“BİLİM, DOĞA VE EĞİTİM ARASINDA BİR KÖPRÜ”


  • Kayıt: 03.04.2026 15:14:24 Güncelleme: 03.04.2026 15:17:01

Alisa Çiçek AKYOL Röportajı

BİLİM, DOĞA VE EĞİTİM ARASINDA BİR KÖPRÜ” 

Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ

Prof. Dr. Fulya Öztaş, Selçuk Üniversitesi bünyesinde görev yapan seçkin bir akademisyendir. Biyoloji eğitimi, tıbbi ve aromatik bitkiler ile çevre bilimleri alanlarındaki önemli araştırmalarıyla tanınmaktadır. Bitkilerin tıbbi özellikleri ve biyoloji eğitimi gibi çeşitli alanlarda yaptığı çalışmalar, geniş ve etkili bir araştırma portföyüne işaret eder. Selçuk Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda yaklaşık 15 yıl kadar Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölüm Başkanlığı yapmış olup halen aynı yüksekokulda müdürlük görevini yürütmektedir.

Alisa Çiçek AKYOL: Sayın ÖZTAŞ bizimle söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Öncelikle sizi merak eden okurlarımız için kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ: Malatya’da doğdum, ilk ve ortaöğrenimimi burada tamamladım. Üniversite lisans eğitimimi Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliğinde, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde de Çevre Eğitimi ile ilgili çalışmalarımla doktoramı tamamladım. 1990’lı yıllarda mesleki ve dil eğitimi amacıyla yaklaşık beş yıl İngiltere’de bulundum ve Amerika Birleşik Devletleri Iowa State Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak akademik çalışmalar yaptım. Evli ve iki çocuk annesiyim.

Halen Selçuk Üniversitesi’nde görev yapmaktayım. Uluslararası ve ulusal bilimsel dergilerde çok sayıda makalem yayımlanmış olup ayrıca, uluslararası çok sayıda bilimsel toplantıya katılarak sunumlar yaptım.

2014 Yılında Reuters Haber Ajansının, ‘Reuters-Thompson Higly Cited Researchers’ (Yüksek Atıf Alan Araştırmacılar) adı altında yayınladığı listede makalelerine en çok atıf yapılan bilim insanları arasında yer aldım. Hürriyet Gazetesi yazarı İsmet Berkan tarafından 20 Aralık 2014 tarihinde kaleme aldığı “Dünyada ve ülkemizde öne çıkan bilim insanları” ile ilgili “ Bilimin kremasında 18 Türkiyeli… ” başlıklı yazıda yayınlarımdan övgü ile söz etmiştir.

Son yıllarda, bölgesel değerlerin öne çıkarılması ve tanıtılması amacıyla Orta Toroslar bitkilerine özellikle endemik özelliğe sahip olanlara yönelik çalışmalar ve yayınlar yaptım. Genel anlamda çalışmalarım özellikle Biyoloji Eğitimi, Çevre Eğitimi, etnobotanik ve bölgesel doğa araştırmaları üzerine yoğunlaşmıştır.

Orta Toroslar ana çalışma alanımız olmak üzere, eşim Prof.Dr. Haydar Öztaş ile fotoğraflayarak teşhis ettiğimiz bitkilerin tıbbi özelliklerini içeren toplam 9 kitabımız yayınlandı.

  • Torosların Gizemli Bitkileri I. Baskı- 2017, II. Baskı-2018
  • Orta Torosların Şifalı Dağ çayları ve Kekikleri (The Healing properties of Sages, Ironworth, Thymes of Middle Taurus Mountains) Türkçe-İngilizce, 2020
  • Orta Torosların Şifalı Bitkileri I. Cilt (Healing Plants, Middle Taurus Mountains-I) Türkçe-İngilizce Necmettin Erban Üniversitesi Yayınları
  • Orta Torosların Şifalı Bitkileri II. Cilt ((Healing Plants, Middle Taurus Mountains-II) Türkçe-İngilizce, Türkçe-İngilizce Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları
  • Orta Torosların Şifalı Bitkileri III. Cilt, 2022 (Healing Plants, Middle Taurus Mountains-III) Türkçe-İngilizce, Türkçe-İngilizce Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları
  • Dikenler, Özellikleri ve Tıbbi Kullanımları, (Thorns, Propeties & Medicinal Uses) Türkçe-İngilizce, Türkçe-İngilizce Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları
  • Gizemli Soğanlı Bitkiler, Mysterious Bulbous Plants, Medical & Biological Properties, Türkçe-İngilizce, 2022. Türkçe-İngilizce Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları
  • Kardelenler, irisler,Orkideler, Tıbbi ve Biyolojik Özellikleri-Snowdrops, Irises, Orchids, Medical & Biological Properties, 2023, Türkçe İngilizce
  • Bazı Zehirli Bitkiler Ve Tıbbi Özellikleri, Astana yayınları, 2025

