BİZİMLE İLETIŞİME GEÇİN

info@platformdergisi.com

 
Murat Gedik: Biz Avrupa Türküyüz

 

 

Savas Büyük Tipi / Amsterdam

 

Bu ay ki röportajımızı Hollanda Türk Federasyonu Başkanı Murat Gedik ile yaptık. Yaklaşık altı ay önce başkan seçilen Gedik, sorularımızı içtenlikle cevapladı. Çok samimi bir ortamda gerçekleşen röportajımızda, Ülkücülüğü tarihi olaylardan tutun da günümüze gelinceye kadar ki aşamalarıyla konuştuk.

 

Temelleri çok büyük acılara dayanan bir davanın savunucularıyız. Ülkücülüğün geçmişini irdelediğiniz zaman, beşbine yakın gencimiz şehit edilmiş, önderimiz Başbuğ Alparslan Türkeş zindanlarda yatmıştır. Hollanda Türk Federasyonu olarak Türkiye siyaseti ile direk bir bağlantımız yok. Bizi ilgilendiren Hollanda siyasetidir. Ama bizimle aynı davayı savunan gençlerimizin ülkücülük tarihini ve hangi acılara katlanıldığını bilmeleri gerekir. Türkiye Cumhuriyeti için Çanakkale'de verilen mücadelenin önemi ne ise, teşkilatımız için de 70'li, 80'li yıllarda verilen mücadele odur.

 

 

 

Murat Bey, ilk olarak bize kendinizden söz eder misiniz?

Ben Murat Gedik. 1973'te Nijmegen'da doğdum. Evliyim ve dört çocuk babasıyım. Özel bir işletmede mali işletmeci olarak çalışıyorum. Bu teşkilatta asıl çıkış noktam, Nijmegen Türk Kültür Merkezidir. Bu kurumun kuruculuğunu sekreterliğini ve başkanlığını yaptım ve yaklaşık 15 senedir Türk Federasyonda değişik kademelerinde görev aldım. 19 Mayıs 2012 yılında gerçekleşen büyük kurultayda, federasyonumuza başkan olarak seçildim.

Burada doğup büyüdüğümüz için eğitim sürecimi de Hollanda'da tamamladım. Önce HBO okudum, İktisat-İşletme mezunuyum. Üniversite tahsilimi Nyenrode Business University de yaptım ve bu alanda yüksek lisans eğitimimi tamamladım.

 

Diğer sorularıma geçmeden, ''Ülkü'' kavramının ne olduğunu size sormak istiyorum.

 

Ülkücülük, Türk Milliyetçiliği üzerine kurulmuş bir düşünce akımıdır. Dünya üzerinde yaşayan ne kadar Türk varsa, onların bir hedef doğrultusunda birleşmesini sağlayan bir kavramdır. Bunu da, iyi eğitilmiş, asimile olmadan yaşadığı topluma barış ve huzur getiren Türk Gençleri başaracaklardır. Federasyonumuz, Türklük ruhuna uygun ve bu ruhu benimsemiş bir gençlik yetiştirmek için çalışmalar yürütmüş ve yürütecektir.

 

Ne Türk'ü İslam'dan ne de İslam'ı Türk'ten ayırabiliriz.

 

Federasyonun yapısından ve faaliyetlerinden bahseder misiniz?

 

Sekiz kişiden oluşan bir yönetim kadromuz var. Yönetim kurulumuzda yer alan arkadaşlardan beş tanesi ya burada doğdu ya da çok küçük yaşlarda Hollanda'ya geldi. Eğitimini burada tamamlamış arkadaşlardan dördü üç yabancı dil biliyor. Ne mutludur ki, eğitimli ve kaliteli insanlardan oluşan bir kadro ile çalışıyoruz.

Değişik alanlarda faaliyetlerimizi yürütüyoruz ama mevcut yönetimde ağırlıkla yöneleceğimiz alan, (kültürel) eğitim olacaktır. Türk-İslam eğitiminde çocuklarımıza, Türk Tarihi öğretilecek ve sevda ile bu konular üzerinde durulacaktır. Aynı zamanda dini eğitimler de beraberinde verilecektir. Ne Türk'ü İslamdan ne de İslamı Türk'ten ayırabiliriz.

Diğer bir faaliyetimiz; İki ya da üç senedir varolan bir üniversiteliler masası oluşturduk. Geleceğimizi gençlerimize emanet edeceğimiz için böyle bir çalışma başlattık. Belirli dönemlerde bu masa etrafında birleşen gençlerimiz, fikir alışverişinde bulunmakta ve yetişmekte olan çocuklarımıza iyi bir örnek olmaktadırlar. Bu gençlerimiz aynı zamanda, ilkokul ya da ortaokul düzeyindeki çocuklarımızın derslerinde başarılı olmaları için yardımda bulunuyorlar.

 

Üniversiteliler masasını oluşturduktan sonra, bir de bir ay önce düşünce masası kuruldu. Bu masada, seçilen belirli konular uzmanlar tarafından değerlendiriliyor ve Türklere olan etkisi sorgulanıyor. Ortaya çıkan sonuç önce teşkilatlarımıza, teşkılatlarımız vasıtasıyla da insanlarımıza iletiliyor.

