosyal güvenlik sözleşmeleri olmasaydı, bugün Hollanda’da 500 bin kişilik bir nüfusa ve bu haklara sahip olamazdık. Bülent Ecevit, Hollanda Krallığı ile Türkiye Cumhuriyeti arasında var olan sosyal güvenlik sisteminin hayata geçirilmesinde tarihi rol oynamış, vizyoner bir Türk politikacısıdır.

İnanç ve Yaşamda Sekülerizm

Hollanda’da vakıf çatısı altında örgütlenen inanç grupları ve mezhepler; kendine özgü, bağımsız, hür ve orijinal kimliklerine sahip seküler kurumlardır. Faaliyetleri ve çalışma sınırları Hollanda yasalarına göre belirlenmiştir. Burada önemli olan, vatandaşın kendi özgür iradesine bağlı olarak inanma ve inancını özgürce yaşama olanağına sahip olmasıdır. Çok şükür ki bu konuda da ciddi bir sorun yaşanmamaktadır.

Hür Gençlik ve Gelecek

Gençlerin yaşam biçimlerinin ve geleceklerinin ipotek altına alınması, onları üretken ve mutlu kılmayacaktır. Entelektüel birikim ve gelişim, bireysel özgürlüğün toplumsallaşmaya ve sosyalleşmeye dönüştüğü an gerçekleşir.

Bu sabah yine yeni umutlarla uyanabilmek ve yepyeni, taze bir yaşam dengesi için geleceğe yönelik fikirlerimizi sosyal medyadan özgürce paylaşabilmek ne güzel bir temel haktır.

Saygı ve sevgilerimle,