Soyadımızla anılan “Leopoldia Oztasii” isimli bir bitkiyi bilim dünyasına kazandırarak, soy ismimizin verilmesini sağladık. Ayrıca çevresel araştırma projeleri ve akademik yayım süreçlerinde aktif rol aldım. Başlıca çalışma alanlarımı aşağıdaki gibi özetlemek mümkün;

  • Eğitim ve Öğretim Yöntemleri
  • Çevre Eğitimi, Biyoloji Eğitimi
  • Endemik Bitkiler ve Tıbbi Özellikleri
  • Akademik araştırma ve bilimsel yayınlar

Alisa Çiçek AKYOL: Akademik Yolculuğunuz nasıl başladı?

Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ: Öncelikle çoğu Türk kadını gibi ben de akademik kariyerime bir süre ara vermek durumunda kaldım. Çocuklarımı belli bir yaşa getirinceye kadar erteledim. Örneğin; İngiltere’de başladığım master programını yarıda bıraktım. Ancak hiç pişman olmadım, oğlumu 5 yaşına kadar ücretsiz izinli olduğum dönemde İngiltere’de kendim büyüttüm, kızım da anasınıfına başladığında ‘vakit tamam’ dedim ve yolculuğumuz başladı. Yüksek lisansımı Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde, doktoramı ise Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde tamamladım.

Alisa Çiçek AKYOL: Orta Torosların Şifalı Dağ Çayları ve Kekikleri projesi nasıl doğdu?

Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ: Başlangıçta eşim ve bendeki doğa tutkusu amatörce başladığımız doğadaki çiçekleri, özellikle Orta Toroslarda ve Ermenek Taşeli Bölgesindeki Endemik Bitkileri fotoğraflama hobimiz zamanla kitap formatına taşındı. Gelecek nesillere bilgi ve deneyimlerimizi aktarmak önemliydi. Bu nedenle “söz uçar, yazı kalır” gerçeğinden hareketle bölgenin tıbbi ve aromatik bitkilerini içeren toplam 9 adet uluslararası Türkçe/İngilizce kitaplar yazdık ve uluslararası bilimsel toplantılarda, Selçuk Üniversitesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin destekleriyle büyük ilgi gören Orta Torosların Endemik Bitkileri Fotoğraf Sergileri açtık. Çalışmalarımıza ülkemizden ve İngiltere başta olmak üzere değişik ülkelerden bilim insanlarının gösterdiği ilgi bizi ziyadesi ile mutlu etmektedir.

Alisa Çiçek AKYOL: Konya’da keşfedilen yeni bitki türü hakkında bilgi verir misiniz? 

Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ: Bu bitkinin keşfi bizim için çok anlamlı şöyle ki; 2021 yılı pandemi döneminde dışarıya çıkmanın kısıtlı olduğu dönemlerde eşimle gittiğimiz 1500 metre yükseklikteki Konya-Karacaören mevkiinde bu bitkiye rastladık ve bunun diğer fotoğrafladığımız çiçeklerden farklı olduğunu düşündük. Uzunca bir süre bu bitkinin gelişimini izledik çiçek verme, tohum oluşumu gibi evrelerini sabırla sık sık gidip fotoğrafladık.

2021-2023 yılları arasında doğal ortamlarında çekilmiş bazı fotoğraflarını sistematik botanikçi arkadaşlara göndererek bitkinin muhtemel yeni bir tür olup olmadığı konusunda görüş istedik. Araştırmacılar, bitkinin çiçeklenme ve meyve verme dönemlerinde topladığımız örnekleri bizzat Konya’ya gelerek yerinde incelediler. Detaylı laboratuvar çalışmaları, herbaryum ve literatür karşılaştırmalarının ardından sözü edilen örneklerin bilim için yeni bir türü temsil ettiği sonucuna varıldı. Sonrasında gerçekleştirilen bilimsel çalışma, saygın bir uluslararası dergi olan Phytotaxa’da yayınlandı.

