Geçmişiyle Barışık; Geleceğe Sevgi, Mutluluk ve Umutla Bakabilen Bir Hollanda Toplumu Yaratabilmek


  • Kayıt: 28.07.2026 21:25:38 Güncelleme: 28.07.2026 21:25:38

Geçmişiyle Barışık; Geleceğe Sevgi, Mutluluk ve Umutla Bakabilen Bir Hollanda Toplumu Yaratabilmek

Geçmiş yıllarda o kadar çok okuduk ve duyduk ki:

"İnsana; yaşamı boyunca kazandırılan eğitimin, bilginin, becerinin ve mesleki birikimlerin boş olmadığını; bunların belirli bir süre sonra bireysel, yerel, şehirsel, ülkesel ve küresel ölçekte insana geri döneceğini..."

Günlük yaşamda güzel bir başlangıç... Bir ressam, bitirdiği resmin güzelliğine bakarak keyif alıyor ve "Benden daha yetenekli biri var mı şu Yedi Tepeli İstanbul’da?" diye mırıldanıyor.

Bir mobilyacı, tamamladığı kitaplıkta çeşitli dillerden renk renk onlarca kitabı görür gibi oluyor. Hepsini bir çırpıda okuması gerektiğine karar veriyor.

Hollanda’da Umutsuzluğun İçinden Doğan Umut ve Mutluluk

Kadim Anadolu halkı, tarihler boyunca umudunu kaybettiği anlarda bile bir kenardan, bir taşın altından fışkıran meşe fidanları gibi yeniden yeşermesini bilmiştir. Bugün de yüzlerce meşe fidanının; yeniden doğumun, umudun ve geleceğe dair yeşil, yaşanabilir, heyecan dolu günlerin müjdecisi olduğunu görüyorsunuz.

Hangi şartlarda olursak olalım, umutsuz yaşayamayız. Yaşama kalıcı kılmak ve geleceğe güvenle bakabilmek için "Umutsuzluğun ve mutsuzluğun içinden her zaman yeni umutların ve mutlulukların doğacağını görebilmek" ne güzel bir yaşam sevincidir. Kısacası, güneşi balçıkla sıvamak mümkün değildir.

Kölelik Tarihi (Trans-Atlantisch Koloniale Historie)

Bir vatandaş, Şilili yazar Isabel Allende’nin Haiti adalarındaki şeker kamışı üretiminde çalıştırılan kölelerin tarihini anlatan Denizin Altındaki Ada adlı kitabını okuyarak, bugün Hollanda’da sahip olduklarının değerini daha iyi anlamaya çalışıyor. Hollanda’nın geçmişine baktığımızda; 1 milyondan fazla Asyalı ve Afrikalıyı köleleştirip esir ederek, bu insanları köle pazarlarında satarak dönemin milyonlarını, günümüzün ise milyarlarını kazandığını görüyoruz.

150 yıl sonra Hollanda geçmiş karanlık tarihiyle hesaplaşıyor. Evet; Hollanda hükümeti, Başbakanı, Kraliyet ailesi ve belediyeleri; sömürgecilik ile köle ticaretindeki paylarından, elde ettikleri kirli kazançlardan ve yaşattıkları derin acılardan dolayı, köleliğin kaldırılışından 150 yıl sonra resmi olarak özür diliyor. Geçmişiyle hesaplaşan, öz eleştiri yapabilen, olgun ve geçmişiyle barışarak geleceği umutla kurmaya çalışan bir Hollanda toplumu izliyoruz.

Çok Kültürlü ve Çok Renkli Hollanda Toplumu

Birisi, bir dostu için elinden geldiğince harika bir destek mektubu hazırlıyor ve "Bundan iyisi olamaz" diyerek e-posta ile gönderiyor.

Anadolu’dan Hollanda’da yaşamaya başlamış işitme ve konuşma engelli bir vatandaş ise: "Ne güzel! Birileri yaptığımız güzel hizmetleri takdir ediyor ve beni gelecekte daha da güzel temsil görevlerine layık görüyor" diyerek heyecanla telefona sarılıyor. Sonra kendi kendine ekliyor: "Bu dünyada her şey bir karşılık için yapılmamalı. İnsan, üzerine maddi ya da manevi hiçbir karşılık beklemeden de ilgi ve alaka gösterebilmeli."

Bunları düşünürken hemen bir karar veriyor ve yaşça ilerlemiş, hasta olan bir dostunu arıyor. Onun o anda evde değil, Türkiye’de olduğunu öğrenince; Eylül ayında kendisini ziyaret etme kararı alarak huzur ve gönül rahatlığıyla günlük uğraşlarına devam ediyor.

Yavaş yavaş kalkıp hazırlanıyor. Tüm bu düşünsel süreçlerin ardından; elle tutulur, gözle görülür hizmet ve görevler için huzur içinde yola çıkıyor.

Güneşli bir Almelo ve Hollanda sabahıyla... Hoşça kalın.

Mustafa Nejat SUCU