Federasyon olarak, ''Sen de bir kitap oku.'' adı altında bir proje başlatması aşamasındayız. Bu kitaplar Türkçe olacak. Amacımız, çocuklarımızın Türk Dilini daha iyi öğrenmeleri ve geliştirmelerine yöneliktir.

 

 

 

Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim; Hiçbir devletten yardım almadan ayakta kalabilen, hatta kendini geliştiren, yegane kuruluş Hollanda Türk Federasyondur. Federasyon olarak çok zor günler atlattık. 10-15 yıl geriye gittiğiniz zaman, toplumda bize karşı muazzam bir önyargı vardı. Kuruluşumuz, çok büyük iftiralara maruz kaldı. Herhalde bize atılan çamurların az bir kısmı başka kurumlara atılmış olsaydı, o kurumlar şimdi hayatta olamazlardı. Bu durum da, federasyonumuz bünyesindeki bağların ne kadar güçlü olduğunu her kesime göstermiştir. Biz şekil ya da sembol temsil eden bir kurum değiliz.

Günümüzde bizleri karalayan bazı Hollanda basın-yayın organları mevcut. Biz bu organlara, kimin destek verdiğini ve bunların arasında Türkiye kökenli olanları, isim isim biliyoruz.

 

Hollanda'da kaç tane teşkilatınız var?

Hollanda genelinde ellininüzerinde teşkilatımız hizmet vermektedir. Teşkilatlarımız arasında yedi metrekare alanı olan da var beşbin metrekare alanı olan da var. Bazıları spor salonu, camii gibi olusumları bünyesinde barındırmaktadır.

Çalışmalarımız bu teşkilatların gelişmesine yönelik olup, burada amaçlanan; Türklerin yaşadığı her şehir ve beldede varolmaktır.

 

Biz artık göçmen değil, Avrupa Türk'üyüz.

 

Hollanda Hükümeti tarafından, Türklere yönelik yürütülen politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Genel olarak baktığımız zaman, yürütülen politika toplumu aşırı derecede germektedir. Son seçimler toplumu biraz rahatlattı ve uzun vadeli bir hükümet kurma fikri oluşmak üzere. Bütün bunlarla beraber ülkede bir Wilders gerçeği var. Bazı kesim tarafından yürütülen islam dışı faaliyerleri koz olarak kullanan ve İslama saldıran bir partinin başkanı konumunda. Bu konuda İslami kuruluşların birlikte hareket etmesi çok büyük önem taşıyor. Demokratik haklarımızı kullanarak bu düşüncelerle mücadele etmemiz gerekiyor. Ama al tehlike, Wilders gibi düşünüp de ortaya çıkmayan kesim. Hollanda politikasında yerini almış, bazı sol parti bünyesinde de Wilders fikrini benimseyenler var. Wilders'tan değil ama bu kesimden korkmamız gerekiyor.

Türk toplumu Hollanda içerisinde erimeden, kültürüne sahip çıkarak yaşamını idame ettirmektedir. Tabi federasyonumuzun çalışmaları bu alanda büyük katkı sağlamıştır. Zaten bize karşı olan iftiraların asıl kaynağı da buradan geliyor. Federasyon olarak, yaşadığı topluma uyumlu bir şekilde ama asimile olmadan, Türklük değerlerinden ödün vermeden yetişen gençler, en büyük sevinç kaynağımızdır. Biz artık göçmen değil, Avrupa Türk'üyüz.

 

Murat Bey, bu sayımızda ''Hollada'da yaşayan Türk Gençlerinin sorunları'' adında bir dosya hazırladık ve gençlik kolları başkanlarından ve konu ile ilgili uzmanlardan görüş aldık. Sizin bu kapsamdaki düşüncelerinizi merak ediyoruz.

 

Türk Gençliğinin çok büyük sorunları var. Eğitim, iki kültür arasında kalmışlık, ayrımcılık ve işsizlik gibi sorunlarla boğuşmak zorundalar. Bu sorunların aşılması için bütün Türk kurum ve kuruluşları birlikte hareket etmek zorundadır. Uzmanlarımıza da bu alanda büyük görev düşmektedir.

Size kendimden örnek vermek istiyorum; Ben ve benim gibi, burada yetişen ikinci kuşak Türkler çok büyük sıkıntılar çekti. Çünkü, önümüzde bir örnek, bizi yönlendirecek bir kuruluş yoktu. Ebeveynlerin Türkiye'den gelmiş olmaları ve içinde yaşadığı toplumun dilini ve kültürünü bilmemeleri, bizlere destek olmalarını engellemiştir. Bu nedenle, yüksek eğitimli bir insan olduğum için Allahıma şükrediyorum. Ayrıca şu an başkanı olduğum teşkilatın, benim üzerimde çok büyük emeği vardır.

 

Son olarak, eklemek istedikleriniz varsa alabilir miyiz?

Nerede bir Türk a

ğıtı varsa biz oradayız. Şu an dünyanın değişik coğrafyalarında yükselen Türk ağıtlarına her nedense Ankara'nın sesi çıkmıyor. Bu duruma çok üzülüyoruz. Elimizden geldiği kadar her alanda hizmet vermeye devam edeceğiz. Allah yardımcımız olsun.

 

 

 

 

Avrupa 10.Şiir Yarışması Sonuçlandı