Araştırmacılar tarafından tanımlanan yeni bitki türüne, benim ve eşimin anısına tür ismi olarak “oztasii” epiteti verildi. Büyük soğanlı, yassı yapraklı, kısa gövdeli, konik çiçeklenme özelliği gösteren ve uzun çiçek saplarına sahip yeni tür Türkçe “Konya morbaşı” olarak isimlendirildi. Bu bizi ziyadesiyle mutlu etti, uğraşlarımız sonuç vermişti. Sonuç olarak, elbette hiçbir başarı tesadüf değildi.

Alisa Çiçek AKYOL: Öğrencilerinize vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ: Öncelikle öğrencilerimizin, gençlerimizin bizi biz yapan manevi değerlere sahip olması gerekir. Değerlerimizi özümseyerek kendi öz değerlerimizden kopmadan, akılcı, sorumluluk sahibi, paylaşmayı bilen, kendine güveni olan, özgün ve üretken bireyler olmalılar.

Yaşadıkları dünyanın miras değil, gelecek nesillere bırakılacak emanet olduğu bilincinde olmaları önemlidir. Gençlerimizin hür ve saygın bir toplumun üyeleri olarak yetişmeleri ana unsur olmalıdır. Kendi iç enerjilerini kendilerini yaratarak geçici haz peşinde koşmaktan ziyade, hem kendilerine hem topluma faydalı bireyler olmaları istenen bir durumdur.

Bu amaçla küçük ya da büyük engeller karşısında yılmamalarını, pes etmemelerini, eğitim-öğretim dışında kalan zamanlarını çok iyi değerlendirerek sosyal, kültürel, sanatsal, sportif ve akademik gelişimlerine katkı sağlayacak şekilde bir yaşam felsefesi edinmelerini tavsiye ediyorum. Zamanın çok hızlı ve acımasız olduğunu, her daim genç olmayacaklarının idraki ile yaşamalarını salık veririm.

Alisa Çiçek AKYOL: Akademik çalışmalarınızda disiplinler arası yaklaşımı neden önemsiyorsunuz?

Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ: Her şeyden önce bize oldukça karmaşık gelen problemleri daha iyi anlamamızı sağlar. Örneğin küresel ısınma, iklim değişimi, yapay zekâ, göç, yoksulluk gibi konular; sadece mühendislikle sadece toplum bilimi ile ya da sadece ekonomiyle açıklanamaz. Disiplinler arası yaklaşım, problemin farklı boyutlarını bir araya getirerek daha bütüncül bir analiz sunar. Yeni bilgi, teknik ve yöntemlerin ortaya çıkmasını da teşvik eder ve tek bir alanın üretemeyeceği yenilikçi bakış açıları doğar.

Akademik yaratıcılığı artırır. Aynı zamanda eleştirel düşünme, yaratıcılık ve esneklik kazandırır. Farklı alanlardan araştırmacıların birlikte çalışması, bilgi paylaşımını artırır ve akademik ağları genişletir. Bu da daha güçlü ve etkili projelerin önünü açtığı gibi araştırma sonuçlarının gerçek dünyaya aktarılmasını da kolaylaştırır. Ezcümle; disiplinler arası yaklaşım, akademik çalışmayı daha derin, daha yenilikçi ve daha anlamlı hâle getirir.

Alisa Çiçek AKYOL: Doğa temelli çalışmalarınızın eğitim alanına katkısı sizce nedir? 

Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ: Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Çocuk Gelişimi Bölümünde verilen eğitimle botanik alanındaki yapılan araştırmalar ilk bakışta ilişkisiz gibi görünse de bu durum farklıdır. Botanik bilgisinin çocuk gelişiminin belirli yönlerini örneğin, doğa temelli öğrenme, çevre eğitimi desteklediği disiplinler arası bir yaklaşımı veya zaman içinde çeşitlenmiş araştırma ilgi alanlarını yansıtabilir.

Bu nedenle çocuk eğitimine yönelik doğa ve canlı eğitimi akademik öğretide önemli görülmektedir. Geleceğin gençlerini ve toplumu oluşturacak bireylerin çevre ve canlılara karşı olan tutumlarının ön plana çıkarıldığı bir eğitim ve öğretim metodunu benimsemiş bulunmaktayım. Yayınlarımın bazıları, çevre kirliliği, atık yönetimi ve iklim değişikliği gibi çevresel konulara da değinmekteyim.

