Hollanda’da Neden Benim Gönlüm Bir Türlü Uslanmaz?


  • Kayıt: 28.08.2026 13:37:09 Güncelleme: 28.08.2026 13:37:09

Hollanda’da Neden Benim Gönlüm Bir Türlü Uslanmaz?

Gönül, birden çok anlam taşıdığı için yaşantımızda —gerçekçi olsun, hayalci olsun— birden çok beklentimizle eş değerdedir. Gönüllerin birbirlerinden farklı olması yaşantımızı anlamlı ve renkli kılandır. "Hepimiz birbirimize benzeseydik yaşam ne kadar monoton ve renksiz olurdu" diye hep düşünmüşümdür. Çoğu zaman gönül, sevgi ve aşkla da eş değer değerlendirilir. Bir insanın gönlü kalır bir sevdaya ve bir başkasına... Çoğu zaman birbirine ulaşılması mümkün olmayan gönüllerdir.

Farklı düşünen mutlaka olacaktır

Farklı düşünen, söyleyen, yazan ve yaşayan gerçek dostlarımı her zaman saygıyla takdir etmişimdir. Çünkü onlar benim en güzel ve akılcı yolu bulmamdaki rehberlerim ve danışmanlarım olmuştur.

Çoğu zaman beklentilerimiz, umutlarımız ve çeşitli denemelerimiz başarılı olmayınca gönlümüzün kırıldığını ve yaralandığını söyleriz. Bazılarımız gönülden alınan yaranın hiçbir zaman iyileşmeyeceğini söyler ve kendisi de yaşamında bunu böyle kabul eder.

Gönül neler ister, neler istemez ki?

Gönlün istediği ve denediği, yaşamın bir parçası olan girişimler ve faaliyetler; elbette çevremizde var olan ve sahip olabileceğimiz olanaklarla ilgilidir. Olmayan olanaklar içinde gönlün istemesi çoğu zaman hayaldir, ütopyadır. Yine gönül olmayanı da özler; bir gün kavuşamayacağını bilerek kavuşmayı bekler bir ömür.

Bundan 50 yıl önceki şaka bugün gerçek oldu

Osman Akdeniz amca ile Bilal amcamların konuşmalarını ve şakalarını duyar gibiyim. Göre halk kahvesinin önünde çay içen Göreli erkekler; "Adamın biri kahvaltısını Göre Kasabası’nda yaptıktan sonra akşam yemeğini de Paris’te yemiş" diye anlatılan bir hikâyeye bolca gülmüştü. Ya bugün?

Dün şaka ile hayal arasında gelip giden, gönlün çektiği ve gerçekleşmeyeceğini düşündüğümüz şey bugün artık mümkün oldu. Sabah Göre Kasabası’nda kahvaltı yapıp akşam yemeğini Paris'te, Şanzelize'de yemek artık işten bile değil.

Neden gönlüm uslanmaz?

Yaşımız çoktan yaşam yolunun yarısını geçti. Avrupa’da, Hollanda’da artık bir yaşam boyunca çalışarak, sosyal hayata katılarak ve topluma bir artı değer katarak ömrümüzü tamamlayacağız. Bunu gönülden kabul etmek ve uygulayabilmek de güzel.

Benim kendi kendimle var olan hesaplaşmam şu: Başkalarına yol mu açmıyorum? Dostlarımla yapmak istediklerim konusunda neden aynı çizgide buluşamıyorum? Neden var olan yükümü azaltmıyorum?

Daha hoş ve güzel olan sevdiklerime, dostlarıma neden çok zaman ayırmıyorum?

Yıllar önce...

Yıllar önce kendime yeni bir yaşam felsefesi ve kültürü geliştirdim: “Var olanla mutlu ve tatmin olmak; daha iyisi ve güzeli için çırpınmak, çalışmak ve umutla mücadele etmek.”

Belli ki bu durum, iki dilli ve iki kültürlü olarak Hollanda’da yaşamanın bana kazandırdığı olumlu değerlerden biri olmalı. Başka bir zaman gurbetin alıp götürdüğüne ve erozyona karşı direnmekten çok; kaybedeceğimizi ta başından bilerek, tedbirler alıp erozyonla kaybolan Anadolu toprağından ve çorağından mümkün olduğu kadar az değer kaybı vermek gerekir. Tabii ki kaybolan değerlerin yanına yenilerini ekledikten sonra uslanmayan gönüller bir bakmışız “mutlu, kutlu, şen ve şakrak” oluvermiş de bizlerin haberi bile olmamış.

Sevgilerle, hoş ve güzel kalın.

Mustafa Nejat Sucu