Yıllarca "günah keçisi" ilan edildiler, "ırkçılık" ve "önyargı" duvarlarına çarptılar. Ne Hollanda hükümetlerinin politikaları ne de entegrasyon raporları bu kördüğümü çözebildi. Ancak öyle bir şey oldu ki, "Arz ve Talep" mekanizması tüm dengeleri altüst etti. Türk göçmenler pazarın göbeğine oturdu, suç oranları bıçak gibi kesildi. İşte perde arkasındaki o büyük sosyo-ekonomik kırılma...
Hollanda’nın en büyük finansal pastası, hiç kuşkusuz 140 milyar Euro'luk devasa bütçesiyle sağlık sektörü. Ancak göçmenler, geçen 40 yıl boyunca "yetersiz kalifikasyon" (bekwaam en bevoegd) veya "network eksikliği" gibi bahanelerle, arkasındaki ırkçılık ve önyargıların (vooroordelen) da etkisiyle bu kapılardan içeri sokulmadı. İş pazarında hak edilen mevki ve makamları almak tam 60 yıllık bir mücadeleye sahne oldu.
Peki, ne oldu da o aşılmaz duvarlar yıkıldı? Siyasetin çözemediği krizi ne bitirdi?
Yanıt net: Arz ve Talep (Vraag en aanbod) Mekanizması!
Hollanda ekonomisinde öyle bir iş gücü açığı baş gösterdi ki, sistem artık ayrımcılık yapacak lüksü kaybetti.
Rakamlar gerçeği tokat gibi çarpıyor:
Bu müthiş arz-talep sıkışması, yıllarca dışlanan göçmenleri bir anda pazarın en kıymetli unsuru haline getirdi. Geçmişte yüzde 35’leri bulan Türk toplumundaki işsizlik oranı, bu ekonomik rüzgarla birlikte yüzde 5’in altına kadar geriledi.
Zamanında göçmenlerin kapısından bile geçirilmediği o 140 milyar Euro'luk sağlık sektöründe şu an tam 65 bin personel açığı var. Projeksiyonlar daha da çarpıcı: 2034 yılında sağlık sektöründeki hemşire ve bakıcı (verpleegkundigen en verzorgers) açığının 300 bini aşması bekleniyor.
İşte bu büyük açık yüzünden, geçmişte engellenen Türk toplumu, sağlık pastasından pay almada bugün Hollandalı emsallerine göre iki adım öne geçmiş durumda. Pazarın acımasız gerçekleri, yerleşik ırkçı dengeleri ve kıskançlıkları tek tek sarsıyor.
Bu ekonomik sıçramanın en çarpıcı sonucu ise Hollanda İstatistik Kurumu'nun (CBS) resmi verilerinde saklı. Sağ siyasetin yıllarca manşetlere taşıdığı "kriminal göçmen" argümanı kökünden çöktü.
CBS belgelerine göre; Türk ve Faslı göçmenlerin karıştığı kriminal olay sayısı son 10 yılda yüzde 50’den fazla düştü!
Neden mi? Yanıt tamamen sosyo-ekonomik. Hollanda zenginliğinden hak ettiği payı almaya başlayan, aktif şekilde iş hayatına atılan ve geleceğini güvenceye alan göçmenler, suç dünyasından elini eteğini çekti. (Küçük bir not: CBS verilerinde Faslı göçmenlerin suç oranı hala Türk göçmenlere göre bir kat daha fazla seyrediyor).
Hollanda siyasetinde hala göçmenleri "Günah Keçisi" (Zondebok) yapmak isteyen, popülizmden beslenen çevreler var mı? Elbette var. Ancak artık güneşi balçıkla sıvamak mümkün değil.
Kişi başına düşen 65 bin Euro'luk milli geliri ve 1 trilyon 300 milyar Euro'luk Gayrisafi Milli Hasatıyla (GSMH) Hollanda'da ayakta kalmanın ve geleceğe yatırım yapmanın yolu, bu pastadan pay almaktan geçiyor. Göçmenler, siyasetin insafına sığınmak yerine arz-talep mekanizmasının gücüyle pazarın göbeğine oturdu. Şimdi dönüp Hollanda siyaseti düşünsün...