Alisa Çiçek AKYOL: Akademik kadın kimliği açısından kendi yolculuğunuzu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ: Farklı platformlarda akademik kadın kimliğimle herkes için gerekli olduğunu düşünüyorum. Doğa ve canlılara yönelik eğitimin geniş halk kitlelerine ulaştırılmasını önemsiyorum. Bu amaçla sosyal medyada, TV’lerde, basın yayında kadın akademik araştırmacı olarak farklı konuları tartışmak güzel bir durum. Devletimizin bana verdiği eğitim olanaklarına bağlı olarak, akademik yaşamımda kazandığım bilgi ve deneyimleri halkımızla, özellikle öğrencilerimle paylaşmak beni mutlu ediyor.

Toplumda, ailede, çalışma ortamında kadının yeri tartışmasız çok önemli olmakla birlikte kadınlar için akademik yolculuk, çoğu zaman hem ilham verici hem de ziyadesiyle yorucu bir süreçtir. Başlangıçta her insanın örnek model aldığı öğretmen olduğu gerçeğini düşünürsek o rol modeller devreye girer ardından merak duygusu ile alanınızı seçme işi lisans ile başlar. Daha sonra sırası ile yüksek lisans ve doktora gelir. Bu şekilde akademik kimlik şekillenir; araştırma yapma, literatür tarama, yazma ve eleştirel düşünme tabiatıyla derinleşir. ‘’Ben bu işi yapabilirim ‘’ duygusu ile yoğun emek verirken yayın yapma, proje üretme, ders verme ile iyi bir akademisyen, anne ve babaya bakarken iyi bir evlat, çocuk yetiştirirken iyi bir anne rolü arasında sıkışıp kalan ancak yine de bir koltukta çok sayıda karpuz taşımaya yeminli bir şekilde denge kurulur.

Akademik kariyer sürecinde kariyerin en kritik eşiği doçentlik; akademik üretkenliğin en yüksek olduğu dönem yani kendini kanıtlama sürecidir. Aylarca süren uykusuz geceler eşliğinde evde çalışmaların devam etmesi, aile hayatının sorunsuz sürmesi, hepsine yetişebilmek, yirmi dört saatin az gelmesi, dosya hazırlama ve ciddi bir sınavdan sonra kendinden emin, emeğinin görünür olduğu haklı gururunu yaşadığın bir dönem. Benim en mutlu olduğum dönemdir.

Ardından akademik liderlik rolünü ve akademik kültürü dönüştürme gücü kazandığınız profesörlük dönemi başlar ki en tepeye ulaşmanın hazzını yaşarken epeyce yaş aldığınızın idrakine varıp “zorlu bir süreçti, ancak tüm zahmetlere değdi” dediğiniz bir dönemdir. Çünkü bu dönem sadece bilimsel değil toplumda da iyi bir etki yarattığınız dönemdir. Kısaca; benim gibi akademik alandaki kadınların yolculuğu erkek meslektaşlarımıza kıyasla daha meşakkatli, zorlayıcı ancak dönüştürücü bir yolculuktur.

Alisa Çiçek AKYOL: Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

Çevre bilinci aileden itibaren kazanılması gereken önemli bir eğitim sürecidir. Bu nedenle okul öncesi öğrencilerin yetiştirilmesinde önemli rol üstelenen Sağlık Hizmetleri öğrencilerinin çevre, canlı ve doğa ilişkileri zincirine sahip tüm etkenleri iyi bir şekilde öğrenmeleri ve çevreye, canlılara karşı saygılı olmayı öğrenmelerinin esas olduğu kanaatindeyim.

Bilimsel ve toplumsal çalışmalarımı genel olarak bu yönde şekillendirmeye özen gösterdim. Ülkemizde son yıllarda hızlı bir şekilde tahrip olan toplumsal ve çevresel değerlerin öğrencilerimize ve topluma özümsetilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle edindiğim misyon çevresel ve ahlaki değerlere sahip bireyler yetiştirmektir.

Alisa Çiçek AKYOL: Bilimsel disiplin ile insani duyarlılığı bir arada taşıyan bir akademisyen portresi çizen Prof. Dr. Fulya Öztaş, bilimi yalnızca üretmekle değil, topluma aktarmakla da sorumlu bir değer olarak görüyor. Bilgiyle büyüyen nesiller için eğitim ve doğanın ortak dilini, bilimin şefkatini Prof. Dr. Fulya Öztaş Hocamızdan dinledik. Platform Dergisi adına bizi kabul ettiğiniz ve röportaj verdiğiniz için çok teşekkür ederim.